Baykal nasıl 'milli' oldu?

Bugün “milli” maç var.

Ama, futbol yazısı değildir bu.

*

“Kadere bak” yazısıdır.

*

Galatasaray’da başladı, Rizespor’da oynadı, Göztepe’de, Siirt’te, Fenerbahçe’de, Gençlerbirliği’nde, Konyaspor’da, Samsunspor’da, Trabzonspor’da oynadı, “Anadolu’da ayak basmadık” yer bırakmadı, şimdi Ankaragücü’nde oynuyor... Adı, Ceyhun.

*

Hayatını futbola verdi...

İlk kez milli takıma çağırıldı.

*

Kim çağırdı?

Fatih Terim...

Kim o?

Ceyhun’u taaa yıllar önce “defterden silen” ve Galatasaray’dan gönderen hoca.

*

“Bana lazım değil” demişti.

“Ona gerek yok...”

*

E bakıyoruz bugün...

Arda kart cezalısı, oynamayacak.

Emre kart cezalısı, oynamayacak.

Maç hayati.

Terim sıkıştı...

Ceyhun’a sarıldı.

Mecburen.

*

İçine düştüğü durumdan, kurtarsa kurtarsa “Ona gerek yok” dediği adam kurtarabilir çünkü.

*

Ve, bakıyoruz...

Fatih Terim’in siyaset sahnesindeki versiyonu olan başbakanımız, “Ona gerek yok” diye defterden sildiği, “cibilliyetsiz” dediği Baykal’a mektup yazmış, “zat-ı âliniz” diyor, kibarlıktan kırılacak, “Birikimlerinizden istifade etmek arzu ve niyetindeyim” filan diyor.

*

İçine düştüğü durumdan, kurtarsa kurtarsa “İki koyun güdemez” dediği adam kurtarabilir çünkü.

Yılmaz ÖZDİL - 10 Ekim 2009 - Hürriyet

Add a comment
Dokunmayın Şabanıma...

PKK’ya destek veriyor diye hapse sokmuşlardı, milletvekili seçildi diye çıkarıp TBMM’ye soktular, şimdi, PKK’ya destek veriyor diye TBMM’den çıkarıp, hapse sokmaya çalışıyorlar.

Haliyle soruyor Sabahat...

Tek benim mi kabahat?

¡

Dişli var mesela...

Filmi bile var.

¡

E tutuştu tabii arkadaşlar...

Formül arıyorlar.

- N’apçaz şimdi?

- Dokunulmazlığı kaldırsak...

- Biz de gideriz okkanın altına!

- Ulemaya mı sorsak acaba?

- Kevın’a soralım, Kevın’a...

¡

Benim önerim şu:

Dokunulmazlığı kaldıramayacağınıza göre, yokunulmazlık verin kardeşim.

¡

Gelsin polis Meclis’e, sorsun:

- Burdalar mı?

- I-ıh, yoklar.

¡

Olmadı, “utanılmazlık” verin...

¡

Utanıyor çünkü bu DTP’liler CHP’liler MHP’liler... Utanıyorlar, akçeli işlerden yargılanması gereken milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmadığı için.

NOT:

Terbiyesiz bir nesil yetişiyor.

Adamın kafasına ayakkabı attılar.

Hamdolsun ki, denk gelmedi.

Teğet geçti.

 

Yılmaz ÖZDİL - 02 Ekim 2009 - Hürriyet

Add a comment
3’ün 1’i...

Çetin Altan

Oktay Ekşi

Rauf Tamer

Bekir Coşkun yazdı o köşede.


Aydın Bey’e sordum...

Oybirliğiyle karar verdik.

Vuslat Hanım dedi ki filan.

*

Alt tarafı iki satır yazı yazacağız...
Strese sokmayın insanı be kardeşim!

*

Hadi bismillah...

*

İşsiz baba kendini astı.

İcra geldi, canına kıydı.

12 yaşında hapçı...

Böbreğini sattı.

İstanbul’da bir anne, bakamadığı zihinsel özürlü evladını vurdu, sonra kendini vurdu. Üniversitesi öğrencisi kızın, babasının borçlarını ödeyebilmek için fuhuş yaptığı ortaya çıktı. Oğlunu dershaneye gönderemeyen baba, PTT soymaya kalktı. Çocuk Esirgeme’den kaçan kız çocuğu, bez bebek çalarken yakalandı. Kredi borcunu ödeyemeyen çiftçi, hapse girdi. Töreden kaçan iki sevgili, el ele ölüme atladı. Öldürülen taksiciden 4 lira çıktı.

*

3’üncü sayfa haberleri bunlar.    

*

1’inci sayfalar sonuçları yazıyor.

3’üncü sayfa sebepleri.

*

Çetin Altan, Oktay Ekşi, Rauf Tamer ve Bekir Coşkun’u 3’üncü sayfada buluşturan, sanırım buydu aslında... “Perşembenin gelişi”ni yazan kalemler onlar... Testi kırıldıktan sonra akıl vermektense, bugün yenen hurmaların yarın öbür gün nereleri tırmalayacağını anlattılar. Hep.

*

3’üncü sayfalara “tek sütun” olan dramları görmezden gelirsen, teker teker birikip, terör, sel, kriz, skandal, yağma, facia, katliam “manşet”leriyle patlar 1’inci sayfalarda... İş işten geçtikten sonra şaşakalıp, “N’oluyoruz?” diye meraklanman ondan... 3’ün 1’i oluyor halbuki. Kaçınılmaz.

*

Ve, elbette çok onur verici 3’üncü sayfa bayrağını devralmam... Başta Ertuğrul Özkök, “Orası senin” diyen Hürriyet Ailesi’ne teşekkür ederim. Bekir Ağabey kadar güzel hayvan sevgisi yazamam ama, “sıradan insanların bekçi köpeği” olmak için elimden geleni yapacağım.

*

Hadi şimdi dağılın artık.

Duygulandım biraz.

Yılmaz ÖZDİL - 30 Eylül 2009 - Hürriyet

Add a comment