odatv_logo"Yeni Kurulacak Sol Partinin Doğal Lideri Sosyalist ÖCALAN'dır!"

Intellectuel…”

Bu Fransızca sözcük dilimize entelektüel olarak girdi. Eleştirel bakış açısına sahip kişi, aydın için söyleniyor. Sözcüğün hikayesi ilginç: Fransız sağ basını, Yüzbaşı Alfred Dreyfus’un masum olduğuna inanan aydınlara, Fransızca’da aşağılık bir sözcük olarak kullanılan “intellectuel” nitelemesini yapıyordu.


Yazar Zola’dan ressam Manet’e kadar Dreyfuscular, bir tür meydan okumayla bu terimi kabul ettiler: “Evet, biz entelektüeliz.”

Zaman, sözcüğü nereden nereye getirdi…

Zamana, döneme yenilmemek gerekir. Zorlu sınavlar direnç gösterilmeden ve dolayısıyla da acı çekilmeden aşılamıyor… Tarihin size hak ettiğinizi verdiğinden kuşku duymayın.

Bu girişi yapmamın bir nedeni var kuşkusuz: Odatv, entelektüellerin takip ettiği bir yayın organıdır. Unutulan, düzene uyumlu hale getirilen, haberciliği dirilten bir öncüdür Odatv. Başına gelenler şaşırtıcı değildir; Margues’in “Kırmızı Pazartesi” roamanında olduğu gibi işleneceğini herkesin bildiği ve engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir cinayettir.

Odatv bir inadın adıdır. Kökü derindedir, Namık Kemal’in İbret’inden Aziz Nesin’in-Sabahattin Ali’nin Markopaşa’sına uzanır.

Birileri soruyor, “Kim yazıyor bu yazıları” diye? Başyazıları Dr. Şefik Hüsnü yazıyor. Yayın kurulunda Beşir Fuat, Tevfik Fikret, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Sabiha Sertel, Uğur Mumcu, Suat Derviş var.

Genel Yayın Yönetmenimiz Zekeriya Sertel, yardımcısı genç gazeteci Abdi İpekçi’dir. Mizah yazılarını kimin yazdığı tahmin edersiniz; Rıfat Ilgaz. Karikatürü Oğuz Aral çiziyor. Pencere’yi İlhan Selçuk yazıyor. Deniz Gezmiş gençlik üzerine çalışıyor, Mahir Çayan ise kişiliğine uygun daha ağır başlı siyasal tezler kaleme alıyor.

Behice Boran “Yurt ve Dünya” dan haberler veriyor. Sinema eleştirilerini, pek bilinmez ama kalemi kuvvetli Yılmaz Güney yazıyor. Müzik yazılarını ise Hikmet Şimşek yazıyor. Görsel yönetmenimiz, büyük ressamımız, 1921’deki Aydınlık’ın kapaklarını yapan Namık İsmail’dir. Düzeltmeleri Hasan İzzettin Dinamo yapıyor; Ahmet Arif ona yardım ediyor. Evet biraz küfürbazız; Can Yücel ve Arif Damar’dan öğrenmişiz ne yapalım. Allahtan hukuk danışmanımız Muammer Aksoy.

Uzatmama gerek var mı?

Her türlü etik ilkeden yoksun, zavallı entrikacılar yazıyorlarmış, soruyorlarmış; “Nedir bu Odatv, ajan mı?” karaktersizlik konusunda olağanüstü inadı olan bu kişiliği şüphelilere hiç saklamadan yazayım: Evet ajanız!

Rahmetli Uğur Mumcu gözlerini derin bir uyku için kapatmadan önce “ Mossad ajanlığı” ile suçlanıyordu.

Espri yapıyordum, “Bana hala MİT Ajanı diyorlar, ne zaman CIA-MOSSAD-KGB `seviyesine` çıkacağım.”

Sağ olsunlar genç yaşımızda bunu da duyduk okuduk. Bu ülkenin yazgısıdır; yazılmayanları yazanların, söylenemeyenleri söyleyenlerin adıdır, ajan! “Intellectuel” gibi!...

Nazım Hikmet’ten Aziz Nesin’e kimse bu kara lekeyi atmamışlar ki!...

Ben size derim ki, kim yazıyor diyorsa ona bakın; silik, korkak, bayağı bir kimse ise, işte odur akrep gibi sokan ajan!

Odatv’de “imzasız” CHP ve Öcalan’la ilgili bir tez ortaya atıldı. Belki de yazının başlığından kaynaklanan bir yanlış anlaşılma oldu.

Velev ki olmasın, eğer biri kalkıp “sol CHP’de birleşsin başına da Öcalan geçsin” diyorsa buna sadece gülünür. Seçim esprisi diye bakılır.

Ama o yazı; Kılıçdaroğlu, CHP içindeki kof,geleceği olmayan tartışmaları bırakıp, örgütü toparlayıp güçlü hale getirmezse, “sol çatı” altında yeni kurulacak bir “birleşik cephe” hareketi bugüne kadar CHP`ye kerhen oy vermişleri toplayabilir ki bununda doğal lideri Öcalan’dır.


Üzerinde tartışılması gereken bir tez; Odatv’ye yakışıyor.

Çünkü ezber bozuyor.

Öcalan, sosyalist solun doğal lideri olabilir mi? 2011 seçimini bu açıdan ele alamayacak mıyız?

Hani en büyük devrimci, olgulardı.

Olanı değil olması gerekeni üşünerek hareket edenlerin sonu hep hüsran olmadı mı? O “ruhani” dar çevrelerinden çıkamadılar hiç. Gerçekçi olan Mustafa Kemal kazandı; Hayalci olan Mithat Paşa kaybetti. Bundan bile ders çıkarmayacak mıyız?

Son tahlilde Odatv hakikat erdeminden, tutkusundan, aşkından vazgeçmeyecek. Odatv aykırı olmaya, yaramazlık yapmaya devam edecek.

Odatv özgün yorumlar yayınlamayı sürdürecek.

Odatv habercilikteki ısrarını tavizsiz yerine getirecek. Olayları hızlı kavrama ve değerlendirme refleksini koruyacak.

Korkmayacak. Baskı cellat bir ahtapot gibi her yanı sarsa da meydan okuma iradesinden taviz vermeyecek.

Odatv kendisine ihanet etmeyecek…

Soner YALÇIN - 22 Haziran 2011