Orası mahkeme mi acaba…

14 Şubat’ta Odatv binası basıldı. Gazeteci Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan gözaltına alındı. Sonra sorguları başladı. İnsan aklı şunu çözebiliyor; sorguda, suç unsuru şüpheli şeyler soru olarak şüpheliye yöneltilir.

Peki ne soruldu. Yurtsever yazar Nihat Genç ile bağlantılar soruldu. Ergenekon zanlısı Prof. Yalçın Küçük’le görüşmeler soruldu. AKP sizi uyardı neden yine de muhalefet eden yayınlar yaptınız diye soruldu. En sonunda çıkarıldıkları mahkemece “Ergenekon” adlı mail gerekçe gösterilerek karar açıklandı. Hakimin kararı açıklayış tarzı hayranlık uyandırıcı “Bu teknik bir konu beni aşar. Bunu itirazınızda kullanın” hadi şimdi sizde tüm yurtseverler, AKP muhalifleri gibi cezaevine...

İşte Türkiye’de tutuklanmak bu kadar kolay, yarın bir gün ağırlaştırılmış müebbet istemleri de yoldadır. Graham Fuller diyordu ya hiç mi ders almadınız, onların en büyük düşmanı ulusal devlet, Türkiye’nin rotası ılımlı islam rejimi, bunun önündeki engelleri kaldıracaklar. Kim engel, Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenler, toplumsal muhalefeti arttıranlar, AKP’nin ABD uşaklığını ortaya koyanlar. Çok mu şaşırtıcı yani, Odatv’nin basılması. Aydınlık Genel Yayın Yönetmeni Deniz YILDIRIM, hangi gerekçe ile “Ergenekon zanlısı” oldu. Tayyip’in gizli kasasını ortaya çıkardığı için. Mehmet Ali Talat’la Tayyip Erdoğan’ın telefon görüşmelerini yayınladığı için, aynı şekilde Ulusal kanal istihbarat şefi, Ufuk Akkaya’da alınmıştı. Kimse yayınlama cesareti gösterememişken Ulusal Kanal ekranlarından haberimiz oldu gizli tezgahlardan. AKP’nin bağlantıları, hesapları deşifre oldu! Ne büyük suç!

Şunu unutmayalım Abdülhamit yıkılmaya yüz tuttuğunda basın özgürlüğünü sansürlerle baskı altında tutuyordu, peki ne oldu? Devrimci tutum, Abdülhamit’i tarihin pis sularına akıttı! Tayyip Erdoğan’ları da, devrimci tutum aynı şekilde süpürecektir, süphesiz.

Türkiye, savaş halindedir. Bir cephe bağımsızlık cephesi, öteki ise işbirlikçi, Fetullahçı Amerikan cephesidir. Üçüncü bir cephe günümüzde yoktur.

Basın özgürlüğünü yel ile yeksan eğlemeyi bu savaş hali onların açısından meşru kılıyor. Bizde şaşırmıyoruz tabi ki. Kanunsuz tutuklamalar, kanunsuz uygulamalar, daha da önemlisi kanunsuz iddianameler!

Günümüzdeki en büyük suç, AKP muhalifliği oldu. Yurtseverlik ise terörizm! Ne güzel haykırmıştı, kahraman Türk subayı Mehmet Ali Çelebi, açılım kisvesi altında törenlerle karşılanan PKK’lıları işaret ederek! “Ben terörist, onlar barış elçisi!”

Evet, durum gerçekten budur, sistem bugün kahramanları terörist, teröristleri barış elçisi ilan etmiştir. Silivri’de, Hasdal’da Türkiye’nin milli birikimi yatmaktadır. Bu milli birikim eminiz ki hesaplaşmadan galip çıkacaktır. Temel mesele, bu baskılara boyun eğenlerin görmezden gelenlerin o gün geldiğinde nereye kaçacaklarıdır.

Bugün yurtseverliğin, Atatürkçülüğün en büyük göstergesi Silivri’deki aydınlarımızla dayanışmak ve bağımsızlık cephesini genişletmektir.

Erdem ÖZDEMİR - 19 Şubat 2011 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar