bessam abdullah225

Seçim sonrası Türkiye!

Mahalli seçimlerde yeniden “zafer” kazanan Erdoğan aile pozu vererek,

hasımlarına tehditler savurarak özetle: “Ben Türkiye’yim, Türkiye benim” demektedir. Seçim çalışmaları boyunca büyük bir efor harcayan Erdoğan’ın bir ara sesi soluğu kesildi. Ama pes etmedi. Kimse ne dediğini anlamasa da konuşmaya devam etti. Sandık ve sandıktan çıkan demokrasiye hayran olan Erdoğan’ı neler bekliyor? Sorumluluklarını yerine getirecek gücü kaldı mı? Erdoğan, Türkiye’nin çok yakında maruz kalacağı ekonomik krizi nasıl telafi edecek? Siyasi saltanatının ilk dönemlerinde arz ettiği istikrar ve huzur ortamından çok uzaktayız. Siyasi kriz ve güvensizlik egemen. Erdoğan saltanatı, bu faktörlerin ekonomik büyümeye yapacağı olumsuz etkilerin idrakinde mi? Sokak dilini kullanmakta mahir olan bu saltanat, oy uğruna Şii-Alevi düşmanlığı yapması, halkı etnik ve mezhepsel kamplara bölmesinin sonuçlarına hazır mı? Bu dilin tekfiri dinci oluşumları daha çok pervasızlaştırdığını ve radikalleştirdiğini bilmez mi? Bu dilin Tahran, Bağdat ve Lübnan Hizbullah’ında yarattığı rahatsızlığı ve kendisine karşı yaratacağı “güvenilmez”, “yalancı” ve “münafık” adam algısını hesaba kattı mı? Bu gerici, yobaz ve faşist dil saltanatını sandık üzerinden uzatabilir. Lakin bu dilin bölgede saltanatını sıfırladığının farkında mı? Suriye’ye dayattığı kirli savaştan daha ne kadar nemalanacak? Suriye kanı üzerinden efendilerin nazarındaki itibarını daha ne kadar sürdürecek?

Mussolini’nin hayatını okusun!

ABD ile ortak hazırladığı “Lazkiye vilayetini patlatma” operasyonları sürüyor. Saltanatın bütün tanklarını ve füzelerini hududa yığsa da, Suriye’nin istediği gibi kullandığı seçim sandığı olmadığını öğrenecektir. Davutoğlu’nun makamında konuşulan “savaş senaryoları” bu saltanatın ne kadar kirli, yalancı ve tehditkâr olduğunun resmi kanıtıdır. “Özel, mahrem ve gizli” yalanları ve “milli menfaat” palavraları ile devlet hukuk ve sorumluluğuna tecavüz edenler, hırsızlık ve yolsuzluğu aklayanlar, yasaklamalar, tehdit ve şantajlar saltanatını ikame edenler Hitler ve Mussoloni’nin hayatını bir kez daha okusunlar.

Bu sefer de ‘teğet’ geçecek mi?

Erdoğan saltanatı sanki, Kürt, Ermeni, Alevi meselesini kaşımak için özel olarak görevlendirilmiş gibi. Sanki, Türkiye’nin cezalandırılması ve bedel ödemesi için özel bir çaba içinde. Sanki yolsuzlukları, hukuksuzlukları, komploları için hesap vermesin diye bütün Türkiye’yi batırma arzusunda. “Bana ve aileme dokunursanız Türkiye’yi bir dış veya iç savaşa sürüklerim” tehdidi ile yaşamaktadır.

İran, Irak, Lübnan ve Suriye’den sonra Mısır ile bir arada yaşamayı nasıl hazmedecek? Sisi’nin Mısır Cumhurbaşkanı olma ihtimali çok yüksek. O zaman ne yapacak? Rabia işareti yerine zafer işaretini mi devreye sokacak? Erdoğan saltanatı Petro-dolar Körfez ülkeleri ile de sıkıntılı. Mısır’da Suudi saltanatı ile hilafet içinde olması, Suudi saltanatın “Müslüman” Kardeşler örgütünü terör listesine dahil etmesi, buna karşılık Erdoğan saltanatının bu örgütlerin fedailiğini yapması mevcut çelişkilerin sadece birkaçı. Suudililer başta olmak üzere Körfez ülkelerinin cömert sıcak para aktarımları son bulacak. Erdoğan saltanatı bu sıcak paralar ile ekonomik kriz “teğet” geçti diyebilmişti. Şimdi ne geçecek?

Sultanahmet’te cenaze namazı!

Model olarak sunulan Erdoğan saltanatı kendisi ve ailesi dışında hiçbir şeye tahammül edememektedir. Mutlak kontrol, sosyal medya yasakları, medya, eğitim, yargı, emniyet ve ekonomik hayata her daim hukuksuz müdahale bölge halkları tarafından yakinen takip edilen olgular. Bu saltanat artık model olarak sunulamaz. Bu model Şam diyarında duvara tosladı. Emevi Camii’nde arzuladığı namaz, Sultanahmet Camii’nde saltanatı için kılınacak cenaze namazı olabilir. Ekonomik istikrar ve büyüme için dış politikada siyasi istikrar gerekir. Erdoğan saltanatının Batıni arzusu bu mudur, değil midir? Hep beraber göreceğiz. Davutoğlu ile bunun sağlanamayacağı aşikâr. “Nehir geçilirken at değiştirilmez” sözü doğrudur ama Erdoğan saltanatı Davutoğlu ile henüz hiçbir nehre ulaşmış değil. Öyle bir saltanat ki, sadece yaşadığı mekâna ve ülkeye tahribat yayıyor.

Bessam Abu ABDULLAH - 03 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar