Noobum

Erzincan’da enteresan işler oluyor.

Radikal manşet yapmış…

*

Bir savcı var.

“Tanık” olarak ifade veriyor.

*

“Bana 86 lira borç taktı” diye kendisini şikâyet eden Adliye çaycısının “albay” lakaplı “Ergenekoncu” olduğunu söylüyor… “Benden altın aldı, parasını ödemedi” diye kendisini şikâyet eden kuyumcunun “gizli istihbaratçı” olduğunu söylüyor… “Benden borç aldı, geri ödemedi” diye kendisini şikâyet eden adamın, uyuşturucu ve tarihi eser kaçakçısı olduğunu söylüyor… Bu şikâyetler üzerine kendisi hakkında soruşturma açan Erzincan Başsavcısı’nın da, aslında “Ergenekoncu” olduğunu söylüyor.

*

Bitmiyor.

*

Kendisi hakkındaki rüşvet iddiasında tanıklık yapan Albay’ın “PKK saldırısına göz yumduğunu” söylüyor… 3’üncü Ordu’da yemek yediklerini, kafayı çeken albayların matiz olarak “darbe planını anlattıkları”nı söylüyor… Bu konularda “tanık”lık yaptığı için hayatının tehlikede olduğunu, kendisini öldürmek için arabasına iki defa “kene” konulduğunu söylüyor… Erkenekon yani.

*

Tek tek sayıyor…

Saydığı isimler tutuklanıyor!


*

Aslına bakarsanız, aynı Erzincan’da “Avcılar Derneği Başkanı”nı Ergenekon’dan içeri aldıklarında, böyle vahim gerçeklerin ortaya çıkacağı belliydi!

*

Hayatında keklik bile görmemiş olan hevesli avcı, Safari’ye gitmiş… Akşam oturmuşlar öbür avcılarla sohbet ediyorlar, kimi aslan vurdum diyor, kimi kaplan… Bizimki, “İki tane noobum vurdum” diyor. Üstünde durmuyorlar. Ertesi akşam gene sohbet, kimi aslan, kimi kaplan, bizimki gene “İki tane noobum vurdum” diyor. Bu sefer merak edip, “Nedir bu noobum?” diye soruyorlar… Bizimki anlatıyor: “Valla ben elimde tüfek dolaşıyorum, çalıların arasından kara kara bi şeyler çıkıp ‘Noo Bum! Noo Bum!’ diye bağırıyor, ben de vuruyorum!”

*

Türkiye de Afrika gibi artık…

Sen istediğin kadar noo bum de.

Yılmaz ÖZDİL - 13 Şubat 2010 -Hürriyet
http://www.ilk-kursun.com/
Add a comment

Mümbittir bu topraklar ottan fazla hain yetişir

Türkiye’de her şeyin karaborsası olur.

Hainin olmaz…

Çünkü, haini en bol ülke Türkiye’dir.

*

Bakın taze örnekler vereyim.

*

“Ne malum intihar ettiği?”

“Foyası meydana çıkınca tabii…”

“Amiral gözündeki kara gözlükleri çıkarsın da, öyle konuşsun, asıl kendi niye intihar etmiyor?”

“Pisliğini örtmeye çalışmış…”

“İddia doğru mu, sen onu söyle!”

“Albay sütten çıkmış ak kaşık!”

“Vah vah, Ergenekon’dan çıkmak için intihar etmekten başka çıkar yol bulamamış demek ki!”

*

Bunun Türkçesine hiç dokunmadım:

“serefle ne alkası var, herhalde birşey yaptı sonra foyalari ortaya çıkınca intar eddi ondan sonrada ittahar edti.”

*

“Müslüman olsa, intihar eder mi?”

*

“Tek tek olmaz, hepsi gidecek!”

“İktidara fitne sokanların haline bak.”

“Komutan katilleri savunuyor.”

“Deniz Feneri’ne iftira atanlar hiç ağlamasın şimdi, etme bulma dünyası.”

“Darbeci ordu bunalıma girdi.”

“Öldü diye mağdur mu oldu yani?”

“Peygamber ocağını vur patlasın çal oynasın yaptılar, örf adet yok, TSK’da maneviyat eksik.”

“Ölüm, gerçekleri örtemez.”

“Yayınlanan klipte, kocamı Ergenekon ilişkileriyle tehdit ederim diyordu, şimdi tabut başında Berkçiğim diye ağlıyor. Gözyaşları sahte. Silahların yerini söyle.”

*

Ne bunlar biliyor musunuz?

*

Hürriyet, Milliyet, Vatan gazetelerinin internet sitelerinde “Eşine iftira atılan albay canına kıydı” haberi yayınlandı… Yukarıdaki satırlar, o haberin altına yapılan yorumlardan bazıları.

*

Gizli saklı değil, alenen.

*

Asimetrik psikolojik harekâtı filan geçmiştir iş… TSK, düşman ordusudur.

Yılmaz ÖZDİL - 12 Şubat 2010 - Hürriyet

Add a comment

Takke düştü kel göründü… Şapka düştü ne göründü?

Mustafa Kemal, memleketin bütün erkekleri şapka giysin diye yapmadı aslında, şapka devrimini…

Kafasının içindekini göremediği için, kafasının üstündekini görmek istedi.

*

Baktı mı, görüyordu…

Kim devrimden yana?

Kim değil?

*

Baktın mı, görüyorsun hakikaten…

*

Çankaya türbanlı.

Başbakanlık türbanlı.

Dışişleri türbanlı.

Adalet türbanlı.

THY, Merkez Bankası, TRT, Devlet Planlama, Özelleştirme İdaresi, TOKİ…

Belediyeler türbanlı.

*

E nedir Allah aşkına, hâlâ, oraya girdik şuraya giremedik yakınmaları filan?


*

(Üniversiteye giremeyen türbanlı kızlarımız için bir parantez açayım buraya… Nişantaşı’na en lüks ciplerle giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Bağdat Caddesi’ne kolunda milyarlık çantalarla giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Vakko’ya, İstinye Park’a, Kanyon’a parmağında kuru soğan büyüklüğünde pırlantalarla giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Üniversiteye giren türbanlı? İşte o artmadı… Kim iktidarda 8 yıldır? İsmet İnönü mü? Türbanlı olduğu için üniversiteye giremeyen kızlarımız hiç düşünüyor mu acaba… Sizin “girişi”niz sağlanırsa, sizin üzerinizden elde edilen bu “rant girişi” sağlanabilir mi?)

*

Peki nedir?

*

Bakın, hiç eğip bükmeden buraya yazıyorum… Tartışma kadınlar üzerinden yürüyor ama, bu ülkede en büyük mağdur, “Eşinin başı açık olan erkekler”dir.

*

Yukarıda saydık…

Eşinin “başı kapalı” erkek, her makamın “başı”na geçebiliyor mu?

Geçebiliyor…

Eşinin başı açık olan erkek?

İsminin üstü çiziliyor…

TRT’nin başına geçemezsin. THY’nin başına geçemezsin. Talip bile olamazsın. Memursan, şef olamazsın; öğretmensen, müdür olamazsın… Astsan üst olamazsın, üstsen sürülürsün.

*

Bıraktık devlet makamlarını, eşinin başı açıksa, malum belediyelerden su bayiliği bile alamazsın, su bayiliği bile.

*

Hatta, vazgeçtik makamdan mevkiden, son albay intiharında gördük işte… Haysiyet cellatlığı yapılıyor, başı açık kadınlara iftiralar atılarak, kocalarının kendi başına sıkması sağlanıyor!

*

“Yanlış okuyorum herhalde” diye düşünenler için biraz daha büyük
yazayım: TARTIŞMA KADINLAR ÜZERİNDEN YÜRÜYOR AMA… ASLINDA, EŞİNİN BAŞI AÇIK OLAN ERKEKLERE ZULÜM VAR BU ÜLKEDE.

Yılmaz ÖZDİL - 11 Şubat 2010 - Hürriyet
Add a comment