latin amerika arjantin

Arjantin'in Kıbrıs'ı: Malvinas!

Birçokları Malvinas -ya da İngiliz emperyalizminin adlandırmasıyla Falkland-

adını 1986 Dünya Kupasından hatırlayacaktır. Meksika'da gerçekleşen bu kupada Arjantin çeyrek finalde İngiltere'yle karşılaştı. Bu karşılaşma Arjantin milli gururu açısında önem arz etmekteydi. Zira Arjantin bir asırdan fazla süredir İngilizlerin işgal altında tuttukları Malvinas adalarına 24 Mart 1982'de çıkarma yapmış ve 72 gün süren savaşı kaybetmişti. Aztek Stadında 115 bin seyirci önünde oynanan maçta sahneye Maradona çıktı: 51. Dakikada o kısacık boyuyla çıktığı hava topuna yetişemeyince eliyle aşırdı ve gol oldu. Tunuslu hakem golü verdi. Maradona 54. Dakikada ikinci golü attı ve işi bitirdi. Maç sonrası gazetecilerin sorularına tarihi bir cevap verdi: "O Tanrının eliydi".

Malvinas Adaları Arjantin'in en güneyinde, Macellan Boğazı'nın hemen karşısında, Atlas okyanusunun en stratejik noktalarının birinde yer alıyor. 1833'ten beri İngiliz işgali altındaki adanın uzun bir müzakere tarihi var. En sonunda askeri dikta bozulan ekonomi karşısında halkın memnuniyetsizliğini millyetçi bir politikayla manipüle etmek için 1982'de adaya çıkarma yapıyor. Nikaragua'da kontrgerilla ordusuna katkıda bulunan Arjantin faşist cuntası ABD'den Malvinas operasyonunda destek sözü almasına rağmen NATO karşısında yapayalnız kalıyor. 72 gün süren savaş sonunda ağır bir yenilgi alan ve 30 bin sivilin katlinden sorumlu olan cunta altı yıldır elinde tuttuğu iktidarı sivillere devretmeye karar veriyor.

Benzer bir plan Kıbrıs'ta işlemişti. İngilizler, Yunan faşist cuntasıyla işbirliği yapan EOKA'ya darbe yaptırtmışlar, sonra da adadaki paylarını garantiye almışlardı. Bu arada Yunanistan'daki faşist cunta Türkiye'nin Kıbrıs'taki başarısı sonucunda yıkılmıştı. Yunanistan'nın Avrupa'ya bağlanma hikayesi böyle başlamıştı.

"Futbolun tanrısı" böyle doğdu. Arjantinliler için ezilen gururlarının intikamıydı o an. Ama gerçek şu ki Malvinas'ta İngiliz işgali iki asırdır sürüyor. Hemen hiç nüfusu olmayan adayı bir İngiliz nükleer silah üssü haline getirdiler. Üstelik Malvinas çevresinde çok zengin petrol yatakları keşfedildi. Arjantin ve UNASUR'un taleplerine ve BM kararlarına rağmen İngiltere adayı işgal altında tutmaya devam ediyor.

Latin Amerika Meydanları!

Meydan olgusu İspanyol sömürge sisteminde toplumun ve siyasal yapının temelini meydana getiriyordu. Her merkezi "plaza"da mutlaka hükümet konağının karşısında bir katedral, yanında mahkeme binası bulunmaktadır. Durum böyle olunca Latin Amerika'da meydanı ele geçirmekle iktidarı elde etme arasında bugün dahi süren sıkı bir ilişki vardır. Halk ayaklanınca hedef bu meydanlardır. 2001'de Arjantin'de Başkan De La Rua günlerce süren çatışmalar sonucu meydanı ele geçiren halktan çatıdaki helikoptere binerek kurtulmuştu.

Latin Amerika meydanları ülkelerin karakteriyle bütünleşmiştir: Küba'nın başkenti Havana'daki ünlü Devrim Meydanı'nda gölgesine sığınacak ya da dinlenmek üzere oturacak tek bir ağaç yoktur. Fidel, o meydanda milyonlara saatlerce konuşurken herkes ayakta dinler.

Venezuela başkenti Caracas'ta Bolivar Meydanı geçmişin soylu hatıralarını taşıyan mütevazi bir meydandır. Bu nedenle Chavéz görkemli mitinglerini ana caddelerde gerçekleştirirdi, bir de "Yüceler Yolu" adı verilen geniş bir yoldan ulaşılan dev bir askeri alanda en önemli toplantılarını..

Peru Başkenti Lima'da San Martin Meydanı güçlü bir imparatorluğun, Şili başkenti Santiago'daki Plaza de las Armas'da Pinotche faşizminin, Kolombiya başkenti Bogota'nın Bolivar Meydanında kanlı iç savaşın izleri vardır. Latin Amerika'nın en büyük meydanlarından biri olan Nikaragua başkenti Managua'daki "İman Meydanı" da devrimci hareketlerle dinin Orta Amerika'ya özgü sentezini yansıtır.

Haftanın Olayı!

Paraguay'da solcu Lugo hükümetini parlamenter darbeyle deviren ABD'ci Horacio Cartes yönetimine karşı Genel Grev ilan edildi. 20 yıldır ilk kez gerçekleşen genel grevin özelliği topraksız köylülerin güçlü desteğini de alması.

Özgür UYANIK - 01 Nisan 2014 - Aydınlık Buenos Aires

Son Yazılar