3’ün 1’i...

Çetin Altan

Oktay Ekşi

Rauf Tamer

Bekir Coşkun yazdı o köşede.


Aydın Bey’e sordum...

Oybirliğiyle karar verdik.

Vuslat Hanım dedi ki filan.

*

Alt tarafı iki satır yazı yazacağız...
Strese sokmayın insanı be kardeşim!

*

Hadi bismillah...

*

İşsiz baba kendini astı.

İcra geldi, canına kıydı.

12 yaşında hapçı...

Böbreğini sattı.

İstanbul’da bir anne, bakamadığı zihinsel özürlü evladını vurdu, sonra kendini vurdu. Üniversitesi öğrencisi kızın, babasının borçlarını ödeyebilmek için fuhuş yaptığı ortaya çıktı. Oğlunu dershaneye gönderemeyen baba, PTT soymaya kalktı. Çocuk Esirgeme’den kaçan kız çocuğu, bez bebek çalarken yakalandı. Kredi borcunu ödeyemeyen çiftçi, hapse girdi. Töreden kaçan iki sevgili, el ele ölüme atladı. Öldürülen taksiciden 4 lira çıktı.

*

3’üncü sayfa haberleri bunlar.    

*

1’inci sayfalar sonuçları yazıyor.

3’üncü sayfa sebepleri.

*

Çetin Altan, Oktay Ekşi, Rauf Tamer ve Bekir Coşkun’u 3’üncü sayfada buluşturan, sanırım buydu aslında... “Perşembenin gelişi”ni yazan kalemler onlar... Testi kırıldıktan sonra akıl vermektense, bugün yenen hurmaların yarın öbür gün nereleri tırmalayacağını anlattılar. Hep.

*

3’üncü sayfalara “tek sütun” olan dramları görmezden gelirsen, teker teker birikip, terör, sel, kriz, skandal, yağma, facia, katliam “manşet”leriyle patlar 1’inci sayfalarda... İş işten geçtikten sonra şaşakalıp, “N’oluyoruz?” diye meraklanman ondan... 3’ün 1’i oluyor halbuki. Kaçınılmaz.

*

Ve, elbette çok onur verici 3’üncü sayfa bayrağını devralmam... Başta Ertuğrul Özkök, “Orası senin” diyen Hürriyet Ailesi’ne teşekkür ederim. Bekir Ağabey kadar güzel hayvan sevgisi yazamam ama, “sıradan insanların bekçi köpeği” olmak için elimden geleni yapacağım.

*

Hadi şimdi dağılın artık.

Duygulandım biraz.

Yılmaz ÖZDİL - 30 Eylül 2009 - Hürriyet

Add a comment
Kevın...

Kevın Kostnır açılıma destek verdiğini açıkladı. Corc Kuluni, cumhurbaşkanımızı kıskandığı için biraz karşıymış galiba... Terminatör ise, “Ben zaten Ermeni açılımına destek veriyorum birader, her şeyi benden beklemeyin” demiş.

*

Sharon Stone’un, “Parayı bastırın, isterseniz gideyim Kandil’de açayım” dediği iddia ediliyor.

*

Rambo yeni filmini Kato Dağı’nda çekecekmiş bu arada, Sitivın Şipilbörg söyledi, Bucak Aşireti’yle vuruşacakmış, Emine Ayna’yı da Nikol Kidmın canlandıracakmış... Deni Devito’ya tak bıyığı, olsun sana Barzani... Betmen de aslında Batmanlıymış meğer, Atatürk döneminde ismini zorla değiştirmişler, Kürtçe Batman’ı Türkçe Betmen yapmışlar. Hatta, Antonyo Banderas bunu duyunca fena sinirlenmiş, Sarı Zeybek rolünü oynamayı reddetmiş.

*

Hollywood’a pek meraklı bu arkadaşlar... Rabırt Deniro’yla iftar yapmışlardı Niyork’ta... Ancelina Coli’yi kadın kolları toplantısına davet etmişlerdi. Först leydi’nin türbanını Sofiya Loren’in eşarbına benzetme yarışı vardı bi ara... Fifti sent’i ramazan şenliklerine getireceklerdi ama, “70 sente muhtaçtık, düşe düşe fifti sent’e mi düştük” derler diye, vazgeçtiler. Onun yerine, rahmetli Maykıl Ceksin’ın Müslüman olduğunu açıkladılar. Madonna’nın konsere Fatiha okuyarak çıktığını ise, bizim gazete ortaya çıkardı.

*

Ahali desen, çoğunluğu, Antoni Kuin’i Hazreti Hamza sanıyor zaten.

*

“Yoksul büyüdüm, otomobilimiz yoktu, Küçük Tayyip okula yaya giderdi, ayakkabılarımın altı delik deşikti, yağmurda kışta sıcakta ayaklarımın kızardığını bilirdim.”

*

Ne bu?

Raj Kapoor.

Bollywood açılımı...

*

Ya Apo?

Evde tek başına.

Yaramaz, sevimli çocuk.

*

Uzatmayayım.

Koyun haritayı Kevın Kostnır’ın önüne, Bingöl’ü göstersin, sözüm söz, Şirek’teki eşek gibi anıra anıra gezerim...

Ha, silahlı mücadeleyi bırakıp, teröristleri gülmekten öldürmeye karar verdiyseniz, orasını bilemem tabii.


Yılmaz ÖZDİL - 26 Eylül 2009 - Hürriyet

Add a comment

The little Tayyip...

Central Park’a bakıyor.

5’inci cadde üzerinde.

Muslukları altın.

*

The Plaza Hotel bu.

Lüksün mabedi.

*

Aslında tam otel değil, kısmen otel... Üst katlarda 182 tane özel dairesi, orta katlarda 152 residence, en alt katlarda 130 tane otel odası var. Çatı tripleksi 56 milyon dolara satıldı. Öbür daireler, konumuna göre, 15-35 milyon dolara alıcı buldu. Dairelerin aylık kirası, 40 bin dolarla 600 bin dolar arasında değişiyor. En dandik otel odasının geceliği, 1.200 dolar... Otel hizmeti veren residence’lerin geceliği, 10 ila 20 bin dolar.

*

Beatles burada kalıyordu... Marilyn Monroe, jartiyerli efsane pozunu burada verdi. Sex and the City ve Gossip Girl’ün bazı bölümleri burada çekildi. Başkan Nixon’ın kızının düğünü burada yapıldı.

Sahibi Arap’tı, şimdi İsrailli.

*

Kapısında, Pomona heykeli var.

Çeşmeli... Meyve tanrıçası. Cıbıl.

Memeler filan ortada.

*

Bakmak bedava ama...

“Her şey dahil” değil maalesef.

Yersen...

Tabak başı 400 dolar.

Portakal suyu, 12 dolar.

Tadımlık havyar, 200 dolar.

Şampanya, 3 bin dolar.

Dedim ya, musluklar 24 ayar.

Avizeler kristal.

İsteyene, süt banyosu...

Odaları Versace tasarladı.

Louis XV’ten esinlenmiş...

Ki, bu arkadaş, yozlaşmanın eşsiz örneklerini sergileyerek, Fransız devrimine giden parke taşları döşemişti.

Koltuk moltuk antika.

Yatak takımları ipek.

Ayna çerçeveleri altın.

Bornozlar altın sırmalı.

Ya araklanırsa?

Otel Müdürü gülümsüyor, “Üzerlerinde amblemimiz var, reklamın iyisi kötüsü olmaz!”

*

Başbakanımız burada kalıyor.

*

Ve, ahalimiz kızıyor:

“Nasıl olur da, Başbakanımızı sokakta yürütür bu şerefsizler!”

Yılmaz ÖZDİL - 25 Eylül 2009 - Hürriyet

Add a comment