biz_yeniden_dogarizYeni Doğan

İktidar ve muhalefet el ele vermiş, demokrasi için en büyük engel olarak milletin önüne inatla orduyu koymaya çalışıyor. Hiç kimse öyle atıp tutmasın. Eğer ordunun darbe yapma niyeti %1 olsa o korkak “demokrasi” düzenbazları bu kadar ucuz kahramanlık yapamazdı. Zaten gördük, yapamadılar da.


Sanki çalışma hayatındaki tüm işçiler sendikalı ve örgütlü, yaşanmakta olan kirli savaşın en büyük kaynağı ve sebebi olan, geçen yüzyıldan kalma feodal yapı kaldırılmış, insanlar her türlü hak ve özgürlüklerle donatılmış da geriye birkaç subayın hükümeti devirme planı kalmış. Darbenin öyle eliyle koymuş gibi bulunabilecek döşeme altına saklanmış planları, konferans üstüne konferansı olmaz. Sanki Avrupa’yı işgal edecekler !

Hadi AKP‘yi anlıyorum. Kuruluş felsefesi gereği görev listesinin en başında zaten orduyu tasfiye etmek var. Peki ya Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’ye ne demeli. Teklif getirin onaylayalım diye birbirleriyle yarışıyorlar. Hatta Bahçeli daha da coşup demokrasi için engel olacak askerlerin bir an önce ordudan temizlenmesini istediğini söylüyor.

Bunlar, daha en temel hak olan yaşama hakkını bu ülkede  sağlayamamışlarken, her gün bir sürü şehit veriyorken, el ele vermişler demokrasicilik oynuyorlar. Bu demokrasi de nasıl birşeyse hep bölücülere ve Atatürk düşmanları için var.

MHP lideri de CHP lideri de parti başkanı değil, sanki gazete köşe yazarı. AKP bir şey yapıyor ya da yapmıyor bunlar ertesi gün lütfedip onun hakkında yazılı açıklama yapıp o değerli görüşlerini milletle paylaşıyorlar. Bu sürecin içinde ben ve benim temsil ettiğim görüş de olsun, ben de yöneten tarafta olayım diye bir çabaları hiç yok.

Karar verici olmak için illa hükümet üyesi olmak şart değil. Olmadığını geçmiş meclis çalışmalarından biliyoruz. Ama bir şey var. Nedenini bilmediğim, anlam veremediğin bir şey var. Bir tedirginlik, bir boş vermişlik, boyun eyme, itaat, hatta teslimiyet var. CHP Silivri’deki mahkemeye 40 küsür milletvekiliyle gitti. Kasetçiden devşirme organizatörler bile bir pop konserini daha etkin organize ediyor. CHP bir eylem koyacaksa bunu sağır sultan bile duymalı. 70 milletvekili neden katılmadı? Bir mesaj verilmek isteniyorsa daha geniş katılımlı, il başkanlarının organizesiyle her ilden oraya akacak insanların coşkusuyla, daha gür bir sesle verilmeliydi. Sanki insanlar zincirlerini kırarsa kontrol etmemiz daha güçleşir korkusu yaşıyor gibiler. Kucaktaki uysal kedi gibi sürekli okşanıyoruz. . .

Nasılsa hiç bir çaba harcamadan, sırf AKP zihniyetinin korkusuna %40 oy garanti. Seçim barajı ve oylar bölünmesin tedirginliğiyle bunun aslan payını CHP (%20-25) alıyor, MHP‘de geriye kalanla (%10-15)yetiniyor, bu düzen de böylece sürüp gidiyor

Örgütsüz toplum olmanın sıkıntısını çekiyoruz. ADD, ÇYDD, sendikalar, Üniversiteler, herkes bir anda nereye kayboldu? Tamam, Cumhuriyet mitingleri gibi alanları doldurmamız gerekmiyor ama köşe başına tezgah açmış işportacının önündeki kalabalıktan daha çok olmamız gerekmiyor mu?

50 kişi, 100 kişi, bazen bir kaç bin kişi bir araya gelip, faşizme karşı, PKK yandaşlarına karşı ellerinden geldiğince tepki göstermeye çalışıyor. Katılımcıların azlığı morallerini bozsa da, orada olmayı destek amaçlı değil,  görev edindikleri için yılmadan seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Sanal ortamda buna benzer etkinliklerin paylaşım sayısına ve destek mesajlarına bakıyorsun, binlerce. O gün herkesin mi işi çıkar da gidemez. Artık bir tık’tan fazlasını yapmamız gerekiyor.

21 Ağustos Pazar günü “Suriye ile savaşa hayır” mitingleri yapılacak. Kandil’deki çapulcuya karşı kuzu olan Tayyip daha dün sarmaş dolaş olduğu Esad’a yukarı mahallenin serserileri gibi esip gürlüyor. Ama biz biliyoruz ki bu montajı ABD’de yapılan bir bant kaydı. Suriye’deki halkın ne yaşadığı kimin umurunda? Asıl amaç Kürdistan’ı kurmak. Ortadoğu’ya yağan bombaların parasıyla yüz tane Somali doyurulur. Kaç varil petrol üretebiliyorsan, o kadar demokrasiyi ! hak ediyorsun.

Tüfeğin icadıyla mertliğin bozulduğunu sanan Köroğlu’nun ömrü kıblesi Washington olan yeni dönem dindarları görmeye yetseydi eğri kılıcı kınında paslandırmazdı.

Karanlık Anadolu’yu her kuşattığında, O, kadınsı bereketiyle, karnını deşercesine hep kendi geleceğini doğurdu. Ve her devir kendi kahramanını yarattı.

Şimdi gene Anadolu’nun üzerine karanlık çökmüş. Kapının eşiğinde, soluğunu tutmuş, sabırsızlıkla yeni doğan’ı bekleyen halk, tarihinin en muhteşem doğumuna şahitlik ettiğinden nasıl da habersiz. Bu sefer tüm ihtişamıyla bir millet doğacak. Acemi baba gibi şaşkınlığı geçince yeni doğan’ı nasıl tutması gerektiğini elbet o da öğrenecek.

İşte o zaman bu demokrasicilik oyunu son bulacak. İşte o zaman herkes demokrasinin emekten yana, çağdaşlıktan yana, Atatürk Cumhuriyetinden yana olanıyla tanışacaklar.

Seçkin ERGÜN - 12 Ağustos 2011 - İlk Kurşun

Son Yazılar