ABD’ye - Haçlılara destek vatana ihanettir

Haçlı ittifakı Türkiye’ye karşı harekete geçti.  Peki, kimlerden oluşuyor bu ittifak?

Bu ittifak, Mondros Mütarekesi’ni Osmanlı’ya dayatan ve Sevr’i hayata geçirmek isteyen dış güçlerle içte AKP, CHP, MHP, TÜSİAD ve yandaşlarından oluşmaktadır. İşte bunlar vasıtasıyla ihanet doruğa tırmanmış bulunuyor.

ABD, yani Haçlı ruhu, ülkemizde sadece AKP’yi değil, CHP’yi ve MHP’yi de kontrolüne almıştır. İktidarı da muhalefeti de Amerika’dan icazet almak durumundadır. Yani varlıklarını Amerika’ya borçludurlar. Dolayısıyla onlara ABD hangi ölçülerde ve hangi sınırlar içinde siyaset yapacağını söylemekte ve o partiler de buna uymaktadırlar. Siz bakmayın AKP iktidarını eleştiriyormuş gibi yapmalarına.

Devlet Bahçeli'nin öyle ortaya çıkıp da ciyak ciyak bağırması, Tayyip Erdoğan’ı Yüce Divan’a göndereceği palavraları atması sizi aldatmasın. Tayyip Erdoğan’ın Yüce Divanlık en büyük suçu, daha tezkere Meclis’e bile gelmeden Türk savaş gemilerini Libya’ya göndermiş olması değil miydi? MHP’nin buna bir itirazı oldu mu? Bırakın itiraz etmeyi, MHP Genelbaşkan Yardımcısı Deniz Bölükbaşı, 24 Mart günü milletten gizli yapılan Meclis görüşmesinde tezkerenin lehinde konuşmamış mıydı?

MHP öyle de CHP’nin ondan geri kalır bir yanı var mı? Tıpkı MHP gibi CHP de “varlığım Amerikan varlığına armağan olsun” diyen partidir. Bunu Kemal Kılıçdaroğlu ve şürekası her fırsatta ortaya koymaktadır.

Turkish Policy Qarterly dergisine verdiği demeçte Kılıçdaroğlu, “AKP, Türk Halkını Amerika’ya karşı kışkırtıyor” diye ABD’ye dert yanmakta ve CHP iktidarında bunun yapılmayacağının garantisini vermekte, “Avrupa Birliği, NATO ile birlikte Avro-Atlantik camiasının temel direkleridir. Türkiye bu camianın vefalı bir üyesi olagelmiştir ve kararlılıkla öyle kalmalıdır” derken Y-CHP’nin de Türkiye’yi AB’nin köpek kulübesinin önünde bağlı tutacağını garanti etmekte “Türkiye’nin Lizbon’daki NATO zirvesinde füze savunma prensibini imzalaması doğru bir karardır” demektedir.

24 Mart günü Amerika’ya giden CHP heyeti, oradaki temasları sırasında “Türkiye Batı rotasından çıkıyor mu?” diye soran gazeteciye Umut Oran, “Türkiye’yi Batı rotasında tutmanın güvencesi CHP’dir” dememiş miydi?

Bütün bunlardan sonra ben Kılıçdaroğlu'na, Madem AKP her şeyi doğru yapıyor, o zaman Y-CHP’ye ne gerek var diye sorarsam haksız mı sayılırım?

AKP’nin çözemediği türban sorununu çözmeye talip olması, Meclis’e girecek türbanlılara karşı tavır koymayacağını açıklaması, cemaatlere ve tarikatlara saygı duyması Libya tezkeresine destek vermiş olması bu partinin Atatürk’ün kurduğu CHP olmadığını göstermiyor mu?

Kemal Kılıçdaroğlu, 19 Şubat 2011 Cumartesi günü Van’da güya sivil toplum önderleriyle bir toplantı yapıyor. Toplantıya şeyhler, şıhlar, aşiret liderleri, tarikat ve cemaat temsilcileri ile birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Van Şubesi Başkanı Murat Yiğit de katılmak istiyor. Ancak Kılıçdaroğlu ADD Van Şube Başkanı Yiğit’i “partimizin tasarrufudur” gerekçesiyle salondan çıkarttırıyor ve toplantısını ondan sonra gerçekleştiriyor. Gerek Murat Yiğit ve gerekse ADD CHP’yi bu tavrından dolayı şiddetle kınamışlardır. Bu olaydan sonra CHP hakkında başka bir söze gerek var mı?

Yazımı son olarak Sevgili Atatürk’ün 1920 yılında söylediği şu sözle bitiriyorum:

“Bir millet, varlığı ve hukuku için bütün kuvvetiyle, bütün fikrî ve maddî güçleriyle alakâdar olmazsa, bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Millî hayatımız, tarimihiz ve son devirde idare tarzımız buna pek güzel delildir. Bu sebeple  teşkilatımızda millî güçlerin etken ve millî iradenin hâkim olması esas kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî egemenlik.”

Sefer ÇETİNKAYA - 31 Mart 2011 - İlk Kurşun

http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar