dogan kuban1

Türkiye cehaletiyle övünen bir ülke!

Profesör Doğan Kuban

"Bizde babamın evidir, koruyayım kültürü yok, İstanbul böyle gitti."

*** *** ***

"İstanbul geri kalmış bir memleketin şehri, dünyanın en güzel şehirlerinden biriydi, canına okudular."

*** *** ***

"İstanbul belediyesi 1969'da benden bir koruma planı yapmamı istemişti, iki sene çalıştım, ev ev, yapı yapı çalıştım, Boğaz, Suriçi, Haliç, Galata, Üsküdar, Kadıköy, neleri korumak gerekiyor, tek tek çıkardım, bugün benim 'korunsun' dediğimin yüzde biri bile yok, kalanlar da saraylar, camiler, türbeler, gerisi yok."

*** *** ***

"Mimar Sinan Camisi yaptılar, böyle camilere Sinan ismini vermek bile Mimar Sinan'a hakaret, Sinan çok yetenekli bir adamdı, bunlarınki hep kopya, hep kötü taklit, utanç verici."

*** *** ***

"Çamlıca'ya inşa edilen camiyi konuşmaya bile değmez, Sultanahmet'in kopyası, cami dediğin cemaat uğradığı zaman cami olur, dağa tepeye cami yapılmaz, Anadolu'yu dolaşın, bulamazsınız."

"Restorasyon, ancak ideal tarih bilinciyle mümkün olur, kendimizi kandırmayalım, bu bilinç bizde eskiden de yoktu, padişah bile babasının yaptırdığı evi yıkar, kendisininkini yapardı, yıka yıka giderdi, Topkapı da buna dahildir, göçerliktir bu."

*** *** ***

dogan kuban

"İstanbul'da artık plan yapılamaz, dünyada da bu kadar büyük şehri planlayamazsınız, çareyi Anadolu'da aramalı, Anadolu şehirlerini eğitim ve sanayiyle cazibe merkezi haline getirmeli."

*** *** ***

"Toplumda kültür yok, 200 küsur üniversite var ama, hoca yok, cehalet kurbanı olarak devam ediyoruz, vasatlık her yerde."

*** *** ***

"Bir kültürün birikmesi, bakkaldan mal almaya benzemez. Kentli olmak, kente her taşınanın kentli olduğu anlamına gelmez. Kentli olmak, çağdaş uygarlığı bütünüyle olmasa bile, biraz anlamış olmak demektir."

*** *** ***

"Beştepe'ye yapılan sarayla ilgilenmedim bile, mimari olarak iyi isimlerle çalışmıyorlar, değerlendirmesi yapılacak bir şey değil, zaten orada asıl mesele yeşili yok etmiş olmak!"

"En tehlikeli şey inşaatçılıktır, çünkü inşaatçı aslında bir şey üretmez, arkasında entelektüel bir gelişme yoktur. İktidar, eğitime-sanayiye para harcayacağına, ekonomiyi inşaata indirgiyor, halkı istismar ediyor, cahil bir kitle para kazanmış oluyor, bu kadar, inşaatçılık ülkeyi batıracak."

*** *** ***

"İşe gitmek için her gün yolda üç saat kaybediyorsan, geri kalmış bir şehirde yaşıyorsun demektir."

*** *** ***

"Eski Türkiye daha namusluydu. Şimdi namussuz demek istemiyorum, ama cahil olduğu için kolayca kötülük yapabiliyor, haksızlık, adaletsizlik, cahilliğinden kaynaklanıyor, bir gün sonrasını düşünmediği için böyle oluyor."

*** *** ***

"Bu ülkede ağaç ve orman katliamı var, su katliamı var, insan ve özellikle kadın katliamı var, hepsinin üzerinde, hayvanlarıyla birlikte doğa katliamı var, kent yaşamı katliamı var."

*** *** ***

"Atlı bozkır göçerleri yağmayla yaşardı, fethettikleri toprakları yağma ederler, halkı esir alırlardı, biz de kendi kentlerimizi yağma ediyoruz, atlı bozkır göçerleriyle atsız göçerlerin yağması arasında pek bir şey değişmedi, kentlerimizi yağmalıyoruz, içine de kendimizi hapsediyoruz."

*** *** ***

"Türkiye cehaletiyle övünen bir ülke."

*** *** ***

"Türkiye, tarihi hastalığı olan cehalet ve yolsuzlukla savaşıyor. Bu savaşı halk, kendine karşı yapıyor."

*** *** ***

"İster cumhurbaşkanı seçmek, ister kadınları boğazlamak, ister tarihi ve doğal çevreyi yok etmek, ister ağaç kesmek, ister hırsızlık yapmak, ister tarih bilmeden onunla övünmek, ister dindar olmadan dini istismar etmek... Hepsi cehalete dayalıdır."

*** *** ***

"Bürokrasinin cahiller elinde toplanması, hastalık alametidir."

*** *** ***

"Çağdaş hiçbir ülke cahil kadrolarla idare edilmez."

*** *** ***

"Eğitimin her düzeyde çökmesi, hastalıktır."

"Düşünenler çoğalmadı ve utanmıyoruz. En çok ölüleri, cenazeleri, camileri, AVM'leri, borsaları, gökdelenleri, yolları, sarayları, otomobilleri düşünüyoruz ."

*** *** ***

"Cahil halkın seçtiği insanlar da cahil oluyor, planlama yok, çünkü planlama yapacak adam işbaşına getirilmiyor, önce yağma yapılıyor, sonra plan yapılıyor, birisi oy almak istiyor, öbürü ev sahibi olmak istiyor, bu ikisi birbirleriyle çok iyi örtüşüyor!"

*** *** ***

"Türkiye'de felsefe olmadığı için, eleştiri kavramı gelişmedi, az gelişmiş toplumda eleştiri yaptığın zaman, küfür etmiş sayılıyorsun!"

*** *** ***

"Türkiye Cumhuriyeti, İslam toplumları tarihinde gerçekleştirilen en büyük uygarlık projesidir. 20'nci yüzyılın en büyük toplumsal devrimi, Türk devrimidir. Şimdilerde ise maalesef, İslam toplumlarının çağdaş dünyayla sürüp giden uyuşmazlığı, Türkiye'ye de bulaştırıldı."

*** *** ***

"Atatürk 'benim tek mirasım akıl ve bilimsel düşüncedir' demiş, hiçbir devlet adamı veya devlet kurucusu böyle bir şey söylememiş, biz ise Atatürk'ü reddeden profesörler yetiştirdik!"

"Emperyalizm ve ulaklarının en büyük çabası, Türkiye devriminin yaşamsal kavramlarının içini boşaltmaktır, bunun aracı olarak da Cumhuriyet simgelerini yok etmektir. Ama yine de Atatürk'ü savunmak gereksizdir, çünkü Atatürk erişemeyecekleri yüksekliktedir!"

*** *** ***

"Türk aydını, Amerikan sömürgeciliği ve kırsal kültür tarafından esir alındı, olan bitenler ahlaki ve entelektüel iflastır, aydınlar doğrudan katılmıyor olsalar da, toplumu saran ahlaki çöküntüyü sanki normal bir olguymuş gibi izlemekle yetinerek, hoş göstererek, ona ortak oluyorlar."

*** *** ***

"Bugünkü kaos, Batılı emperyalistlerin her zaman destekledikleri ortaçağda kalmış, ilkel ve tavizci bir İslamcı hareketin başarısıdır. Fakat, İslami bir başarı değildir. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrasını Batı'nın piyonu olarak oynamanın cezasını çekiyor."

*** *** ***

"AKP bir sultan yetiştirme tuzağı olarak çalıştı. Peki ya CHP, demokrasiyi ve cumhuriyeti korumak adına ne yaptı?"

*** *** ***

"Oysa bu toplumda, hangi koşullarda olursa olsun, insanlık için düşünüp çalışacak çok insan olduğunu Kurtuluş Savaşı'nda öğrendik.

Günümüzde de varlıklarıyla geleceği hazırlayan milyonlar var.

Sesleri az ya da çok çıkabilir, düşünceleri bulanık olabilir, ama çağdaş dünyanın ortaklarıdır, bu ülkenin dünyayla er geç buluşacağı tek yol, çağdaş uygarlık yoludur."

*** *** ***

"Bilinçlendirmek, uygarlık  sorumluluğudur.

Aklımız, eğitimimiz, bilgimiz oranında çevremizi aydınlatmak zorundayız.

Bu küçük aydınlık odakları, toplum sinerjisini, toplumun gelecek umutlarını korumaya yardım edecektir.

Bu, çağdaş bir insani dayanışmadır. Evrensel ve bilimseldir.

Politik değildir."

*** *** ***

"Türkiye'yi ancak 'kaya sınıfı' kurtarabilir...

Bir şelale düşünün, arkada kayası var, önde sular akıyor, bu evrim sistemi içinde, önden akan sularda bazı insanlar gelip geçiyor, kaya sınıfı ise daima yerinde duruyor.

Kaya sınıfı olarak, lise veya üniversite eğitimi görmüş, ailesini geçindirmek için yaşamın sağladığı bütün olanaklara tutunmuş, alt gelir seviyesine sahip, kadın-erkek, evli-bekar, yaşı 5O'liyi geçmemiş sınıftan sözediyorum.

Bu kaya sınıfı, Türkiye'yi çağdaş dünyaya en çok yaklaştıran gruptur, Türkiye'nin ayakta kalmasını sağlayan sınıftır.

Çünkü, bu kaya sınıfının temel amacı, hayatı olduğu gibi kabul etmektir. Politik ideolojileri yoktur, partilerle ilişkileri çok zayıftır, dinle ilişkileri yoktur, önyargıları yoktur, yaşayabildikleri bütün çağdaş değerlere yakındırlar, toplumdaki politik çatışmaların tarafı değillerdir, toplumun bilinçli fakat tarafsız üyeleridir, güncel politik kavgalarla, politik ve dini kinlerle, politikacıların temel konu yaptığı giyim-kuşamla sorunları yoktur.

Aslında bu davranış, Cumhuriyet'i tanımlayan temel davranıştır.

Bu grup halk, dünyanın gidişatına uygun doğal bir hayat yaşar, politik kavgalara girmez. Kaya sınıfı, Cumhuriyet'in yarattığı bir yapıdır.

Evrimin Türk tarihindeki başarısıdır.

Kaya sınıfı, dünyaya her noktasından tutunarak, Türkiye'yi çağdaşlaşma yoluna çeker."

*** *** ***

dogan kuban2

Profesör Doğan Kuban.

*** *** ***

Yazılarından ve röportajlarından alıntılar aktardığım, hemen hemen Cumhuriyet'le yaşıt, muhteşem bir Cumhuriyet bilgesiydi.

Adeta kutup yıldızı gibi takip ettiğimiz yön gösterici düşünceleriyle, zihin dünyamızı inşa eden mimardı.

Umutlarımızı koruyabilmemiz için, son nefesine kadar uygarlık sorumluluğuyla çabaladı.

*** *** ***

Güle güle değerli hocam...

Bu ülkenin dünü ve bugünü çok farkında olmasa bile, yarınları size minnettar.

Yılmaz ÖZDİL - 24 Eylül 2021

Konuyla ilgili bir diğer yazı :

Cehaletle mücadele önderi büyük bir insanı kaybettik!

Türkiye'nin en büyük birkaç aydınından biri olan Prof. Dr. Doğan Kuban'ı geçtiğimiz hafta kaybettik.

Bu değerli bilim ve kültür adamının ölümü medyamızda fazla yer bulmadı. Sanatçı geçinen bir sosyetik şaklaban hayatını kaybetseydi sanırım ondan çok daha fazla söz edilirdi.

Türk mimarlık tarihinin en önemli isimlerinden olan ve 95 yaşında aramızdan ayrılan Doğan Hoca, cehaletle mücadele önderi ve eşsiz bir düşünce ve kültür adamıydı.

Türk halkını aydınlatmak için tüm yaşamını bu ülkeye vakfetti ama o halkın en az yüzde 95'inin Doğan Kuban'ın kimliğinden, değerinden, kitaplarından ve hepsi bilgi dolu olan makalelerinden haberi yoktu.

*** *** ***

Doğan Hoca muhteşem bir bilgeydi ve bu ülkenin para hırslısı, gösteriş meraklısı, cahil yöneticilerden kurtulmadan rahat ve huzura kavuşamayacağını savunurdu .

Ona göre cahil kadroların yönettiği tüm ülkelerin halkları cahil kalmaya, demokrasi ve özgürlüklerden uzak, kıtlık ve sıkıntı içinde yaşamaya mahkumdu.

*** *** ***
Doğan Kuban Hoca mimarlık alanındaki kitaplarının dışında, önceleri "Bilim ve Teknik Dergisi"nde, daha sonra "Herkese Bilim ve Teknoloji" adlı dergide uzun yıllar yüzlerce, hatta binlerce makale kaleme aldı.

90'ı aşan ileri yaşında bile düşünce üretmeye devam ediyor, duru zekasından bilgi kıvılcımları fışkırıyordu.

Okurlarıma fikir vermek için, büyük kültür adamının yazdığı makalelerden küçük alıntılar yaptım. Bu kısa örnekler bile onun kimliği ve kişiliği hakkında güzel bir fikir verir diye düşünüyorum.

Okuyalım:

*** *** ***

- İslam dünyasındaki devrimlerden mevcut tek devrim bizim Cumhuriyet'tir.

Gerçekleşmesi Mustafa Kemal gibi bilinçli ve dahi bir askerin varlığı ve vizyonundan kaynaklanmıştır. Bugün bile İslam ülkelerinde laik olan tek bir cumhuriyet yok. Eğer cumhuriyet yerine oturmazsa, kargaşa ve kölelikten kurtulamayız.

- Bir kültürün birikmesi bakkaldan mal almaya benzemez. Dünya tarihine bakarsanız kötünün şansı iyiden daima azdır...Aslında çağdaş yaşamla din arasında bir zorluk yok. Bu zorluğu, çıkarlarına sarılmış din adamları ve siyasetçiler çıkarıyor. Din, ya gelişen teknoloji ile anlaşacak , ya kendi ne yeni bir kozmos tanımı yapacak, ya da haçlı savaşları olacak!

-Osmanlı'da resim yasağı vardı. Doğu ve Batı'da İslam'ın egemen olduğu Avrasya toprakları dışında, görsel sanatların iki temel tekniği, resim ve heykel, insan yaşamını zenginleştiren etkinlikler olarak gelişti. İslam bu alanlarda kendine dogmatik ve Kuran'da olmayan bir yorumla resmi ve heykeli yasaklayarak uygarlık yarışını terk etti. Bugün İslam uygarlığı denilince resimsiz, heykelsiz bir ortaçağ görüntüsü akla geliyor.

- Resim düşmanı bizim mollalar insan resmini suç saydığında, Fatih'in İtalyan ressam Bellini tarafından yapılmış portresi vardı . Resim dünyanın öğretisiydi. Sadece Müslümanlar değil, insanların hepsi bilmedikleri şeyleri çizimlerden öğreniyordu. Bir filozof veya bilim adamı çıkıp da saçma yasağa karşı çıkmadı. Bu durum, kültür açısından bir çöküşü getirdi. Bugün hala dünya biliminde yerimiz yok!

- Dünyanın en insafsız despotları 20'nci Yüzyıl'da ortaya çıktı. 21'inci Yüzyıl'da da bu geleneği sürdürenler oluyor... Hitler'in Avrupa'daki en uygar ülkelerden birinde ortaya çıkması, bilginin ve uygarlık dediğimiz davranışsa! dünya görüşünün, politik iktidarla doğrudan ilişkisi olmadığını bilimsel olarak kanıtlamıştır. Bilge insanlar hiçbir zaman iktidara gelmek istememişlerdir. Hükümdarlar hiçbir zaman en bilgili insanlar olmadı. Kimi gücünü Tanrı'dan, ki mi gelenekten, kimi fiziksel güçten almıştı. Şimdi, bilgi yerine oy geldi, fakat bilgelik gelmedi!

- İster cumhurbaşkanı seçmek, ister tarihi ve doğal çevreyi yok etmek, ister ağaç kesmek, ister kadınları boğazlamak, ister hırsızlık yapmak, ister tarih bilmeden tarihle övünmek, ister dindar olmadan dini istismar etmek... Hepsi cehaletten meydana gelir.

- Cahil halkın seçtiği insanlar da cahil oluyor. Planlama yok, çünkü planlama yapacak adam işbaşına getirilmiyor. Önce yağma yapılıyor, sonra plan yapılıyor. Birisi oy almak istiyor, biri ev sahibi olmak istiyor. Bu ikisi birbirleriyle çok iyi örtüşüyor.

- Eski Türkiye daha namusluydu. Tabii ki şimdi namussuz demek istemiyorum. Kesinlikle öyle bir düşüncem yok ama insanların çoğu cahil olduğu için kolayca aldatılabiliyor, kolayca kötülük yapabiliyor. Haksızlık, adaletsizlik, cehaletten kaynaklanıyor.

- Toplumda kültür yok. 200'den fazla üniversite var ama hoca yok, cehalet kurbanı olarak devam ediyoruz. Eğitim her düzeyde çökmüş durumda. Türkiye cehaletiyle övünen bir ülke haline geldi!

*** *** ***
Prof. Dr. Doğan Kuban, ülke olarak düzlüğe çıkmak için önce çaresizlikten kurtulmamız ve cehaletle savaşmamız gerektiğini söylüyor ve "Cehalet bir hastalıktır" diyordu.

Çağdaş hiçbir ülkenin cahil kadrolarla yönetilemeyeceğini söyleyen Prof. Doğan Kuban'ın şu sözleri de önemlidir:

"Cehaletle meraksızlık bir arada yürür. Türkiye ve Türk ulusu olarak dünyayı öğrenmeye, her şeyi sorgulayarak başlamak ve Osmanlı'nın akıl almaz meraksızlığını aşmak zorundayız."

Nur içinde yat Doğan Hoca... Mekanın cennet olsun...

Rahmi TURAN - 01 Ekim 2021