Truva Atı Ve İçindeki Lejyonerler

Geçmişten ders çıkaran, başta ABD Emperyalizmi artık askerlerini ateş çemberinin içine atmak istemiyor.


Vietnam, Afganistan ve son olarak Irak’ta binlerce askerini kaybeden, ağır kayıplar veren ABD, hem kendi halkının, hemde işgal ettiği ülke halkının tepkisinden ve çok maliyetli olmasından dolayı içine düştükleri ekonomik krizi dahada derinleştirmesinden çekindikleri ve korktukları için Küreselleşme adı altında Dünya ülkelerini işgal etmek ve sömürgeleştirmek, zenginlikleri ve enerji kaynaklarını ele geçirmek, halkları köleleştirmek için göz diktikleri ülke içersinde, iş birlikçiler yaratarak, onları kullanmaktadır.

Kısacası kaleyi içten ele geçirmek, dıştan ele geçirmekten daha kolaydır metodunu uygulayarak TRUVA atını sahneye sürmektedir.

ABD emperyalizmi BOP kapsamında 24 bölge ülkesinin rejimlerini ve sınırlarını değiştirme ve böylece tüm bölgeyi hakimiyeti altına alma girişiminde Türk Ordusunu koç başı yapmak ve Türk Ordusuna ABD’ nin bölgedeki çıkarları için jandarma rolü vermek istiyor. ABD, TSK’nın Türkiye Cumhuriyetinin çıkarlarını değil ABD ve NATO nun çıkarlarını savunan bir kuvvete dönüştürmeye çalışıyor.

Bunu da BOP Eşbaşkanları, kendisi ile 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma imzalayanlar, sadık sözleşmeli memurlar, satın alıp oluk oluk para akıttıkları, vakıf, STK, sendika, dernekler ve üniversiteler, Soros’ dan geçinen dönemin Ali Kemal’ leri ve mütareke basını, ele geçirdikleri yargı, Emniyet ve Ordu içersindeki F tipi örgütlenme ile hayata geçirmeye çalışıyor.

1995′te Irak’ a yapılan Çelik harekatından sonra ‘’Türk Ordusu kontrolden çıktı’’ tahlili yapan ABD tekrar Türk Ordusunun kontrolünü ele geçirmek için olağan üstü çaba sarf etmeye başladı.

Eşref Bitlis suikastı, Süleymaniye’ de Türk Askerlerinin başına çuval geçirilmesi, Bin Yılın Meydan Okuması = Millenium Challenge 2002 ile Türkiye’ yi işgal tatbikatı hep bu ele geçirme planının çabalarıdır.

Büyük Ortadoğu Projesinin, Türkiye’ nin bölünmesi, bunun için önce Türk Ordusunun ele geçirilme aşaması veya ayağı 3 Nisan 2003 günü, dönemin Başbakanı Gül ve ABD dışişleri Bakanı Powell arasında gerçekleştirilen 2 sayfalık 14 maddelik gizli anlaşma ile ilk somut adımını atmıştır. Abdullah Gül’ün Vatan Gazetesi yazarı Sedat Sertoğluna itiraf ettiği (Vatan 24 Mayıs 2003) bu anlaşmanın maddeleri defalarca yazıldı ve konuşuldu. Şimdi bu anlaşmanın 6. maddesini bir okuyalım.

Türk ordusunun asker ve silah gücünde indirim:

Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecek, özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlanacak, bütün silah ve cephane bundan sonra ağırlıklı olarak kısa menzilli taktik savunma kavramına [Belgede konsept deniyor] göre ayarlanacak, Türkiye’de bulunan ABD ve NATO irtibat subaylarının görev alanları ve yetkileri genişletilecektir. TSK sivil otoriteye bağlanacak.

İşte gizli anlaşmanın en önemli maddesi.

İşte Türk Ordusunu ele geçirme planının bir parçası, işte Türk Ordusunu kendilerine göre ıslah etmesini yani ABD lejyonu yapmasını sağlayacak olan madde,

İşte Ergenekon, Balyoz, Sarıkız ve diğer uydurma, ABD patentli ve senaryolu davaların oluşmasını sağlayan madde.

İşte 2010 ve 2011 YAŞ toplantısından hemen önce BTÖ nün apar topar toplanarak Kahraman Subaylarımız hakkında tutuklama kararı vermesini sağlayan madde,

İşte Türk Ordusunda, Asker gücünde indirim yapılmasını sağlayan madde, işte Asker gücünde indirim demek, komutanların esir alınması demek olan madde,

İşte uydurma ihbar mektupları, ne idüğü belirsiz gizli tanıklar, sahte belgeler, sehven oyunları ile onbinlerce Askerden sorumlu olan Kahraman Türk Subaylarının esir alınmasının nedeni,

İşte Türk Ordusunun moralinin bozulmasını sağlayacak olan saldırıların yapılmasının nedeni,

İşte Türk Ordusunun, Millet gözünde güvenirliliğini kaybetmesini sağlamak için yandaş medyaya servis edilerek yayınlanmasını sağladıkları saçma sapan belgelerin nedeni,

İşte bağımsızlığımızdan mahrum etmek için ordumuza saldırmalarının nedeni,

İşte Kahraman subaylarımıza tecavüz ve taarruza başlamaların nedeni,

İşte Askerlik izzetinefsini yok etme gayreti içinde olmalarının nedeni,

İşte ordumuzu tamamen lağvederek Milleti ve Bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye çalışmalarının nedeni,

İşte Subaylarımızı esir almalarının nedeni.

Sözleşmeli Memurlar ABD' ye söz vermişlerdir ve bu söz sadece sözle değil, 2 sayfa 9 maddeden oluşan ve altında kapı gibi imzalar bulunan bir sözleşmedir.

Şimdi sıra yapılması planlanan, yeni, ABD patentli Anayasa ile bu sözleşmenin maddelerine hukuksal kılıf geçirmeye gelmiştir.

İşte AKP' nin yeni Anayasasında TSK için koymayı planladıkları maddeler,

TSK’nın Savunma Bakanlığına bağlanması,

Profesyonel paralı orduya geçiş,

Asker sayısının 250 binle sınırlandırılması ve böylece TSK' yı sadece NATO görevi yapan bir konuma getirilmesi,

TSK nın sınırlardan çekilmesi,

General ve Üst rütbeli subay sayısının düşürülmesi,

TSK' nın görev alanı sınırlandırılarak yerine ağır silahlarla donatılmış özel polis gücünün konulması,

TSK iç hizmet kanununun 35 . maddesinin kaldırılması böylece TSK' nın elinden ‘’Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır’’görevini almak,

Bu Yeni Anayasa TSK' yı NATO’ nun bölge jandarması konumuna indirgemek demek değil de nedir?

Bu Anayasa ile Mehmetçiği ABD ve NATO çıkarları için ateş çemberine atmak demek değil de nedir?

Bu Mehmetçiğin Kanını Pazarlamak Demek Değil De Nedir?

Sırf bu maddenin o kağıt üzerine yazılıp altına imza atılması bile, Türk askeri şahsında Türk Milletine, ve onun bağımsızlığına, Toprak Bütünlüğümüze ilan edilen savaşın varlığını kanıtlamakta ve göstermektedir.

O zaman yapılması gereken tek şey vardır, Tarihi tekerrür ettirmek için kolları sıvamak.(Gelecek yazımda ne yapmalıyız konusu irdelenecek)

Derya DERVİŞ - 06 Ağustos 2011 - İlk Kurşun

Son Yazılar