sizin_yeni_osmanli_dediginiz_aslinda225

Bir siyasal intihar biçimi olarak dinci sapma!

Bu köşede bir önceki yazıda, İslamcılıkta antikapitalizm aramanın, olsa olsa gericiliğin daniskası olabileceğini savunmuştum. Siyasal İslama antikapitalist bir misyon ve vizyon yüklemenin son derece tehlikeli olduğunu yazmıştım.


Söz konusu yazıya bazı itirazlar geldi. İçtenliğinden, iyi niyetinden asla kuşku duymadığım bazı okurlar, kısaca şunu diyorlardı: "Dinin bu kadar etkili olduğu bir toplumda, dindeki yoksuldan yana, sosyal adaletçi bazı yönlerin gündeme getirilmesinin ne zararı var? Yunus Emre, Mevlana gibi değerleri önemsemeliyiz. Onlar olmazsa kapitalist sistem o boşluğu cemaatçilerle, Fethullah Gülen gibilerle doldurur. İhsan Eliaçık, Eren Erdem gibi kendilerini sol İslamcı olarak tanıtan kişilerden yararlanmalıyız."

*** *** ***

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim:

Dinsellikte, dincilikte antikapitalist, antiemperyalist bir yön, bir boyut, bir anlam aramak kadar, sola / sosyalizme karşı kurulmuş hain bir tuzak olamaz.

Sosyalizmin kitleselleşememesinin nedeni olarak, "dinciliğe" ve "dinin siyasallaştırılmasına" karşı olan tutumunu göstermek kadar tehlikeli bir saldırı yoktur. Çünkü bu tür tavsiyeler, aslında solu var eden teorik zeminden, var oluş zemininden yoksun kılıp yok etmeyi amaçlar. Dindar diye nitelendirilen kütleye şirin görünmek amacıyla materyalist düşünceden ödün vermeye kalkmak ya da materyalist düşünceyi ödünsüz bir şekilde savunma konusunda duraksamak, siyasal intihara teşebbüs etmekle eş anlamlıdır.

Bu topraklardaki ilerici, maddeci felsefenin gelişmesine katkısı olmuş her türlü birikime sırtımızı dönüp, güya kitlelerle daha sıkı ve gerçek bir ilişki kurmak adına dindar gibi görünmek ya da maddeci felsefeyi arka plana itmek, gericiliğe teslim olmak demektir.

---

"İnsanların burjuva olmaktan çıktığı bir toplumun tasarlanamamasının" en önemli ideolojik nedeni, burjuva insanı öncesiz ve sonrasız kabul etmektir. İşte bu nedenle kapitalizm dinseldir. Özsel olarak dinseldir. Yani sadece sömürü düzeninin devamını sağlamak için kullanılan bir siyasal araç olmanın çok ötesinde, var olan sömürü düzeninin işleyişinin sürekli biçimde yeniden ürettiği, bu işleyişe içkin, bu işleyişin olmazsa olmaz bir unsurudur dinsellik.

Niçin böyledir? Çünkü dinsellik, "yeni insanı", düşünen, sorgulayan, itiraz eden insanı yaratmamızı engeller. Yeni insanlardan oluşan yeni toplumu yaratmak için harekete geçmemizi engeller. Verili halimizi, mutlaka ileriye, özgürlüğe, eşitliğe doğru aşmamız ve bunun için en sert şekilde müdahale etmemiz gereken verili halimizi onaylamamızı, kabul etmemizi ister.

Liberal ideolojideki "müdahalesizlik" ilkesi ile dinselliğin bu derece kaynaşmış olmasında şaşılacak bir durum yok aslında. Liberal ideoloji, müdahalesizliği savunarak insanın yaratıcı gücüne, yeni bir toplumu kurma gücüne, bu gücü hayata geçirebileceği yegane alan ve olanak olan politikaya karşı korkusunu, ürküntüsünü ortaya koyar. Liberalizm teorik olarak politikasızlıktır, politikaya düşmanlıktır. Politik yaşamın meleği olan yurttaşa yani kamusal insana düşmanlıktır.

Sosyalistlerin tek ölçütü şudur: Sosyalistler kimsenin inancına, imanına karışmazlar. Ancak din istismarcılığı yapanlarla, dini siyasallaştıranlarla, kamusal alanı dinselleştirenlerle sonuna kadar, inatla ve kararlılıkla mücadele ederler. Bu kadar açık. Bu denli net.

*** *** ***

Tekrar etmekte yarar var:

Dinsellikte ve dincilikte antikapitalist, antiemperyalist bir yön, bir boyut, bir anlam aramak kadar, sola / sosyalizme karşı kurulmuş hain bir tuzak olamaz.

Aramayacağız.

Arasak da bulamayacağız.

Ahmet ÇINAR - 03 Aralık 2011

Son Yazılar