Kim Yalancı?

Günlerdir medyada izliyoruz.
Ülkemizin bir bölümünde ikinci dil uygulaması re’sen başlatıldı.
Diyarbakır Büyükşehir ve Sur Belediye’sinin ön aldığı uygulama yaygınlaşıyor.
Belediyeler resmi makam levhalarını çift dille yazıyorlar.
Yerleşim yerlerinin isimleri iki dilli tabelalarla değiştiriliyor.

Günlük hayata yönelik; bakkal-manav gibi ticarethanelere diyeceğim yok. Onlar da emre uyuyorlar. BDP Genel Başkanı ilan etti “Hayatın her alanında iki dil uygulamasına geçilecek!”

Geçildi.
Gözümüz görüyor, kulağımız duyuyor.
Gözleri olup görmeyenler, kulakları olup duymayanlar da var.(Kulakları çınlasın Recep Bey’in.)
Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan resmi açıklamaya göre;
– Cumhurbaşkanı’nın gezisi sırasında Diyarbakır’da çift dilli tabela görülmemiştir.”
Bizim gördüklerimiz SANAL TABELALAR’dı herhalde.
Ya da, Cumhurbaşkanı geçerken kapanıp, o geçtikten sonra açılan “CUMHURBAŞKANI’NA SENSÖRLÜ TABELALAR”.
Başka bir olasılık, Cumhurbaşkanı’nın geçtiği taraftan okunmayan ” YÜZSÜZ TABELALAR”
Belki de, sadece TV ve gazetecilere çekim için gösterilen “STÜDYO TİPİ TABELALAR”
Ya da,TV dizilerinde görmeye alıştığımız, sihirbazlarca idare edilen, istendiği zaman görünür olan ” SİHİRLİ TABELALAR”
Hangisi? Kim?, bilmiyorum ama, bu resmi açıklamadan sonra BİRİLERİ BİZE YALAN SÖYLÜYOR, onu biliyorum.
Takdir sizin. Yalancıyı belirlemek size düşüyor.
Peki, devletin en üst makamından gelen açıklamanın doğruluğunu kabullenelim.
Cumhurbaşkanı, o belediyede veya bölgede çift dilli tabelalar görse ne yapardı?
Ağustos 2009′da GÜROYMAK’a Kürtçe’deki eski adıyla “NORŞİN” diye seslenen ve bundan mutluluk duyduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı, diğer yörelerde benzer bir uygulama görünce rahatsız mı olacaktı?
İki dilli tabela gördüğü anda,” Bu tabelayı derhal kaldırmazsanız gezimi iptal eder, belediye bölgenize girmem ve hakkınızda yasal işlem yaptırırım.” mı diyecekti?.
Tabelaları görmediğini varsaydık, eline tutuşturulan Kürtçe-Türkçe sözlüğün anlamı nedir?
Bir devletin Cumhurbaşkanı’na, böyle bir sözlüğü vermenin amacını anlayamamış mıdır Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı?
Bekir COŞKUN’a katılıyorum. Hem de ilk günden beri.

Onu, o makama atayan ağabeyi de ” POTAMYA’YA HOŞ GELDİN” diyen Güneysululara karşı aynı anlayışı göstermişti.
Ne yapmalıydı yani? Polis zoruyla pankart toplatmak ileri demokrasilere yakışır mı? diye soruyorsunuz gibi geldi.
” PARASIZ EĞİTİM İSTİYORUZ!” diye pankart açan gençlerimize uygulananın yarısı, hatta dörtte biri de o densizlere uygulanabilirdi belki.
Turizm kenti gerekçesiyle, yılbaşı kutlamasını İngilizce tabelalarla yapan Antalya Belediye Başkanı Akaydın’ın uygulamasını da yanlış bulduğumu söylemeliyim.. En azından; önce kendi halkına, sonra da, açıkça, turistlere yönelik kutlama yaptığını belirtebilirdi.
Dil, milletin birleştirici öğelerinden biri ve hatta en önemlisi ise, biz de devletin resmi diline sahip çıkmalıyız.
Biz derken, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan, Türk vatandaşı olan herkesi kastediyorum.
Yıllardır yabancı hayranlığı ile kirlettiğimiz dilimizin ne ortağı, ne eşiti, ne yan dili olabilir.
Resmi dil tek ise ona göre yasal ve idari önlemler de alınmalıdır.
Doğuyu bir kenara bırakalım, batıdaki bütün illerimizde yabancı dilden tabelalar her yeri kaplamamış mıdır?
Nerde resmi dil Türkçe?
İlgililere örnek gösteriyorum. On yıllarca Rusya(SSCB) egemenliğinde kalmış GÜRCİSTAN’a bir bakın. O yıllarda bile, tek Rusça tabela asmamışlardır.
Bugün gidin yine aynı.
Her yerde kendi dilleri yazılıdır.
Tek ayrıcalık yabancılara ait işletmelerdedir. Oralarda da, öncelikle üste ve daha büyük puntolarla Gürcüce, altına (1/3 gibi) küçültülmüş oranda İngilizce isim yazılıdır.
Dile böyle sahip çıkılır işte.
Ulusal bilincin ve birliğin korunması için yapılması gereken budur.
“OPERASYON YAPTIRMAM” demek kolay.
Cerrah neşteri karnımıza soktu bile.
“DUR!” diyecek civan yiğit arıyoruz.

İnsani açıdan, resmi olmayan ortamlarda, herkesin ana dilini kullanmasına kimsenin diyeceği olamaz. O ayrı konudur.

Naci BEŞTEPE - 02 Ocak 2011 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar