oktay yildirim

Böyle düşmanlık görülmedi!

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik…

“Irak bölünürse, Kürtler kendi kaderini tayin hakkına sahiptir” diyor.

Biliyor…

Irak’taki, ya da Suriye’deki Kürtler ayrılınca sıra Türkiye’den koparılacak toprakla bir Kürdistan kurulmasına gelecek… Türkiye bölünecek…

ABD ve PKK da bunu istiyor. Bunun için terör yapıyorlar yıllardır. Düşmandılar… Aynı şeyi söylüyorlardı. Ama en azından dağdaydılar. Bu, Meclisten konuşuyor...

Ve hiç susmuyor.

AYM, Balyoz Davası'nda 230 sanık için hak ihlali kararı verdi. Bu, yine konuştu: ''Balyoz Eylem Planı bal gibi bir darbe teşebbüsüdür. Anayasa Mahkemesi hangi tarafından böyle bir karar verdi bilemem'' dedi.

Yetmiyor bu arkadaşa… Kürtlere kaderini tayin hakkı Türk askerine hapis… Yetmiyor…
Misal… “Bu Balyoz ve Ergenekon sanıklarının alayını öldürdük” dese birisi… İnanmaz da otopsi ister… O derece nefreti var. Nefreti gözünü kapatmış, okumuyor. Duymuyor anlatılanları kulakları da kapalı. Hukuku isyan ettiren ihlalleri, mantık dışı iddiaları, zaman çelişkilerini anlamıyor, mantığı kapalı. O hapishanelerde ölenleri, onur intiharlarını da umursamıyor, vicdanı kapalı…

Bu koşullar altında “Balyoz eylem planı” denilen uydurmanın “bal gibi darbe planı” olduğu hükmünü acaba kendisi hangi tarafından verdi?  Onu da bir Allah biliyor.

KÖRDÜR SOLUMUZ BİZİM!

Yurt gazetesinin manşeti şu: “Türbansız First Lady”

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, El Ezher’li, Exeter’li, İlim Yayma Cemiyetli, Fetullah Gülenli, Amerikalı, İngiltere bağlantılı geçmişini, cumhuriyet değerlerine karşı tutumunu bir kenara bırakıp bu manşeti attı…

Ve aslında bu kafa yüzünden geldik bu hale… Ekmeleddinlerle Tayyipler arasında seçime zorlanıyorsak bugün, bu körlüğündendir solumuzun.

Ah sol yanımız, kör yanımız… Sensiz kalınca sağımız, çarpmışsa duvarlara, ayağımız batmışsa pislik çukurlarına ve kafamıza geçirilmişse çuvallar… Hep bu körlük, yüzündendir...

HAFTANIN GAZ REKORTMENİ!

Sabah gazetesinden Ersin Ramoğlu… Gaz veriyor ama öyle böyle değil. Kendisi de inanmış:

“Şu kadarını belirteyim. Beyler ne yaparsanız yapın… Ne yazarsanız yazın. CHP ile ya da düşmanla birlik olun istediğiniz çamuru atın.

Tutmaz. Kapı kapı dolaşıp, 'halkın adayı' deyip dursun, Numara çeksin, Almanlar, İngilizler, Amerikalılar ve bilumum Erdoğan düşmanları bir araya gelsin…

Hatta Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, Başbakan'a salon vermesin. Tüm salonlara da ambargo koysun…

Yine de vız gelip tırıs gidecek. Ona kimse engel olamayacak. Göreceksiniz." (15 Haziran 2006)

DÖNÜŞLERİN EFENDİSİ!

Daha hızlısını tarih yazmadı. Dönüşlerini takip ederken bile insanın başı dönüyor.

Diyarbakır’daki bayrak indirme olayı olduğunda, halkın ayranının kabardığını görünce, “saldırganı ateş ederek durdurmayan askerlere yüklendi, “hesabını verecekler” dedi. “Daha çocuktu” diyenlere ağzına geleni söyledi… Bunların üzerinden daha iki üç gün geçti.

Bu kez de…

“Onu alnının çatından vuracaksın” diyen Bahçeli’ye bağırdı: “Eğer vurulsaydı provokasyon başlayacaktı.”

Önce kamuoyunun tepkileri istikametinde frene basmadan konuşuyor. Sonra, muhtemelen çok bilen danışmanları uyarıyorlar: “Efendim biraz şey ettiniz. Fazladan yani…”

Arkasından dönüş geliyor… Kimse ama kimse onun kadar hızlı dönemiyor…

BİZİMKİSİ YİNE İSTİYOR!

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Kaçırılan tüm Musul Başkonsolosluğu personelimiz derhal serbest bırakılmalıdır. Bu durum insani değerlerin açık bir ihlalidir" dedi.

Gidip alamamış da, IŞİD’den istiyor… Alışmış istemeye…

Askerlerini PKK kaçırdı, gitti PKK’dan istedi.

PKK’ya operasyon yapacak Amerika’dan izin istedi. “Dönün” dedi Amerikalı… Hemen döndük, koşarak…  

Parayı desen kardeşim Arap’tan ve Amerikalıdan istiyor.

Bu iktidar o koltuklarda ne iş yapıyor derseniz… Milletten oy istiyor…

Kutu çıkıyor evlerden mesela, içi dolar dolu… “Allah belasını versin” deyip, arkadaşı için cezayı, kendisi için de cenneti Allah’tan istiyor…

Diyeceksiniz ki, bunlardan bir şey isteyen yok mu, bunlar kimseye bir şey vermez mi?

ABD Başkanı, sol elinin işaret parmağını kendisine doğru bir çengel gibi kıvırarak bir iki kez hızla kapayıp açınca…

İşte o zaman koşuyor bu, “bakalım ne isteyecek” diye…

TAM DA O FORMÜLÜN ADAMI!

İşin formülünü Devlet Bahçeli çizdi. Aslında bazılarımız çizgilerin halinden nasıl bir aday çıkacağını tahmin ettiler ama isim veremiyorlardı. Çizgilerden belli yoksa….

Kılıçdaroğlu’nun aday hakkındaki “zarafet ve kibarlık” tanımlaması tam da bu çizgilere benziyordu. Özellikle de çatı adayı temsil eden ve kollarını her iki partinin bağrına doğru saplamış olan ahtapot biçimli şekil… Allah aşkına bakın o çizime…

Demek kibarlık ve zarafet deyince bizimkisinin kafasındaki şekil böyle canlandı.

Ve… İşin sonunda bu çizgilerden çıka çıka Ekmeleddin İhsanoğlu çıktı…

Ekmeleddin… Arapçadır. Dini ikmal eden, tamamlayan demek… Cumhuriyetle bir ilgisi yok… Çok yakıştılar birbirlerine. Tam da o formülün adamı. Çizgiye bakınca hemen anlıyorsun: Olsa olsa Ekmeleddin bu…

HAFTANIN KUYRUKLU YALANI!

Söyleyen Brookings Enstitüsünden Ömer Taşpınar… Meğer Tayyip Erdoğan’ın imajı Obama’nın nazarında negatifmiş… Nedeni de Gezi olaylarındaki tutumu ve Türkiye’deki demokratikleşme sorunuymuş.

Elbette şu anda IŞİD üzerinden ABD ile AKP’nin ortaklaşa yürüttüğü projenin tepki almaması için, Obama Tayyip’i sevmiyor demek lazım. Bu imaj toparlama görevini de her zaman olduğu gibi Brookings yapıyor…

HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ!

Yeni Şafak’tan Markar Esayan… Bu aralar sıkça yağ rekortmeni olmaya başladı. Yakında Genel Yayın Yönetmeni filan olmayı mı hayal ediyor ne…

Bu kez de şöyle diyor: “Erdoğan üzerinde topladığı güce yaslanarak dünyaya yeni öneriler yapan bir isim. Bu öneri, İslam'ın, Türkiye ve Doğu'nun ehlileştirilmesini değil, eşit muamele görmesini talep ediyor. Nesne değil, özne olmak istiyor. (…)Erdoğan'a, yani kendi geleceğimize sahip çıkmak için her bir bireyin daha çok çalışması, komplekslerinden, başkalarının düşüncelerini kopyalamaktan vazgeçmesi, özgürleşmesi gerekir. Allah bizlere özel zamanlarda yaşamayı nasip etti, hakkını verelim derim.” (19 Haziran 2014)

Yahu yazıktır, günahtır. Bu kadar emeğin bir karşılığı olmalı, her yer vıcık vıcık oldu. Uğraştırmayın verin artık bir Danışmanlık, Müşavirlik, Genel Yayın Yönetmenliği filan…

HALAÇOĞLU’NUN YANILGISI!

MHP Milletvekili Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu…Bilim namusu olan bir bilim adamıdır. Vicdanlıdır. Donanımlıdır. Ama bu kez yanılmaktadır. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını savunuyor: “Yanlış biliyorsunuz, o Mısır’da doğdu ama Bozok Türkmenidir” diyor…

İşte Hocanın ve onun gibi düşünen Milliyetçilerin en büyük yanılgısı bu… Türk Milleti, cumhuriyeti kurdu ve onun altında yaşıyor… Cumhuriyete karşı kuruluşlara yıllarca emek veren… Türk milletinin değil Amerikan çıkarlarını savunan biri soyca Türk olsa ne olur…

Oktay YILDIRIM - 22 Haziran 2014 - Aydınlık

Son Yazılar