Devrimci yılgın olmaz

Halkımız, Cumhuriyet değerlerini koruyan bir kararlılıkla; devrimle didişmeyi öngörenleri gerileterek,Kemalist “fikriyatın” tamamlanmasını gerçekleştirecektir.

Yorulacaktır ama halktan yana demokratik mücadeleyi terk etmeyecektir.

Çünkü devrimci yılgın olmaz.

Kurtuluş ve kuruluş döneminin özüne ve Kemalist düşüncenin varlığına kasteden karşıdevrim cephesi, devrimle didişmenin sonuna vardıkları sanısındadır. Oysaki Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini savunan “tunç siperli” demokratik bir kararlılık,devrimin tamamlanmasına ulaşmayı bilecektir.Onun için de yılgınlığa yer yoktur.

Anadolu İhtilâli’nin utkulu sonucundan sonra ünlü romancı Halide Edip; “Artık dinlenme ve sükûnet döneminin geldiğini” belirterek, düşüncesini Mustafa Kemal’e onaylatmak ister. Aldığı yanıt şaşırtıcıdır: “Hayır, bundan sonra birbirimizle didişeceğiz.”

“Sinekli Bakkal” romanıyla tanınmış Halide Edip, çelişkilerle dolu siyasal yaşamında Cumhuriyet felsefesi ve devrimle didişenlerden biri olmakta gecikmeyecektir. İzmir’in işgali üzerine düzenlenen Sultanahmet’teki görkemli açık hava toplantısında yüz binleri etkileyen Halide Edip’tir. Ama kısa sürede Amerikan mandacısı kesilen aynı kişiliktir.

Kurtuluş Savaşı’na “Onbaşı” rütbesiyle katılarak Mareşal Çakmak’ın Başçavuşluğa terfi ettirdiği yine Halide Edip’tir.Devrimci kadroya sonradan cephe alarak Britanya İmparatorluğu’nun sömürgelerinde görev alan da Halide Edip’tir. 14 Mayıs 1950 gecesi yeni iktidarı “Ak devrim” sözüyle alkışlayan ve Demokrat Parti’den milletvekili seçilen de kendisidir. Diğer bir gerçek de Halide Edip’in ilginç çelişkilerinde yalnız olmadığıdır. Kurtuluş Savaşı kahramanlarından olup yeniden saltanat ve hilafete meyledenlerden tutunuz da, suikast ve iç ayaklanmalara kadar elleri uzanan nice önemli isimler vardır.Amaçları ne yazık ki devrimci Cumhuriyet’le didişmektir.

Aldatma sanatı:


Sahtecilik, insan yaşamındaki en olumsuz yandır. Gerçek düşünce ve amaçlarını gizleyerek, yeri geldikçe kötü niyetlerini uygulayanlar sürekli çıkmıştır. Türk demokrasi tarihi bu açıdan bolca örneklerle doludur. Örneğin, Cumhuriyet ilânını hoşnutsuzlukla karşılayanlar, ani bir değişim sunuşuyla “Terakkiperver Cumhuriyet” adını verdikleri siyasal partide toplanacaklardır. Ama bir süre sonra İstiklâl Mahkemeleri, “Şark isyanı” ve “İzmir suikastı” sanıkları arasında söz konusu parti yöneticilerini kamuoyuna teşhir edeceklerdir. 1930 yılında rejimin hakçı-devletçi politikasını yerden yere vuran Fethi Okyar, karşıdevrim cephesinin acil umudu olacaktır. Okyar, liberal değişimi öngören partisinin çatısı altında devrimle didişmeyi sürdürenleri yanında bulacaktır.

Son fasıl 1945 yılından sonraki dönemdir.Cumhuriyet’in kuruluşundan beri çok partililiğe önderlik ederek bu yönde yasal engel koymayan Kemalist rejim,artık ret ve inkârlara muhataptır.Devrin değişmesi savındaki muhalefetin öncü kadrosu, devrimle kıyasıya didişecek esaslı bir ekibe sahiptir. Atatürk ve İnönü’ye Başbakanlık yapan liberal ekonomici Bayar ve kendisini kapatan Serbest Fırka’nın adamı Menderes gözde liderlerdir. Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’na karşı çıktıkları için Prof. Köprülü ve Koraltan’la birlikte iktidar partisi CHP’den ayrılmak zorunda kalmışlardır. Ama az topraklı ve topraksız geniş köylü yığınlarının oylarıyla 14 Mayıs 1950 günü devlet yönetimini ele geçirmeleri; ayrıca irdelenecek,içler acısı bir toplumsal çelişki olacaktır.

Devrimle didişme, artık köktendir. Önce ezan Arapça olur. Ucu, Başbakan Menderes’in DP grubunda söylediği ; “Siz isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz.”sözüne kadar dayanır. İnönü’nün deyişiyle;”Din istismarının daniskası başlamıştır”.Köy Enstitüleri kapatılarak kitlelerin aydınlanma sürecine set çekilir.Antidemokratik uygulamalarla hesapsız siyasal dikta yöntemleri yerleştirilmeye çalışılır.

“Mehmetçik ”Kore’de heder edilerek NATO’ya giriş hesabı yapılır. “Sâdabat” ve “Balkan” paktları örneklerinin dışındaki saldırgan örgütlere girilir. Devir, tam bağımsızlıkla didişme zamanıdır. Halkçı-devletçi ekonomi yana fırlatılarak vahşi liberalizme kucak açılacaktır. Çünkü ABD ve Avrupa’ya uydulukla bağdaşılarak,uluslararası eşitlik ilkesiyle didişilecektir. Kısacası, Kurtuluş Savaşı ruhuna ve Kemalist devrime aykırı hangi didişme alanı varsa, gereği yapılacaktır.

DP sonrasının aynı çizgideki siyasal iktidarları didişmeyi arttırarak sürdürecekler ve hatta DP’nin yaya kaldığı işleri bile kotaracaklardır. Özelleştirme furyasıyla kamu mülkü yerli ve yabancı işbirlikçilere peşkeş çekilerek “sosyal devlet” anlayışı tasfiye edilecektir. Böylece de halkı koruyucu devlet tutumuyla didişilecektir. Ulusalcı duruşlara dayalı siyasetler terk edilecektir. Kıbrıs gözden çıkarılarak, sahte Ermeni soykırım savlarına ses çıkarılmayacaktır. .ABD ve AB fonlarından nasiplenenler ülkede lobiler oluşturacaklardır. Günümüz böylesi bir geçmişten süzülerek gelen ve yaşanan gerici, faşist, liberal ve eskinin dönekleri numaralı Cumhuriyetçilerin, sıkı bir uzlaşmayla devrimin temelini örselemelerine tanıklık etmektedir. “Demokratik özgürlük” sahteciliği altında her olumsuzluk sergilenmektedir.Ülke ve ulus vahim yolda ilerletilmektedir. Gergin ortamlarda devrimle didişmenin açık örnekleri verilerek pervasızca gidilmektedir.O hâlde çıkar yol nedir?

Tek çıkar yöntem, Kemalist ideolojiyi temel öğe sayan ulusal bir program etrafında; 1937 ve 1961 Anayasalarının ilerici ve toplumcu ilkelerini esas alarak birleşmektir. Devrimcilere yakışacak acil tutum budur.

Sonuç:

Halkımız, Cumhuriyet değerlerini koruyan bir kararlılıkla; devrimle didişmeyi öngörenleri gerileterek,Kemalist “fikriyatın” tamamlanmasını gerçekleştirecektir.Yorulacaktır ama halktan yana demokratik mücadeleyi terk etmeyecektir.

Çünkü devrimci yılgın olmaz.

Eğitimci/Hukukçu – ADD eski Genel Başkanı
Ertuğrul KAZANCI - 13.09.2010 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar