ufuk soylemez225

Tükettiğimizin resmidir!

İstanbul Sanayi Odası (İSO) her yıl yayınladığı "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2013 yılı Araştırması" sonuçlarını açıkladı.

Dünkü Aydınlık gazetesinde de Sn. Recep Erçin raporun çarpıcı ve en önemli bölümlerini ayrıntılı bir şekilde yayınladı.

Raporda sanayi üretiminin ekonomi içindeki ağırlığının giderek azaldığı açıkça görülüyor. Yıllık ekonomik büyümenin altında kalan, imalat sanayi üretimindeki büyüme bunun en önemli kanıtı.

İmalat yerine ithalatı, üretim yerine tüketimi, tasarruf yerine borçlanmayı ikame eden, sıcak para politikalarının ve kumarhane kapitalizminin kaçınılmaz sonucudur bu.

Üretimi, imalatı yok sayar, ihmal ederseniz, kalıcı bir istikrar, istihdam ve üretim artışına kavuşamazsınız.

Öte yandan 500 Büyük Sanayi Kuruluşu içinde " yüksek teknoloji yoğunluklu" sanayiler grubunun payının sadece yüzde 2.6 düzeyinde olduğu açıklandı. İSO Başkanı Sn. E. Bahçıvan, yüksek teknolojili sanayiler grubunun, dünya imalat sanayi içindeki payının yüzde 16.7 olduğunu açıkladı. Bu oranın G. Kore'de yüzde 21.6, Singapur'da yüzde 49.9, ABD'de yüzde 20.6 olduğunu altını çizen İSO Başkanı, aradaki büyük farka dikkat çekti.

İSO 500 sanayi kuruluşu araştırmasında 2004 yılında borç/özkaynak ilişkisi bakımından toplam borçların 2004 yılındaki yüzde 43 düzeyinden, 2013 yılında yüzde 57'ye yükseldiği de açıkça görülüyor.

500 büyük firmanın 129 tanesinin 2013 yılında zarar etmesi ise bir başka çarpıcı sonuç. 2004 yılında 81, 2010 yılında 66 ve 2012 yılında 63 firma zarar ederken, 2013 yılında bu rakamın 129'a yükselmesi son 10 yılın en olumsuz rakamı olarak kayıtlara geçmiş durumda.

AR-GE harcamaları bakımından da Türkiye'nin sanayileşmiş ülkelere göre çok gerilerde kaldığı görülüyor. Türkiye'de AR-GE harcamalarının satışlara oranı yüzde 0.8 (binde sekiz) iken, gelişmiş ülkelerde bu oranın yüzde 6-8 arasında olduğu biliniyor.

500 büyük sanayi kuruluşun karlılığının da, ihracatının da azaldığı bu araştırmayla tespit edilmiş durumda.

Ama madalyonun öbür yüzünde sıcak parayla gününü gün eden kredi kartı ve tüketici kredileriyle gırtlağına kadar borca batan bir tüketici kitlesi oluşmuş durumda.

Sanayi üretimi, karlılığı ve ihracatı artmıyor, hatta geriliyor, ama millet dolu-dizgin borçlanarak tüketiyor. Adeta lale devri yaşanıyor.

2002 yılında toplam tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarının 6.3 milyar TL olduğu ve 2013 yılı itibariyle bu rakamın 331.3 milyar TL'ye fırladığını göz önüne alırsak, bu borçlanarak tüketme çılgınlığının boyutları hakkında bir fikir edinebiliriz.

İSO 500 araştırması, üretmeden, tükettiğimizin acı bir göstergesidir.

Özetle, tükettiğimizin resmidir....

Sine-i millete dönebilen adam gibi adamdı...

Kimden mi bahsediyorum? M. Murat Sökmenoğlu'ndan. 17. 18. ve 21'inci dönemlerde Hatay ve İstanbul Milletvekilliği ve TBMM Meclis Başkan Vekilliği görevlerinde bulunmuş gerçek bir siyaset ve devlet adamıydı Sökmenoğlu.

Bugün Atatürk Cumhuriyetinin kurucu değerlerine sahip çıkacak yeni bir yurtsever-millici- demokrat Cumhurbaşkanlığı adayı için imza verecek ve bu suretle sine-i millete dönmeyi göze alacak "tek bir milletvekili" arıyoruz.

Halbuki Murat Sökmenoğlu 1989 yılında Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığına seçilmesini protesto etmek amacıyla Milletvekilliğiden istifa etmeyi göze alacak kadar, dirayetli, onurlu ve kararlı bir insandı.

Babası Hatay Cumhurbaşkanı rahmetli Tayfur Sökmen gibi, Türk milletinin birliğine yurdumuzun dirliğine ve Atatürk Cumhuriyetine gönülden bağlı gerçek bir vatansever-demokrat ve milliciydi.

TBMM'de birlikte görev yapmaktan onur duyduğum isimlerin önde gelenlerindendi.

Onu Ankara'da her parti ve siyasetten geniş ve üst düzey bir katılımla TBMM'de yapılan törenle, Hatay'a vatan ve baba toprağına verilmek üzere uğurladık. Bu değerli ismin erken kaybından duyduğum üzüntüyü değerli ailesi ve Hataylı kardeşlerimizle paylaşıyor, kendisine Allah'tan rahmet diliyorum.

Ufuk SÖYLEMEZ - 26 Haziran 2014 - Aydınlık

Son Yazılar