Amaç Devrim Yasalarını Ortadan Kaldırmak.

Cumhuriyetimizin ilanından hemen sonra 3 Mart 1924’ te çıkarılan 3 devrim yasası Kemalist Aydınlanma Devriminin başlangıcı saymak gerekir.

Cumhuriyetin geleceğini garanti altına alan bu üç kanunun önemi dün olduğu gibi bugünde bir kez daha anlaşılıyor. Emperyalizm ve iş birlikçileri gücünü ortaçağ karanlığından alan tarikat, mafya, gladyo iktidarı her fırsat bulduklarında bu kanunlara saldırıyor.


M. K. Atatürk’ ün ‘’İnkılâbın kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe,bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız inkılâp ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de böyle olacaktır.’’ dediği kadar önem verdiği devrim kanunları Türkiye Cumhuriyet’ inin olmazsa olmazlarından olup, kuruluş felsefesidir.

1- 3 Mart 1924 tarih ve 429 Sayılı: ŞER’İYE VE EVKAF VE ERKANI HARBİYE-İ UMUMİYE VEKALETLERİ’NİN İLGASINA DAİR KANUN

Siirt Millet Vekili Halil Hulki bey ve arkadaşlarının önerisi ile T.B.M.M.de Kabul edilen bu kanunla; Şeriya ve Evkaf Vekaleti (bakanlığı) kaldırılarak, dinin toplum ve devlet üzerindeki otoritesi, hakimiyeti, zorlama gücü ve bunu sağlayan kurumlar kaldırılıyor, devlete ve topluma ait işler ile din işleri birbirinden ayrılıyordu. Kısacası din esas yeri olan vicdanlardaki yerini alıyor, siyasal, ekonomik, toplumsal yaşantıya müdahalesi ortadan kaldırılıyordu., Bu kanunla beraber Genelkurmay bir bakanlık düzeyinden Genelkurmay Başkanlığı düzeyine getiriliyordu. T.B.M.M 30 Kasım 1925 tarihinde, Tekke ve zaviyelerin kapatılması ve 26 kasım 1934 tarihinde ünvanların kaldırılması kanunlarını kabul ederek Laik’liği pekiştiriyordu. Böylece, bağımsızlığını dişiyle, tırnağıyla kazanmış, sınırlarını savaşarak kanla çizmiş olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu önlemlerle, halkın üzerinde maddi ve manevi otoriteye sahip ruhban sınıfını dağıtıyor ve böyle bir otoritenin yeniden oluşmasının yollarını kapatıyordu.

2- 3 Mart 1924 tarih ve 430 Sayılı: TEVHİD-İ TEDRİSAT (ÖĞRETİM BİRLİĞİ) KANUNU

Saruhan Milletvekili Vasıf Bey ve arkadaşları tarafından verilen ve T.B.M.M. görüşülerek kabul edilen kanun Türkiye içindeki Şeriye Efkaf Vekaleti ve özel vakıflar tarafından yönetilen bütün medrese,okul ve eğitim kurumlarını Milli Eğitim Bakanlığına bağlamış, özellikle tazminattan sonra oluşturlan iki başlı eğitim engellenmiş ve eğitim hurafelerden kurtarılmış, pozitif bilimlere yönlendirilmiştir. Bu kanunla yeni nesil tamamen pozitif ilmin ışığında yetişecek gericilikle mücadeleye eğitimden başlamış olacak ve böylece. Cumhuriyet’ in kuruluş ilkeleri ve felsefesi doğrulturunda ulusun duygu ve düşünce birliğini sağlayacak bilimsel, pozitif eğitim sistemi hayata geçirilecekti. 24 Nisan1924 tarihinde T.B.M.M. de Kabul edilen 2. Anayasayada Resmi Dil TÜRKÇE dir ibaresi konularak, tek dilde eğitim Kabul ediliyordu. Daha sonraları harf devrimi, dil devrimi yapılarak ve Türk Dili tetkik Cemiyeti ( TürkDil Kurumu) kurularak Öğretim Birliği Kanunu pekiştiriliyordu.

3- 3 Mart 1924 tarih ve 431 Sayılı : HİLAFET’İN İLGASINA VE HANEDANI OSMANİ’NİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ MEMALİKİ HARİCİ’NE ÇIKARILMASINA DAİR KANUN

Urfa Milletvekili Saffet Efendi ve arkadaşları tarafından önerilip, T.B.M.M. de Kabul edilen bu kanun ile teokratik devletin simgesi olan hilafet tarihe karışmış, halifelik makamı kaldırılmış, halife ve ailesi yurtdışına çıkartılmış, halifelik makamına ve halifenin ailesine ait mallar kamulaştırılmış ve böylece din kisvesi altında halkı sömüren, halk sefalet içersinde yaşarken, kendisi, ailesi ve çevresi sefahat içersinde yaşayan halifelik ve saltanatlık devri kapanmıştı.

Aynı gün çıkarılan bu 3 kanunla din temelli devlet kurumları tasfiye edildi. Din kisvesi altında insanların inançlarını sömüren ve insanları ortaçağ karanlığına götüren tüm kurumlar, genç cumhuriyet ile uyuşamıyacağından ve onu eline geçen ilk fırsatta boğmak isteyeceğinden dolayı tarihin çöplüğüne atıldı.

Mustafa Kemal’in “eski bir hatıra olmaktan başka hiç bir niteliği yoktur” dediği kurumlar yerlerini çağdaş, pozitif bilimler ışığında çalışan, ilerici kurumlara bıraktı. Bu çıkarılan kanunlar ışığında özellikle cumhuriyetin ilk dönemlerinde toplumsal hayatta, eğitimde sanayide, bilimde hızlı gelişmeler yaşandı. Anayasamızda 174. madde olarak yazılan Devrim Yasaları aynı zamanda ‘’ Anayasanın hiç bir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, inkilap kanunlarının Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz ‘’ hükmü ile koruma altına alındı.

Devrim yasalarını ortadan kaldırmadan bağımsız, laik Türkiye Cumhuriyet’ ini ortadan kaldıramıyacağını bilen Emperyalizm ve işbirlikçileri karanlık güçler, her fırsatta Devrim Yasalarına, koruma hükmüne, bu yasaların önderi M. K. Atatürk’ e ve Kemalist Devrim savunucularına saldırmaktadırlar.

1940 lardan sonra hızı kesilen Kemalist Devrim, özellikle ikinci Dünya savaşından sonra geri dönüşüm sürecine girdi. 1950 lerden sonra Emperyalizm ve işbirlikçileri devrimleri yıkma ve karşı devrim sürecini başlatarak, cumhuriyetcilik, miliyetçilik, halkçılık, devletcilik, laiklik ve devrimcilik ilkelerini ayaklar altına almaya ve iktidarı tam olarak ele geçirmeye başladılar

12 Mart ve 12 Eylül sonrası, ABD patentli, AB destekli BOP kapsamında, YENİ DÜNYA DÜZENİ stratejisini, DİNLER DİYALOĞU söylemleri ile Türkiye’ ninde içinde bulunduğu 24 bölge ülkesinin sınırlarını değiştirerek, böl ve yönet taktiğini uygulamak ve bölgedeki ekonomik, siyasi hakimiyetini perçinleştirmek isteyen SÜPER GLADYO, özellikle Türkiye’de ILIMLI İSLAM söylemleri ve kendilerini EŞ BAŞKAN olarak adlandıran kişiler ve şürekası ile bunu hayata geçirmeye başladı.

ABD ile yapılan 2 sayfalık 9 maddelik gizli sözleşme, ihanet belgesi olan ikiz yasalar, vakıflar yasası, Kürt açılımı söylemleri, Barzani ve Talabani ile görüşmeler, İmralı’ nın muhattap alınıp diyaloğa geçilmesi,TSK ya yapılan asimetrik saldırılar ile TSK’ nın dışarıda gücünün, içeride itibarının yok edilmeye çalışılması, , Ergenekon, Kafes, Balyoz, Sarıkız ve diğerleri gibi Gladyo’ nun ürettiği hayali, uydurma belge, ihbar mektupları ve ne üdüğü belirsiz gizli tanıklarla ULUSALCI AYDIN ların senelerce tutuklu kalması, Habur’ dan çocuk katillerinin davul zurna ile karşılanması, çadır mahkemelerin kurulması, Hizbullah canilerinin salıverilmesi, Haclı seferi demek olan Patrikhaneye bağlı olan Ruhban okulunun açılmak istenmesi, anadil ve özerklik dayatmaları, Süleymaniye’ de Türk Askerlerinin başlarına çuval geçirilmesi, TSK’ nın Kuzey Irak’ a operasyonuna izin verilmemesi, K.K.T.C ve EGE Denizi dayatmaları, Ermeniatan’ a ve soykırım yalanlarına taviz verilmesi, Obama’nın soykırım değil ama BÜYÜK FELAKET demesi ve bunun hükümetçe sineye çekilmesi, turban denilen siyasi simgenin, artık bırakın kamuya ilk okula kadar girmesi, Kemalist Devrimin kazanımları olan kamu kuruluşlarının, ve ülke zenginliklerinin yok pahasına yabancılara babalar gibi satılması, Hükümetin artık fetvalarla karar vermesi, eş başkanın ulemaya soralım demesi, Çankaya’ daki AKP linin KCK davasında Kürtçe savunma yapabilirler demesi, içki, heykel yasakları, hukukun yerle bir edilmesi, kuvvetler ayrılığı değil kuvvetler birliği demek olan yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılması, Güney ve Doğu da bulunan yerleşim birimlerine Kürtçe adların verilmesi, ve yazılması, alfabemizde olmayan harflerin kullanılması, Said Nursi gibi hainlerin baş tacı edilmesi, Hükümet milletvekillerinin terorist hizbullaha yakın dernekleri ziyaretleri, Ana muhalefet Partisi genel başkanının türbanı biz çözeriz deyip tarikatlara, cemaatlara saygıdan bahsetmesi, Ana Muhalefet Parti üst yöneticilerinin, Fettullah Gülen’e övgü yağdırması, iki dilde öğretime sıcak bakması, okullarda andımızı kaldırmak istemesi, pkk ve TSK silahları bıraksın diyerek ikisini bir kefeye koyması, Heybeli Adadaki ruhban okulunun açılmasına evet demesi, ve daha verebileceğim bir çok örnek DEVRİM YASALARIN a alenen tavır almak demek değil de nedir.

Bunlara karşı yapılması gerekeni yine ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ile cevap vereceğim

"Biz, büyük bir devrim yaptık. Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski kurumu yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak gerekir. Ulusun ve devrimin içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün ulusalcı ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir.’’ M. Kemal Atatürk

Şimdi görev bizde.

Derya DERVİŞ - 26 Ocak 2011 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar