soner_yalcin_silivri_cadiri_panel225

Derin uykudan bu mahkemeler sayesinde uyandık!

"Bizim tarihimizde bu yürüyüş Namık Kemaller'in, Jön Türk yürüyüşüyle başladı. O bayrağı sarışın bir kurt Mustafa Kemal aldı. Bu mücadeleyi devam ettirdi. Şimdi biz derin uykudan bu mahkemeler sayesinde uyandık."

"Biz biraz önce duruşmasına gittiğimiz o mahkemeye teşekkür edelim. Hiç birimiz birbirimizi tanımıyorduk. Bize bir yürüyüş başlattı. Bizim tarihimizde bu yürüyüş Namık Kemal'in, Jön Türk'ün yürüyüşüyle başladı. O bayrağı sarışın bir kurt, Mustafa Kemal aldı. Bu mücadeleyi devam ettirdi. Şimdi biz derin uykudan bu mahkemeler sayesinde uyandık. O kadar gurur duyuyorum ki bir çadır içinde bir araya gelmişiz. Hepimizin heyecanı gözlerinden okunuyor ve bu 3. yürüyüşümüzün de yine zaferle sonuçlanacağına eminim."

"Özel yetkili bu mahkemeleri kaldırmakla kalmayacağız, o cumhuriyet kazanımlarını daha da yukarı çıkaracağız. Fiziksel tutsaklığın hiçbir önemi yoktur. Fiziksel tutsaklık gelir geçer. O kadar yatmışsınız, bu kadar yatmışsınız. Asıl olan ruhsal esarettir. Birçok dışarıdaki insan ve maalesef konumuz da olduğu için gazeteci meslektaşlarım bu ruhsal esaret içinde yaşıyorlar. Korku, insanı yozlaştırır. Korkarak yaşarsanız hiçbir zaman insan olamazsınız. İnsan görünümünde olabilirsiniz ama bizim değer verdiğimiz bir insan olamazsınız. Biz bu çadırdan, bu Silivri'den, bu mahkemelerden şunun altını çizeceğiz, biz bu topraklara cesaret ekeceğiz ve bu cesareti ekiyoruz."

"Bu mesele sadece Soner Yalçın meselesi değil. Bu yürüyüşü hep birlikte yapacağız. O sarışın kurda benzeyen insanın kurduğu ülkeyi daha da yukarı çıkaracağız. Biz buna layığız."

"Orada yatan arkadaşlar, çoğuyla birlikte yattım, bunu herkes bilsin kimse paçasını kurtarma peşinde değil. Asıl korku akrep gibi yaşamaktır."

"Bizim ülkemizde gerçek çok tehlikelidir. Gerçeği yazdığınız zaman, gerçeğin yanında durduğunuz zaman başınız beladan eksik olmuyor. Hayatınızı acılarla lime lime ediyorlar. 170 yıllık bir basın tarihimiz var. Nice meslektaşlarımız kör karanlık kuyularda katledildiler. Türkiye'de gazeteci olmak demek, böyle bir sonucu beklemek demektir, işsiz kalmak demektir. Cezaevi demektir. Çünkü gerçeği iktidarlar ve patronlar istemiyor. Silivri bir akademidir. Bu panel de Silivri akademisine yakışmıştır. Umarım burada daha çok birlikte oluruz."

(Gazetecilere Özgürlük Platformu'nun Çalışan Gazeteciler Günü'nde Silivri Direniş Çadırında düzenlediği panel)

Soner YALÇIN - 10 Ocak 2013 - Silivri Direniş Çadırı