rte_sinirden_olecek

Yurttaşını metalaştıran iktidar!

Siirt'te terör örgütü PKK'nın saldırısı sonucu yitirdiğimiz dört kadın yurttaşımız için Tayyip Erdoğan; "6 tane bayan, 4 tanesi rahmetli oldu."

Bir tanesinin durumu ağır, bir tanesinin Siirt'te ameliyat edildiği hususunda bilgiler geldi. Bu altı bayanın da aslında Siirt eşrafından ailelere mensup oldukları..." şeklinde açıklama yaparken, Siirt Valisi Musa Çolak ise; "altı tane bayan vatandaşımızdan dört tanesi hayatını kaybetmiştir" şeklinde açıklama yaptı.

Ankara Kızılay'daki patlama sonrası İç işleri Bakanı İdris Naim Şahin ise "3 adet vatandaş öldü" demişti.

Anımsayalım; Tayyip Erdoğan ,son seçim döneminde Hopa'da yaşanan olayları protesto etmek için polis panzerinin üzerine çıkan kadın eylemci için; "polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilmem" demişti.*

Ayrıca internet ortamında kamu kurumlarının resmi iş alımı ilanlarında dahi, örneğin diyanet işleri başkanlığına alınacak vaizler için "200 adet" yazıyor.

Bu örneklerden sonra insana adet yani eşanlamlı ifadesiyle tane hesabıyla yaklaşmanın temelinde ne var sorusunu cevaplamak gerekiyor.

İnsanlardan elma, armut sayısı ifade eder gibi tane diye söz etmek "insanın alınıp satılabilir bir eşya" şeklinde görülmesi, dolayısıyla metalaştırılması (araçlaştırılması, şeyleştirilmesi) demektir. İnsanın herhangi bir "şey" olduğunu kabullenen bu görüşe göre, insanın canı, kanı veya emeği alınıp satılır cinsten eşyalarla aynı kefeye konulabilir. Yeniden keşfetmeye gerek yok. K. Marx'ın "emek- değer" kuramı burada aynen geçerlidir.Yani; sermayeci düzenin insan gücünü değeri olan bir mala dönüştürme yasasıdır yaşanan.

Bu da demektir ki, kapitalist yağmacılara göre her şey kâr aracı olabilir ve piyasa değeri – kâr amacı şaşmaz - belirleyici unsurlardır.

Bu "düzeni" kapitalizm dayatır. Bunun da bugünkü -sözde özgürlükçü- neoliberal kürselleşme sürecinin dayattıklarından bir farkı yoktur. Bu sistemli dayatmanın ardından yaşanan toplumsal dönüşümde vicdan duygusu artık lükstür. Üstelik böyle bir toplumda aynen bizde olduğu gibi;

1- Nitelik nicelikle yer değiştirir.

2- Dayatanlarca, bireylerin biçimsel özgürlüklerine ve biçimsel eşitliklerine de saygı istenir.*

Eğitimden sağlığa, askerlikten, kamu hizmetlerine kadar toplumumuz her alanda metalaştırma sürecinden geçmektedir. Bir yandan küreselleşmenin tektipleştirmesine mahkûm olurken, bir yandan da sözde özgürlük talepleriyle ulus devletlerin parçalandığı bir süreç yaşıyoruz.

Toplumsal eşitsizlik vahşileşiyor, yoksulluk ve işsizlik artıyor, yurttaşların arasındaki güven bağları her geçen gün zayıflıyor. Albert Camus'un dediği gibi "Makinelerin çalışmasından gurur duyan, insanların düşünmesinden kuşku duyan" insanlar çoğalıyor.Korkudan besleniliyor, insan kanıyla ödemeler yapılıyor. Örnekler çoğaltılabilir.

Genelden özele gelmek gerekirse; Emperyalizmin "Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanıyım" diyen, "Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim" diyen, 1 Mart Tezkeresini çıkarmaya çalışan bir başbakan, elbette yurttaşını metalaştırır.

Sonunda adet adet, tane tane öldürülüyoruz. Sonunda tane hesabıyla ölenlerin hesabını "nitelikle niceliğin yer değiştirdiği" toplum sormuyor, soramıyor...

Evet sonunda tüm bu yaşananlar bize bir şiiri anımsatıyor; Nazım Hikmet'in Adnan Menderes'in başbakan olduğu, Kore savaşı sıralarında Türk Askeri için "günlük masrafı 23 cent etmiyor" diyen Mr. Dallas'a seslenerek yazdığı "23 Sentlik asker" şiirinin bir bölümünü yeniden okuyalım:

"Mister Dallas

sizden saklamak olmaz

hayat pahalı biraz bizim memlekette.

mesela iki yüzgram et alabilirsiniz,

Koyun eti

Ankara'da 23 sente,

yahut iki kilo kuru soğan

yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,

elli santim kefenbezi yahut

yahut da bir aylığına

yirmi yaşlarında bir tane insan. " (1953)

Tayyip Erdoğan ne diyordu? "Adnan Menderes'i örnek alıyorum"

Öner TANIK (ADD GYK Üyesi) - 26 Eylül 2011 - tgb.gen.tr


* Bkz. 06.06.2011 Tarihli gazete haberleri.

* Lucien Goldmann, Diyalektik Araştırmalar, s. 128

Son Yazılar