Türk Milleti, Hain Oyunlara Müsaade Etmeyecek.

Türkiye değiştiriliyor, Türkiye başkalaştırılıyor, Türkiye, Yeni Türkiye’ye, 2. Cumhuriyet’e, adına Ilımlı İslam dedikleri, emperyalizme bağlı şeriat düzenine doğru yönlendiriliyor.


Wall Strett Journal gazetesine yorum yapan Ortadoğu tarihçisi Bernard Lewis şunları yazıyor ‘’Dışarıda Islam ülkelerine yanaşan Erdoğan, içeride laik Cumhuriyet’in savunucusu Ordu’ya saldırıyor, son Anayasa değişikliği için halkın onayını alan Erdoğan yargının bağımsızlığınıda ortadan kaldıracak ve artık Türkiye’de hiç birşey eskisi gibi olmayacak
‘’.

ABD, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında, AB desteği ile kendilerinin çıkarları doğrultusunda Yeni Dünya Düzeni dedikleri hegomonyalarını pekiştirmek ve bu hedefe ulaşmak için var güçleri ile bölgedeki Ulusal Devletlere saldırıyorlar. Bu saldırılar Irak ve Afganistan’ da olduğu gibi şiddete dayalı askeri yaptırımlar ve işgaller ile olduğu gibi Türkiye gibi ülkelerde de kurdukları kendilerine bağlı hükümetler, cemaatlar, tarikatlar, mafya, yargı, polis, etnik guruplar, medya , vakıf ve STK ların baskıcı, aldatıcı, göz boyayıcı, hedef şaşırtıcı, gündem değiştirici, yönetimleri ile de görülebiliyor. ABD’nin AB desteği ile ‘’ Yeni Dünya Düzeni’’ dediği ve toplusal yaşamda ‘’küreselleşme’’ denilen bu olay planlı bir programdır ve Emperyalizm’in stratejisidir.

ABD ve AB merkezli bu programın amacı, ABD ve AB nin, dünyanın geri kalan toplumlarını devletsizleştirmek, milletsizleştirmek, vatansızlaştırmak, bağımlılaştırmak, kısacası onları sömürgeleştirip efendilerine bağlı koloniler ve köleler haline getirmektir. Bu doğrultuda ulusal olan ne varsa ulusal devlet, ulusal ekonomi, ulusal tarım, ulusal sanayi, ulusal ordu, ulusal medya,ulusal düşünce, ulusal güçler emperyalizmin hedefindedir.

Türkiye’ye bir göz attığımızda, emperyalizmin, ULUS DEVLET’i ve onun tüm ulusal kurum ve kazanımlarını bitirmek, yok etmek, kendi egemenliğini kurmak ve BOP ni hayata geçirerek bölgede tam hakimiyet kurmak için nasıl saldırdığını tüm çıplaklığı ile görebiliyoruz.

ABD, AB ve onun işbirlikçilerinin, tüm söylemlerine baktığınızda, ilk sırada ve sürekli olarak “demokrasi ve özgürlük’’ sözcüğünü görürsünüz. Oysa bilinmektedir ki, tam bağımsız olmayan bir ülkede ne özgürlük, ne demokrasi, ne de insan hakları olur. Türkiye’de “demokrasi gelişiyor, hatta daha da ileri gidilip “ileri demokrasi” denilerek, Türkiye daha çok emperyalizmin kucağına itiliyor. Mustafa Kemal Atatürk’e, Kemalist Devrime, kurumlarına ve Devrim Yasalarına, askere ve üniformasına, ne kadar çok saldırılırsa demokrasinin de o kadar çok gelişeceğini sanıyor. Gerçekte yaşananlar ise 12 Eylül Amerikancı faşist darbe döneminde yaşananlardan daha beterdir. “İleri demokrasi’ denilen safsata ancak bölücüler, Cumhuriyet yıkıcıları, Haçlı irtica, cemaat, tarikat ve talancılar için vardır. Yurtsever, ulusalcı, dürüst, aydın, namuslu insanlar ve Türkiye için ise durum tam tersidir.

1 Mart 2003 tarihinde, ‘’yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması için Hükümet’e yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresinin’’ Mecliste reddedilmesi ile ABD Emperyalizmi TSK ya karşı saldırılarını arttırmış, Süleymaniye’de 4 Termmuz 2003 günü Türk Askerlerinin kafasına çuval geçirilmiş, Türk Askerinin Kuzey Irak’a operasyon yapılması yasaklanmış ve en sonundada Balyoz, Sarıkız, Ayışığı gibi hayali darbe suçlamaları ile TSK nın değerli subayları yargılanmaya başlanmış,TSK’nın kalbi sayılan Kozmik odaya girilerek en önemli ve en gizli bilgiler alınmış, Komutanların terfileri bile engellenmiştir.

Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dünyanın en önemli, en stratejik ve en jeopolitik yerinde bulunmaktadır. Bu nedenle düşmanı çoktur. Türk Milletinin düşmanı çok olduğu için haini de çoktur.

Düşmanlar, ilk saldırılarda en büyük liderleri ve komutanları hedef alırlar. Batılı emperyalistlerin Mustafa Kemal’i, devrimlerini hedef almaları ve sürekli saldırmaları bu nedenledir. İkinci hedef olarak orduları ve özellikle orduların komutanlarını hedef alırlar. Ergenekon tertibinde kahramanların ve komutanların tutsak edilmesinin arkasındaki gerçek budur. Çünkü komutanları teslim alınan ordunun morali çabuk bozulur. Millet ve devlet savunmasız kalır ve dolaysıyla iç ve dış düşmanın işi alabildiğince kolaylaşır.

Karargahta teslim alınıp, kışlaya kapatılmış, savaş gücünü, özgüvenini kaybetmiş, içerde saygınlığı, dışarıda caydırıcılığı kalmamış bir ordu Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin arzusudur.

Bir ordunun morali, her türlü imkan, yetenek ve özellikten daha önemlidir. Bu gerçeği iyi bilen düşmanlar, BOP eşbaşkanları ve Haçlı irtica, Ordumuzun moralini ve savunma gücünü çökertebilmek için yıllardır, her türlü tertip, yalan, iftira, hakaret, suçlama gibi yoğun psikolojik saldırılarını sürdürerek TSK nın en değerli komutanlarını, Ülkenin Ulusalcı aydın insanlarını yıllarca zulumhanelerde esir olarak tutuyorlar.Emperyalizm ve işbirlikçileri Türk Silahlı Kuvvetlerini parçalamadan, Türkiye’yi parçalayamayacaklarını bildikleri içindirki TSK onların baş hedef tahtasındadır.

Fakat bu saldırılar sadece iktidar cephesinden de gelmiyor, en üzücü olay, son günlerde, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu CHP’den de geliyor olması. Kılıçdaroğlu’nun TSK İç Hizmet Kanununun 35. maddesinin değiştirilmesi için öneri vermesi, Ardahan Millet Vekili Ensar Öğüt’ ün ‘’ TSK ve pkk silah bırakmalı’’ diyerek TSK ve terror örgütünü aynı kefeye koyması, yine Ensar Öğüt’ün aynı konuşmasında’’ Kürtler ve Türkler’ den vergi alınarak Kürtlerin üzerine bomba yağdırılıyor, CHP iktidarında savunma bütçesi düşürülecektir demesi, MYK üyesi Hurşit Güneş’in Van’da buna destek veren açıklamaları TSK ya karşı saldırı değil de nedir.

Millet ve devlet, güçlü bir savunma gücü, yani güçlü bir ordusu, yoksa, yerle bir olur, Emperyalizmin sömürgesi ve kölesi olmaktan kurtulamaz. Güçle korunmayan bir egemenlik, toprak bütünlüğü, bağımsızlık ve özgürlük düşünülemez. O yüzden Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin ağır saldırıları karşısında, Türk Ordusu, milletimizin en değerli varlığıdır. Türk Ordusu Milleti için vardır. Mustafa Kemal Atatürk’ ün dediği gibi ‘’ Ordumuz hayat ve onur mücadelesinde milletin amaçlarının tek dayanak noktasıdır.’’ 1920 ANKARA.

Türk Milletinin önündede iki seçenek vardır, ya Emperyalizmin baskılarına boyun eğerek Mafya-Tarikat-Gladyo iktidarı demek olan orta çağ karanlığına gömüleceğiz veya Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvay-ı Milliyenin Samsunda yaktığı ateşin ruhu ve Kemalist Devrim ilkeleri doğrultusunda Tam Bağımsız Türkiye yolunda, aydınlık günlere kavuşacağız.

Derya DERVİŞ - 23 Ocak 2011 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar