teslim olma komutan muzaffer tekin2 

Muzaffer asla teslim olmaz!

Muzaffer TEKİN, 1972 Kara Harp Okulu mezunu piyade subayıdır.

72’lilerin gönlünde taht kurmuştur. Hepimiz onunla gurur duyarız.

Türk subayında aranan niteliklere fazlasıyla sahiptir. Tam bir kahramandır.

Alçakgönüllüdür.

Vatan, cumhuriyet ve vazife âşığı bir Atatürk gencidir.

Beyefendi ve örnek bir eştir.

Muzaffer’in zaferi!

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na gencecik bir teğmenken katılmıştır.

Savaşın yıldızlarından biridir.

Herkesin haklı takdir ve övgüsünü kazanmıştır.

Takımıyla birlikte Beşparmak Dağları üzerinde Rumlardan ele geçirdiği tepeye onun adı, “ZAFER TEPE” verilmiştir.

Kurtuluş Savaşımızdaki Reşat ÇİĞİLTEPE gibi vatan toprağından şan almış, şan vermiştir.
Üstün Cesaret ve Feragat altın madalyası ile ödüllendirilmiştir.

Bu madalya pek çok kişiye verilmiş olabilir ama, o almıştır.

Bu Muzaffer TEKİN’i Türk ulusu unutmayacaktır.

Orduya sadakat!

Muzaffer, Piyade Okulu’nda görevliyken bir nöbetinde teğmenlerin Tuzla’da çıkardığı olay nedeniyle YAŞ kararı ile yüzbaşı iken re’sen emekli edilmiştir.

Uğradığı haksızlığa karşın hiçbir dönemde, Türk ordusu ve onu ihraç eden komutanları hakkında tek olumsuz ifadesini duymadım.

Orduya öylesine sadık bir askerdir.

Yasal mücadeleyi kazanmış, Silivri’de tutuklu iken EMEKLİ ALBAY olmuştur.

Efsane!

Danıştay cinayeti ile ERGENEKON’a bulaştırılmıştır.

Nasıl bir kumpas kurgulandığı daha olay günü Bakan M. Ali ŞAHİN’in “çok sürprizler göreceksiniz” ve Başbakan’ın “Olayın içinde emekli bir yüzbaşı var” açıklamaları ile belli olmuştur.

Aynı E. Tuğg. Veli KÜÇÜK gibi ondan da efsane bir ERGENEKONCU yaratılmıştır.

Gizli tanıklarla, kanıtsız, vicdansız, hukuksuz.

Torba suçlamalarla.

En ağır cezayı almıştır bu kumpas davasında.

Bir gün eğilmeden, bükülmeden.

Zafer Tepe duruşunu bozmadan.

Onu iftiralarla suçlayanlar,  yasaları değil talimatları uygulayanlar siz de unutulmayacaksınız.

Hukukun ve tarihin kara sayfalarında kalarak.

Hipokrat utanıyor!

Muzaffer 15 Haziran 2007’den beri Silivri’de tutuklu.

Ağustos 2013’ten beri sağlık sorunu yaşıyor.

Beş aydır gitmediği hastane kalmadı.

22 kez değişik yerlerinden (mide, bağırsak, gırtlak...) parça alındı.

“Benim annem pankreas kanseri idi, oraya bakın” demesine rağmen, oradan alınmadı.

“Bir şeyin yok” diyerek cezaevine geri gönderildi.

Geçen hafta ağrıları şiddetlenince Bakırköy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.

Pankreas kanseri teşhisi kondu. Dördüncü evre.

Ne yapılır bu durumda?

Derhal yatırılarak tedavi edilir değil mi?

Hastane baştabibi beyimiz “Mahkûm koğuşum yok, yatıramam. Ya kaçarsa!” diyerek hastaneye kabul etmedi.

16 Şubat’ta, Başbakan’ın binlerce metrekarelik yeni bölüm açılışı yaptığı hastaneye.

“Ameliyat için çağırırız. Prosedür böyle” dedi.

Oysa refakatteki jandarma “Ben güvenliği sağlarım” diyor. Sorumluluğu alıyor.

Baştabibe bu durumda ne yemek düşer?

Bu hastaya standart prosedür uygulanabilir mi?

Adam evine gitmiyor ki?.. Kim bakacak?

Baştabip Doç. Dr. Gökhan Tolga ADAŞ; adından, mesleğinden, doçentliğinden, insanlığından utan.

Hipokrat senden utanıyor.

Tıp tarihinde kara leke olarak yerini aldın, unutulmayacaksın.

Muzaffer!

Herkes Gö.T. ADAŞ değil ya.

Cerrahpaşa Tıp’ın Cerrahi ABD Bşk. hastanın durumunu öğrenir öğrenmez sahiplendi ve tedavi koşullarını yarattı.

İnsanoğlu.

O da unutulmaz.

Aydınlık’ın başlığı da;

“TESLİM OLMA KOMUTAN.”

72’li MUZAFFER asla teslim olmaz.

*** *** ***

ÇARŞAMBA İĞNELERİ!

DİNCİ!

STV’de, Peygamberi gökten indirip kamyonete bindirdiler.

Densiz dinciler...

ALO!

Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içinde 154’üncüyüz.

“Alo Fatih”ten önce...

YİYİCİLER!

Eski bakan Güler’in oğlu bir trilyona “üç-beş kuruş kalan param” diyor.

Adamlar amma  yiyor...

Naci BEŞTEPE - 19 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar