bopun-artistleri225

İşbirlikçiler Ve İktidar!

Tarih, yaşananları anlamak isteyenler için bir aynadadır. Yine tarih, tekerrürden ibarettir.


1920’lerde Fransa ve İngiltere tarafından şekillendirilen Ortadoğu coğrafyasını ABD-İngiltere-Fransa, yeniden şekillendirmektedirler.

İşbirlikçileri ise işbaşına getirmektedir.

Nasıl mı? Hatırlayalım!

İran şahı Ortadoğu’nun jandarması olarak algılanıyordu. İran ordusu en güçlü ordulardandı. ABD yanlısı Şah ülkesini terk etti Fransa Humeyni’yi barındırdı sonra da İran’a gönderdi.

Saddam ABD’nin gözbebeğiydi. Arap dünyasından ödüller verdirildi. Arap ve İslam dünyasının kahramanı olarak lanse edildi. İran’la savaştırıldı. Yıllar süren savaş yüzbinlerce ölü bıraktı arkada. Sonra Irak işgal edildi ve Saddam oğullarıyla öldürüldü.

Tunus’ta da Bin Ali, Habib Burgiba’ya karşı 1987 yılında ABD darbesiyle iş başına getirilmiş 23 yıllık diktatördü. CIA görevlisi olan Bin Ali; ABD’nin istihbarat okulu olan The Senior Intellegence School at Fort Holabird’de eğitilmiştir.  

Mısır’da da Mübarek işbaşına gelmesi, ABD’ce planlanmıştı. Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan petrol ve doğal gaz hatları üzerinde bulunan Süveyş kanalı gibi stratejik bir bölge olan Mısır; önce İngilizlerin sonra ABD’nin kontrolüne girmişti. Sosyalist Nasır hareketinden sonra Mısır’ın başına CIA tarafından eğitilmiş kurslar almış Mübarek getirildi.

Tunus’ta ABD’nin beslediği NGO’lar da, Bin Ali sonrasının kontrolü için Washington’un olaylar başladıktan sonra devreye soktuğu, diğer alt müttefikleridir. Görevleri, tepkilerin sınırlı kalmasını sağlayarak, ABD’nin çıkarlarını koruyacak bir ara süreci yaratmaktır.

Bazı Türk aydınlarında tuhaf bir bakış açısı vardır. Kırıntı bilgilerle yorum yaparlar ama tespitleri doğrultusunda olaylar gelişmez. Kimi 100 yıl öncesinin kavram ve olgularıyla yorum yapıyorlar. Oysa 21 yüzyıldayız. Ve insanoğlu gelişiyor, değişiyor, dönüşüyor.

Şimdi de, Tunus ve Mısır’daki halk hareketlerini, Gürcistan ve Ukrayna’daki gibi Sorosçu darbeler olarak değerlendirmektedirler. Wikileaks belgeleri ortaya çıktığında da, diplomatik mektupların, birçok ülkede sarsıntı meydana getireceği açıktı. Yolsuzluklara bulanmış, ülke kaynaklarını kendine ve yandaşlarına aktaran liderlerin gerçek yüzleri ortaya dökülmüştür.

Zannedilmesin ki Türkiye bundan uzak kalacak. Türkiye’yi yönetenlerin, olayların olduğu ülke liderlerinden farklı olmadığı ortadadır.

Tunus ve Mısır’daki olaylar ABD planıdır. Olaylarda yer alan kimi NGO’lar, ABD’den fonlanmıştır. ABD, bu ülkelerde medya merkezleri oluşturmuş, milyonlarca dolar, bu medya yöneticilerine, akademisyenlere ve  siyasetçilere verdiği açıklanmıştı.

Tunus’taki NGO’lar da, başka ülkelerdeki NGO’lar gibi ABD ve AB’den fonlanmışlar. Sivil toplumculuk anlayışının 1980’lerde piyasaya sürülmesinin nedeni de, batıdan beslenen sivil toplum kuruluşlarının, yerel olan demokratik kitle örgütlerinin yerini almasıydı.

Türkiye’deki fonlanan sivil toplum kuruluşları göz önüne alınırsa, Türkiye’de önümüzdeki günlerde yaşanacakları tahmin etmek zor olmasa gerek.

Bir halk hareketinin içinde yer alan bazı unsurların NGO olması şaşırtıcı değildir.  

2003 yılında ABD’de yazılan senaryo sahneye konulmuştur. Aktörleri de, mekânları da bellidir. Sırası gelen, oyuna giriyor. Oyunun ismi BOP. Yani Büyük Ortadoğu Projesidir.

20 Mart 2003 tarihinde, Beyaz Saray Oval Ofis’te ABD yetkililerinin müzakere ettiği Türkiye raporu aynen şöyle:

‘BOP’un (Büyük Ortadoğu Projesi) kilit ülkeleri Türkiye ve İran’dır. Bu iki ülke ya bizimle olmalı ya da çökertilmelidir. Türkiye’nin konumu ve olaylara bakışı ile İran’ınki birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle uygulanacak politikalar ve planlar da farklı olmalıdır. Türkiye’ye karşı ekonomik destekli bir seri psikolojik operasyon uygulanarak halkın, özellikle Silahlı Kuvvetlerin direnişi kırılmalıdır. Türkiye’yi ekonomik olarak kriz sınırında tutarak siyasal isteklerimize hayır diyemeyecek bir noktaya getirmeliyiz. Bu planlar uygulanırken PKK örgütü de etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Bu planların uygulanması için çok önemli olan medya desteği için Türkiye’de yeterli alt yapımız mevcuttur. Türkiye’de küreselleşme ve ılımlı İslam modeli üzerinde çalışırken, Azerbaycan’da ve İran’da sosyal yapıya dönük milliyetçilik planları uygulanmalıdır.’

Türkiye’de yaşananlar, bu raporda belirtilenlerden bir farkı var mı? Yok.

Hedef;  Türkiye’dir. Yaşanacak olanlara karşı hazırlanalım.

Günün Sözü: Öngörüsü olmayanlar, oynanan oyun karşısında şaşkına düşerler.

Nurullah AYDIN - 21 Şubat 2012 - Ankara

Son Yazılar