ata_1numarali_komutan_225

Eski CHP milletvekili avukat  Şahin MENGÜ Aydınlık’a konuştu:

Atatürkçülük O’nun felsefesini uygulamaktır!

Sosyal demokrasi, Avrupa emperyalizminin ideolojisi. Kemalizm ise bir milletin yok edilmesi aşamasında, Erzurum, Sivas Kongreleri, Kuvayi Milliye’ler, yerel kongrelerden gelerek oluştu. Harp meydanlarında, diplomasi masalarında kazanılarak gelinen sürecin sonudur Kemalizm.

Eski CHP milletvekili, gazetemiz yazarı Şahin Mengü önemli bir tartışma açıyor. “Sosyal demokrat”, “Demokratik sol” gibi kavramlara karşı “Atatürkçülük, Kemalizm” diyor. Mengü’yle ikisi arasındaki farkı konuştuk.

sosyal_demokrat_degilim_kemalistim_sahin_mengu225

Serhan BOLLUK >>> Siyasi yelpazede kendinizi nerede tanımlıyorsunuz?

Şahin MENGÜ >>> Gençlik yıllarımdan beri kendimi hep Atatürkçü olarak tarif ettim. Atatürkçülüğü çok büyük bir antiemperyalist hareket, mazlum milletlerin özgürlüklerine kavuşmasında bir sembol, bir ideal olarak gördüğüm için.

Kendimi hiç sosyal demokrat olarak tarif etmedim. Sosyal demokrasi, Avrupa sosyal demokrasisi, emperyalist bir tarz almıştır. Ekonomik olarak diğer ülkeleri sömürmekten başladılar. Libya’da olan, Suriye’ye yapılmak istenen, sonra Rusya ve Çin’in duruşu nedeniyle askeri harekata dönüşememiş harekatların arkasında hep Avrupa Birliği vardır, Avrupa ülkeleri vardır. Bunların hiçbiri sosyal demokrat ideolojiden uzak değildir.

Çevreye sahip çıkmak, sürdürülebilir kalkınma diyebilmek için sosyal demokrat olmaya lüzum yok. İnsan olmak yeterli. Yoksa hiç kimse çevreye sahip çıkmak için sosyal demokrat olmaz.

Temeli 6 Ok!

İster Kemalizm deyin, ister Atatürkçülük, temeli 6 Ok’a dayanıyor. Atatürkçülük bilim adamlarının masa başında oturarak yaptığı bir çalışma sonucu ortaya çıkmadı. Kemalizm bir ülkenin işgalinden sonra bir milletin yok edilmesi aşamasında, Erzurum, Sivas Kongreleri, arkasından Kuvayi Milliye’ler, yerel kongreler böyle bir süreçten gelerek oluştu. Harp meydanlarında dövüşe dövüşe, diplomasi masalarında kazanılarak gelinen bir sürecin sonudur Kemalizm. Devamlı devrim, hep devrim, hep ileriye gitmek. Çünkü her devrim bir devrim olarak başlar, evvela kanun devletine dönüşür, arkasından hukuk devletine dönüşür, ardından demokrasinin en ileri safhasına gelir.

Emperyalizme karşı çıkarsanız Avrupalı’nın işine gelmez!

Serhan BOLLUK >>> CHP’nin sosyal demokrasiyi benimsemesine ne diyorsunuz?

Şahin MENGÜ >>> Sayın Baykal’ın son dönemlerinde Sosyalist Enternasyonal’le ilişkilerimiz çok soğumuştu. Çünkü CHP kendi doğrularını söylemeye başlamıştı. Siz kendi doğrularınızı söylediğiniz sürece Avrupalıların işine gelmez. Çünkü siz emperyalizme karşı çıkarsınız, sermayeyle sömürülmeye karşı çıkarsınız. Bana göre CHP’nin en büyük yanlışı “biz sosyal demokratız” demekle başlamıştır. Biz Atatürkçüyüz. Atatürkçülüğün hiçbir kuralı sosyal demokrasinin hiçbir değerinden daha dar kapsamlı değildir. Hatta 1936 Anayasamıza koyduğumuz “Halkçılık” kavramını Alman sosyal demokratlar 1958 kongresinde kendi tüzüklerine yazmışlardır. 22 sene öndeyim.

İnsanlar birbirinden çok şey öğrenir ama hiçbir Avrupalı’nın bana bir ufuk, bir hedef vermek gibi ne görevleri ne de hakları var.

Modern bir devlette neyin olması gerektiği düşünen bir deha var. O dönemde bir operaya ihtiyaç yoktu. Bunu hangi çağdaşı düşünebilmiş? Ankara’dan Polatlı’daki top sesleri duyulurken iki tane çok önemli hareketi vardır. Biri, bir numaralı kararnamedir. Ankara’nın tarihi değerlerinin korunmasıyla ilgilidir. İki, öğretmenleri toplamıştır.

Böyle bir ufuk varken neden sosyal demokratlık diyeyim? Bir de anti emperyalist. En büyük özelliği o. İnsanlar eşittir diyorsanız emperyalizme karşı çıkmanız gerekir. Hem insanlar eşittir, hak, hukuk, adalet diyeceksin, hem petrol için bazı devletlerin içişlerine karışacaksın. Şimdi o çok meşhur sosyal demokratlarımız Libya’ya demokrasi mi getirdiler? Irak’ta demokrasi mi var? Aynısı Atatürk’e teklif edildiği zaman “herkes kendi ayakları üzerinde duracak, sonra beraber ittifak yapabiliriz” demiştir.   

Ecevit’le başladı!

Serhan BOLLUK >>> CHP’de kırılma ne zaman oldu?

Şahin MENGÜ >>> Bazı arkadaşlar çok kızacaklar ama Sayın Ecevit’le başladı. O zaman hepimiz çok gençtik. Tabii Kemal Kılıçdaroğlu’ndan çok daha güçlü bir belagatı, entelektüel derinliği vardı. O güç ve derinlikle hepimiz bir anlamda kandırıldık. Ecevit’in İsmet Paşa’yı devirip partiyi devralmasından sonra oldu. Hep beraber yaptık bu yanlışı. Sosyal demokrasi, sol gibi laflarla Atatürkçülükten uzaklaştık. Bir dönem belki topluma cazip geldik, yüzde 40’lara kadar oylarımız çıktı, ondan sonra bir anda çok geriledik. O söylemle biz geldiğimiz zaman demek ki sepetimizde bir şey yokmuş.

Ondan sonra CHP’de hep bir gerileme başlamıştır. Hatta 80’den sonra CHP’de bir de muhafazakarlaşma başlamıştır. Devrimci ilkelerimizden uzaklaşmaya başlamıştık. İki temel unsurumuz, Halkçılık ve Devrimcilik’i çok ihmal etmişiz. Halkçılık bu toplumda benim hep idealim olan geniş cephedir. Kurtuluş Savaşı, Halkçılık mantığıyla yapılmıştır. Belki Atatürk’e pragmatist diyebilirsiniz. Oradaki asıl muhteşem hadise Halkçılık’ın üzerine basarak toplumun bütün katmanlarını birleştirip mücadeleye sürüklemektir. Bir ülkenin kalkınmasında insanlara “bu grup benden yana, bu grubu dışlayayım” diyemezsiniz. Kalkınma topyekün bir savaştır.

70’li yıllardan sonra üretimi nasıl arttıracağımızı söylemedik. En büyük yanlışlarımızdan biridir. Nazım Hikmet; Bursa’da yün yatak isteyince cezaevi müdürü “Hani müsavattı Nazım Efendi” demiş. O da “Müsavat dedikse sefalette müsavat demedik” demiş. Refaha giden yoldaki pastayı nasıl büyüteceğimizi anlatmadık. Yabancı sermayeye karşı bağırırken neyi söylediğimizi doğru anlatmadık. İzmir’de İktisat Kongresi’nde diyor ki “Benim hukukuma uyarak gelen varsa gelsin.” Yani emperyalist olarak gelme diyor. Bana baca tüttürmeyre geliyorsan gel.

Çarşaflıya rozet takarak Halkçı olunmaz!

Serhan BOLLUK >>> Halktan kopukluk eleştirilerine Halkçılık’la yanıt verilebilir mi?

Şahin MENGÜ >>> Halktan kopmamak, halkın sorunlarına çözüm üretmekle olur. Kahveye gidelim koluna girelim, beraber kahve içelim... Ben seninle hiç kahve içmeyeyim ama sorununu çözeyim. Demirci’nin bir dağ köyünde bana bir hemşerim, Türk köylüsünün zekasını gösteren muhteşem bir sorudur, Gece saat 23.30-00.00, 2007 seçimlerinde konuşuyoruz. Bacağının arasında da torunları var. Çünkü köyün gençleri iş bulmak için kaçmış. Manisa’ya, Denizli’ye gitmiş, dedeyle torun kalmış. Dedi ki; “Beni okutmadın, Memo’yu nasıl okutacaksın?” Varoştaki genç kızın hayallerini gerçeğe çeviremiyorsam, onun adı halkçılık değildir. Çarşaflı kadına rozet takmakla halkçı olunmuyor. Onun sorununu çözebiliyorsam, o halkçılıktır. O harp içindeki ve harptan sonraki döneme bakın 30’lara kadar. Kalkınma hızımıza bakın. Halktan koptuğumuz nokta, üretimi arttırmaktan vazgeçtiğimiz andır. Mesela süt olayı, bunu ilk yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi. Süte karşı çıkmayacağım, az olduğunu söyleyeceğim. Yanına milli üretimim fındığımla, sultani üzümümü de koyup çocuklara ver demeliyim. Ben üretimi öyle bir hale getireyim ki çocuk sabah evinden kahvaltı edip çıksın.

Amerika’da dünyanın en büyük gayrimenkul şirketlerini devletleştirdiler. Meşru sigorta şirketine el koydular. Demek ki devletler müdahale ediyor. O planlama teşkilatını tekrar düzgün çalışan bir kurum haline getir. Eğer Güneydoğu Anadolu’da halkçı olmak istiyorsanız öyle Sayın Başbakan’ın gittiği gibi 3 konvoyla 5 bin polisle gitmek değildir. Orada ağalık, şeyhlik, derebeylik düzenini nasıl yıkacağınızı söyleyerek halkçılık yapılır. Hem ağalarla, şeyhlerle, şıhlarla kol kola gezeceksin, hem de halkçı olacaksın. CHP’ye yakışan, orada bağıracaktı “Ben derebeyliği böyle yıkacağım, toprak ağalığını böyle bitireceğim”. Hangi namuslu adam 40 köyü içinde barındıracak toprağı alınteriyle kazandığını anlatabilir? Mayından temizlenmiş araziyi devletin büyük ayıbı sonucu kaçakçılığa mahkum ettiği ve kolunu, bacağını kaybetmiş insana veririm.

CHP’nin Uludere olayında bir gerçeği söylemesini beklerdim. O insanlara bir süt toplama fabrikası kursaydın da üç tanesi orada iş bulsaydı. Bu insanlar çılgın mı 9 yaşındaki çocukla kaçağa gitsinler? İster PKK’nın baskısıyla, ister İstanbul’da bunların rantını yiyen 3 tane ağa için gitsinler. Sen eğer orda insanları umudu getirirsen, adam orda sırtçı bulamaz.

Hakkari’de bir bankanın avukatıydım. Bankanın önünde bir kahvede oturuyorum. Bir vatandaşı getirdiler. “Getirdiler” lafını bilerek kullanıyorum, çünkü iki bacağı birden kopmuş, kucakta getirdiler. Gençliğin de verdiği hırsla “yazık değil mi sana?“ dedim. Aynı şeyi söyledi: “İş vardı da çalışmadık mı?” O zamanki parayla gündeliği 12 lira mıydı öyle bir rakam.

GAP’ta terör düştü. Niye? Bir şey bekler hale geldiler. Umudu yaratabilirseniz, terör bölgesinde dağa çıkacak insan bulamazsınız.    

Reddi Miras büyük yanlış!

Serhan BOLLUK >>> Reddi miras olayını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şahin MENGÜ >>> Çok yanlıştır. Benim tarihimde hiçbir şekilde utanılacak Bir şey yoktur. Bir çökmüş imparatorluktan bir devlet yaratmanın getirdiği, bütün devrimlerde olduğu gibi hatalar olabilir. Fransız Devrimi çiçekle mi geldi? Ruslar devrim yaparken bon bon şekeri mi dağıttı? Türk devrimi dünyadaki en kansız devrimdir.

Serhan BOLLUK >>> Niye reddi mirasa yöneldi, CHP’nin o zaman ki yönetimi?

Şahin MENGÜ >>> Ucuz kahramanlık yapıyoruz da ondan. Kemal Bey de “Sabahattin Ali’yi CHP öldürdü” dedi.

Biz durup, dururken reddi miras ediyoruz. Niye? Bana “Sizin tarihinizin şusu, utanç vericidir” deyin. Dersim diyorlar, ben de diyorum ki, 400 sene devletin giremediği bir coğrafya parçası olmaz bir ülkenin içinde. Devletler, arkasından düşmanla işbirliği yapan bir grubu sürer.

Serhan BOLLUK >>> 6 Ok’un CHP’yi halktan kopardığını öne sürüyorlar.

Şahin MENGÜ >>> Aynı tekniği kullanan iki doktordan biri hayata döndürür, biri öldürür. 6 Ok’u kötü uyguladım diye, reddi miras etmek durumunda değilim. Ben 6 Ok’u doğru uygulamak, devrimciliği hayata geçirmek zorundayım. Devrimcilik yani bütün ileri hareketlerin öncüsü olmam gerekir benim. Hedef olarak aldığımız o tarihte Batıydı. “Muasır medeniyet”, neredeyse, Japonya’daysa Japonya’nın, Amerika’daysa Amerika’nın önüne geçeceksin.

Bizler için, “Seçkinci” deniyor. Aynı “Seçkinciler” değil mi, “Cumhuriyet kimsesizlerin, kimsesidir” diyen? Şimdi, Köy Enstitüleri’nin kapatılmasını kabul etmem mümkün mü? Köy Enstitülerinin açılması muhteşem bir ufuktur, kapatılması ihanettir. Ama şimdi ne yapacağız, o tarihdeki bazı CHP yöneticileri, Köy Enstitülerini kapattı diye tümden mi red edeceğiz? Bu ülkeyi demokrasiyi getirirken kim getirdi, o 6 Okçular getirmedi mi?

Temel hakları 6 Okçular getirdi!

Serhan BOLLUK >>> Devrimcilik dediniz. Niye devrimci olalım? Devrimciliğin ne faydası var?

Şahin MENGÜ >>> İlerici olacaksın, çağdaş dünyada insanlar için mutluluk getiren her şeyin peşinden koşacaksın. O beğenmedikleri 6 Okçular, hukukun üstünlüğü, çift meclis, anayasa yargısı, idarenin her türlü eylem ve davranışının yargıya tabi olduğu temel hak ve özgürlükler, o beğenilmeyen, o halktan koptu denilen CHP 1958’deki hedefler bildirgesinde vardır.

Serhan BOLLUK >>> Sonrasında 61 Anayasası’nda...

Şahin MENGÜ >>> 61 Anayasası’nı hep getirirler, askerlere mal ederler. Hayır, Türk aydını yapmıştır, o Anayasa’yı.

Serhan BOLLUK >>> 61 Anayasası’nın da bir günahı yok mu, bu 6 Ok’tan kopuşta?

Şahin MENGÜ >>> Hayır, hiç yok.

1923’ün ve bugünün Devletçiliği!

Serhan BOLLUK >>> Mesela, Devletçilik yerine Sosyal Devlet...

Şahin MENGÜ >>> O Anayasa’nın söylemi. Siz parti olarak söylersiniz. Eğer siz çok partili sisteme geçiyorsanız, Anayasa’nın hepsinin üstünde olması lazım. Bir siyasi partinin umdelerini, Anayasa kuralı haline getiriyorsanız, o yanlış.

Devletçilik’ten uzaklaşmak, 1923’ün devletcilik anlayışı ile 2012’nin devletçiliği bir olur mu? 2012’de kalkıp “Biz postal üretelim” diyebilir misiniz? Hayır, postal üreten fabrikadaki işçinin insani haklarını korumaktır, benim şimdi çağdaş dünyadaki görevim.

Serhan BOLLUK >>> Onun da yolu, Devletçilik’ten, karma ekonomiden geçmiyor mu? Devletin ekonomi üzerinde kontrolü olmasından...

Şahin MENGÜ >>> Devlet vahşi kapitalizmin yaşandığı Amerika’da bile müdahale eder. İşte o meşhur FED, Merkez Bankası’nın, repo politikaları ile yaparlar; faizle, vergiyle vs... ile yaparlar.

Ben inşallah, fert başına milli gelirin 30 bin dolar olduğunu göreyim. Sadece Güneydoğu Anadolu olarak bakmıyorum. Manisa’nın Demirci kazasında da, halıcılık bitmiş. Onu, Güneydoğu Anadolu’da hayvancılığı teşvik etmek için, devlet olarak ne yatırım yapmam gerekiyorsa yapacağım. Orada Devletçiyim, hiçbir itirazım yok. Bütün kirli sanayiyi, o dünyanın en güzel ovalarından çekerim. Adapazarı Ovası, Bursa Ovası’ndan daha güzel bir ova olabilir mi? Zamanında Devletçilik’e işte orada ihanet etmişiz.

Orta Anadolu bozkırında olsaydı o fabrikalar, dört tane de hızlı tren yolu yapsaydın. O verimli tarım alanlarım yeşil kalsaydı. Yaşadığınız döneme göre Devletçilik mantığı da değişir.

Serhan BOLLUK >>> Ülkenin bağımsızlığı ile Devletçilik arasında bir ilgi var mı?

Şahin MENGÜ >>> Kapitülasyonlarda, ne için kavga verdik. Bağımsızlığımızı kazanalım diye. Ben sizden borç alsam, karşınızda şimdi oturduğum gibi oturabilir miyim? 2. Dünya Harbi sırasında Türkiye gırtlağına kadar borç içinde olsaydı, Hitler’in mektubuna İsmet Paşa öyle bir cevap veremezdi. “Ben mukadderatımı hiç kimsenin insafına bırakmam” diye. İnsanlar karne ile ekmek almıştır ama alnı yere bakmayan bir ekonomi vardır. Her şeyini kendi yapmıştır, şeker fabrikasını kurmuştur.

400 milyar dolar borcunuz varsa, Suriye’de sizi piyon diye kullanırlar. Libya’da evvela bağırırsınız “NATO’nun orada ne işi var” diye, birisi öksürür yukarıdan, yarın sabah sizin gemiler Libya açıklarına gider. Yani tabii bu Devletçilik ile çok bağlantılıdır. Postal üretmeyeceğiz ama halkımın mutluluğu için devlet gerektiği yerde ekonomiye müdahale eder.

Türk Halkı saat 02.00’da yatıp da akşam 16.00’ya kadar siesta demiyor. Böyle bir halk varken, halkçılık, devletçilik, devrimcilik çok güzel uygulanır.

Bayar, İnönü, Nazım!

Serhan BOLLUK >>> Kim harekete geçirecek halkı?

Şahin MENGÜ >>> Bu geniş cepheyle olur. Türkiye öyle bir noktaya geldi. Ben CHP’liyim. Kimseyi dışlamadan, 1930 ruhuyla, Cumhuriyetçi geniş cephede oluşur bu iş.

Celal Bayar’ı, İsmet Paşa’yı inkâr etmeden, o dönemin bütün tarihi sorumluluklarını üstüme alarak, Nazım Hikmet’i ihmal etmeden... Bana sorarsanız çatı partisi CHP olsun derim; başkası başka bir şey söyleyebilir. Bakın benim partimin değil ama TGB’nin 250 bin kişilik yürüyüşü muhteşem. İşte o Atatürk’e doğru yürümek. Atatürk’e gitmek. Demek ki orada sosyal demokrasi yok. Dünyadaki ender gençlik hareketlerinden. 68 kuşağındanım. O zaman bile 250 bin genç sokağa çıkmadı bir seferde. O çocuklar beni herhangi bir siyasi partili ya da kendi partilerinden diye görmediler. Onların her toplantısına gidiyorum. Demek geniş cephe bu.

Serhan BOLLUK >>> Bunu somut olarak nerede görüyorsunuz?

Şahin MENGÜ >>> Atatürkçülüğün bu kadar yükseldiği bir dönem görmedim. İnsanlar “Doğrusu Atatürkçülükmüş” demeye başladılar. Yalnız altını çizeyim. Bir dönemin muhafazakar Atatürkçülüğü, merasim Atatürkçülüğü değil... Kenan Evren’in yaptığı gibi şekilsiz, hiçbir estetik değeri olmayan büst dikmek değil... Atatürkçülük, O’nun felsefesini hayata geçirebilmek. Bursa konuşmasındaki gençliği yaratabilmek.

Serhan BOLLUK >>> Bunu yaratacak bir hareket var mı?

Şahin MENGÜ >>> Çok... TGB’yi görüyorum. CHP’den beni arıyorlar. “Şurdan gençlik kolundanız” diyorlar. Aman diyorum “Çocuğum orda burda söylemeyin. Parti yönetimi kafanızı koparır”. “Hayır” diyorlar “Biz Atatürkçüyüz, sizinle beraberiz.” Böyle bir taban da var. Belki de Tayyip Erdoğan bu ülkeye ilk defa bir iyilik etti.

Kadınlar Atatürkçü oldu. Kemal Kılıçdaroğlu için çok manidar. Sen “Dersim’de katliam yapıldı, Atatürk de biliyordu” diyeceksin. Manisa’ya geldiğin zaman insanlar Atatürk resimleriyle karşılayacaklar. 

Milli Anayasa Forumu’nda herkes var!

Serhan BOLLUK >>> Milli Anayasa Forumu’ndan ne bekliyorsunuz?

Şahin MENGÜ >>> Bu işi biraz daha canlandırarak, alanlara taşıyarak götürmek lazım. Her geçen gün de katılım artıyor onu da söyleyeyim. Bir yerde 90 kişiye konuşmuştum şimdi duyuyorum 400 kişi olmuş. Fethiye’de 600 kişi toplanmış. Demek ki bunu yasal bir şekilde miting haline getirip alanlara dökersek çok daha büyük rakamlara ulaşacağız. Bu çok sağlıklı. Hareketler ve liderler zaten olayların içinde doğarlar. Baksanıza o harekette ben varım CHP’den Hakkı Süha Okay, Ali Topuz var. Öbür tarafa geliyorsunuz Ufuz Söylemez Bey var, Sayın Hüsamettin Cindoruk var, Ferit İlsever var. O kadar çeşitli ama hepsinin idolü Atatürk olan insanlar. CHP de kendisini silkeler düzene girerse Türkiye’de bu geniş cephenin oyları yüzde 40’ları geçer. Buna bir de MHP’nin oylarını ekleyin. AKP’nin oylarının artmasının sebebi halkta umut yaratacak heyecan yaratacak bir muhalefet hareketi olmamasından kaynaklanıyor. Ecevit döneminde gerek 73’te gerek 77’de doğru veya yanlış söylemler, fakat halkta bir umut yaratılmıştı. Aldığı oy, Erdoğan’ın 2002’de ve 2007’de aldığı oylardır.

Söyleşi : Serhan BOLLUK - 10 Haziran 2012 - Aydınlık

Son Yazılar