kilicdaroglu ricciardone sevgisi2

Ricciardone-Fethullah yolu mu, Arslanlı Yol mu?

AKP’yi devirmek ve iktidara gelmek için,

ABD ve Fethullah ile açıktan ittifak yapmanın zorunlu olduğunu söylüyorlar.

Oysa ABD ve onun kollarındaki Fethullah takımı, Cumhuriyet, Atatürk ve emekçi düşmanlığının babalarıdırlar.

Türkiye çapında yapılacak bir yerel seçime giderken, CHP örgütlerinin ve CHP’ye umut bağlamış kitlenin bir iktidar susamışlığı içinde olduğunu biliyoruz.

Cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı, laik ve ezici çoğunluğu çalışan insanlardan oluşan bu kitle, son 12 yılda, Cumhuriyet’in devlet ve toplum yaşamındaki bütün kurum ve ilişkilerinin yok edilmesi saldırısını yaşadı. Saldırı ve yok etme eylemi iktidar mevzilerinden yapıldığı için özellikle yıkıcı olmuş ve büyük mesafeler kat etmiştir. Bu nedenle Cumhuriyete sahip çıkan bu geniş kitle için bugün iktidar sorunu, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde bugünkü kadar kilit sorun olmamıştır. Cumhuriyetçi kitledeki iktidar susamışlığının, elbette genel sınıf mücadelesi teorisi içinde açıklanacak başka nedenleri de var, ama bugünkü temel nedenini bu gerçeklik oluşturmaktadır.

İktidar susamışlığı, bu kitlede, AKP’yi iktidardan uzaklaştırma mücadelesi bakımından büyük bir dinamizm yaratmaktadır. Bu yanıyla bir avantaj oluşturmaktadır. Fakat sistemin, AKP muhalifi olup da bugünkü Mafya-Gladyo sisteminden kopmak istemeyen güçleri, bu dinamizm etkenini, bu kitleye “AKP’den kurtulma”ya ilişkin bir uğursuz planı kabul ettirmede tuzak olarak kullanmaya kalkışmaktadır.

kilicdaroglu ricciardone sevgisi

‘Ricciardone-Fethullah yolu’ kimin yolu?

İktidar susamışlığı içindeki Cumhuriyetçi kitlenin beklentisinin, AKP’ye benzeyen ya da AKP’yi taklit eden bir iktidar olmadığı; Atatürk devrimciliği çizgisinde bir iktidar olduğu çok açık. Bu beklenti, milletin son 20 yıl içinde serbest piyasalı-özelleştirmeli-AB’li- ABD’li-BOP’lu-”açılım”lı-tarikatlı- cemaatlı-Fethullahlı iktidarlar altında yaşadığı ağır ekonomik, sosyal, kültürel kayıplardan, ülke ve millet olarak karşılaşılan bölünme, içsavaş, komşularla savaş gibi büyük tehlikelerden sonra, özellikle bugün çok daha güçlü ve daha nettir.

Ama gelin görün ki, son 20 yıl içindeki CHP’nin yönetimleri, tabanda gelişen ve yükselen bu eğilim ve beklentinin tersine bir çizgide şekillendi ve tersine bir çizgide ilerledi. Tabanla tavan arasındaki çelişme, aynı zamanda, CHP içindeki son yılların bitmeyen sancı ve çalkantılarının da temel nedenlerinden biridir.

“Ricciardone-Fethullah ipine tutunarak iktidar olma” yolu, 2012 yılı 19 Mayıs’ından beri dalga dalga büyüyen ve Haziran 2013 direnişi ile 10 Kasım 2013’de milyonlar düzeyine ulaşan Cumhuriyetçi kitleye güvensizliktir. Yatağan ve Zonguldak’tan Ankara’nın (iktidarın) fethi talebiyle ve kararlığıyla yola çıkan emekçilere güvensizliktir.

Bu yolu savunanlar, AKP’yi iktidar koltuğundan indirmeye ayağa kalkan bu milyonların gücünün yetmeyeceğini, bu nedenle de AKP’yi iktidara getiren asıl güçler olan ABD ve Fethullah takımının desteğinin alınması gerektiğini savunuyorlar. ABD ve onun iç operasyon aleti Fethullah takımının “AKP’nin kötü olduğuna” ve kendilerinin ise onlar için “daha hayırlı” olduğuna ikna edilebileceğini savunuyorlar. Bu amaçla ABD ve onun kollarında yaşayan Fethullah takımına gülücükler dağıtıyorlar. AKP’yi devirmek ve iktidara gelmek için, ABD ve Fethullah ile kol kola girmenin, onlarla açıktan ittifak yapmanın zorunlu olduğunu söylüyorlar.

Oysa ABD ve onunu kollarındaki Fethullah takımı, Cumhuriyet, Atatürk ve emekçi düşmanlığının babalarıdırlar. AKP eliyle kurulan komploların, mafya yöntemlerinin, yobazlığın, rüşvet ve yolsuzluğun zirve yaptığı bugünkü sistemin asıl sahipleri ve yaratıcılarıdırlar.

Hemen belirtelim ki, bu yol, hem halk düşmanı bir yoldur, hem de çıkmazdır. Bu yazıda bunu anlatmaya çalışacağız.

Ama önce CHP bu çizgiye nasıl (hangi yöntemlerle) ve kimlerin eliyle getirildi, kısaca onu hatırlayalım.

diren hizmet leman

Kaset darbesiyle liderliği taşınan liberal ekip!

Deniz Baykal operasyonu, CHP yönetimini tamamen küreselleşme programına ve özel olarak BOP Eşbaşkanlığı rejimine göre düzenlemeye dönük bir darbeydi. Darbe bir tertiple dışarıdan düzenlenmişti. “Şimdilik” çok mahrem bir kişisel zaafın teşhirinden ibaret olan tertibin arkasında büyük bir tehdidin de olduğu, “okumasını bilenler” için açıktı. Gerektiğinde bir suikasta başvurmayı da içeren tehdidin büyüklüğünü hisseden Baykal, tehdidi boşa çıkaracak ve onu göğüsleyecek bir direniş gösteremedi. F tipi gladyo güçleri kullanılarak yapılan tehdidin arkasındaki gücün ABD olduğunu anlayarak kenara çekildi.

Baykal, CHP’deki 1990 sonrası liberalleşmenin önderliğini yapanlardandı. Ama aynı Baykal, ABD ve AB merkezlerinden dayatılan liberalleşme programı ulusal devletin tasfiyesi ve etnik bölünme boyutlarına gelince, küreselleşmeye direnen bir konuma kaymaya başlamıştı. Baykal’ın F tipi gladyonun elemanları kullanılarak gerçekleştirilen bir tertiple tasfiyesi de, bu direnme üzerine uygulamaya kondu.

kilicdaroglu gunun corbasi

Kılıçdaroğlu ekibinin CHP’yi dönüştürme hamleleri!

Baykal’ın tasfiyesi operasyonu ile birlikte yeniden düzenlenen CHP yönetiminin, kısa sürede, ABD ve AB’nin Türkiye’ye AKP eliyle dayattığı sömürge rejiminin “uyumlu muhalefeti” çizgisinde bir yönetim olduğu görüldü.

Kılıçdaroğlu, başkanlık koltuğuna oturmasının haftası dolmadan, CHP’nin artık “Yeni CHP” olacağını ilan etti. Kılıçdaroğlu’nun kişiliğinde simgeleşen yeni yönetim, CHP’ye adım adım, onu AKP’ye benzetmeye, AKP’leştirmeye; daha açıkçası, “BOP Eşbaşkanlığı rejiminin ana muhalefet partisi” haline getirmeye dönük bir çizgi dayatmaya başladı.

BOP rejimi, uygulandığı ülkeler için, bir tek iktidar partisi ile yaşama geçirilemeyecek kadar köklü değişiklikler içeren bir programa dayanıyordu. Örneğin 80 yıllık Cumhuriyet geçmişi olan Türkiye’de rejimin ideolojisi artık “ılımlı İslam” olacaktı ve bunun için, ayakta kaldığı kadarıyla var olan Cumhuriyetin kökten tasfiyesi gerekiyordu. Ülkenin haritasının ve millet yapısının değiştirilmesi öngörülüyordu. Devletin, bir muz cumhuriyeti (sömürge) devletine dönüştürülmesi, küreselleşmenin doğal ve zorunlu eğilimiydi. Bütün bunlar, bir tek AKP ve onun iktidarda olmasıyla gerçekleştirilecek değişiklikler değildi. Bu konuda hedefe ulaşabilmek için kesinlikle sol ve sağ muhalefet partilerinin de dönüştürülmesi, en başta da ana muhalefet partisinin küreselleşme ve BOP programına uyumlu hale getirilmesi gerekiyordu. CHP’de, yönetimden başlayarak uygulanan değiştirme-dönüştürme hareketinin temelini, ABD merkezli bu programların ihtiyaçları oluşturuyordu.

Kılıçdaroğlu ekibi yeni çizgiyi partiye dayatmada ve engel çıkaranları etkisizleştirerek “Yeni CHP”ye uygun bir yönetim oluşturmada, parti içi iktidar koltuğunda oturmanın sağladığı olanakları ustaca kullandı. Düzen partilerinin hepsinde olduğu gibi CHP’de de var olan oligarşik yönetim yapısı sayesinde, istediğini milletvekili, belediye başkanı, il başkanı, delege yapma olanağını kullanarak, bir yandan “aykırı sesleri” sus paylarıyla etkisizleştirdi ya da kendine bağladı. Diğer yandan da, CHP’nin Kemalist tarihine, geleneklerine ve programatik ilkelerine tamamen karşıt, siyasi yaşamında bir kez bile CHP’ye oy vermemiş, bir gün bile CHP taraftarı olmamış Amerikancı ve AB’ci liberalleri ve tarikatçıları yönetim organlarına çekmeye başladı. “Yeni çizgi”ye karşı direnen “iflah olmaz” “aykırı sesleri” ise dışladı. Bunlar, yeni ithal liberal akıl hocaları ile Amerikancı holding medyasındaki “yoldaşları” tarafından, “statükocu”, “dinozor”, “taş kafalı Kemalistler” gibi sıfatlarla sindirmeye dönük bir bombardımana tabi tutuldu.

İktidar susamışlığına kurulan tuzak!

CHP’ye umut bağlamış çağdaş Türkiye’nin insanlarına karşı kurulmuş sözünü ettiğimiz tuzak, onlara, biricik iktidar yolu olarak “Ricciardone-Fethullah ipine tutunma” yolunun dayatılmasıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu ve özel ekibi, özellikle son bir yıldır iktidara gelmenin yolu olarak CHP’ye şu çizgiye izletmektedir:

1. Yıpranması, kirlenmesi ve BOP görevlerini yapmada etkisizleşmesi nedeniyle Tayyip Erdoğan’dan vazgeçme ve onun seçeneği olacak “lider” arayışı sinyalleri veren ABD’ye kendini beğendirme yarışında olanlar safında yer almak. Bu safın başlıca aktörleri Abdullah Gül, Fethullah ve BDP/PKK’dir.

2. Tayyip Erdoğan ile koalisyon ortakları arasındaki çelişmede, koalisyonun Abdullah Gül, Fethullah tarafında yer almak.

3. İktidara, AKP iktidar blokunun esas gücü olan Tayyip Erdoğan sonrasının hükümetinde koalisyon ortağı olmayı “başararak” gelmek.

ABD, özellikle Ankara’daki büyükelçisi kanalıyla Kılıçdaroğlu ve özel ekibinin bu çizgisine karşı duyarsız kalmamış; bu çizgiden, özellikle Tayyip Erdoğan’ı kamçılama ve tehdit etkeni olarak yararlanmıştır; bugünlerde daha çok yararlanmaktadır. Bu amaçla gerek kendisi doğrudan, gerekse hükümette ve devlette Tayyip Erdoğan ile güç paylaşımı savaşına giren Fethullah’ı devreye sokarak, Kılıçdaroğlu ekibine ip uzatmaktadır. CHP’ye, bu ipe tutunarak, hayal ettiği “Tayyip’e seçenek olacak hükümet” koalisyonunda yer bulacağı umudunu vermektedir.

Kılıçdaroğlu ve özel ekibinin izlediği bu “hükümet olma” yoluna, kısaca, “Ricciardone-Fethullah yolu” diyoruz.

Kemalist gelenek nasıl yok edildi!

CHP’nin Kemalist gelenek ve duyarlılıklarını törpülemede kısa sürede küçümsenmeyecek mesafe alındı.

-Örneğin, CHP örgütlerine, partinin en üst yönetim organında ve milletvekili, belediye başkanı kadroları içinde bir “Fethullah kontenjanı” olması kabul ettirildi.

-Yine partinin en üst yönetim organında, hem de düne kadar CHP’ye ve Kemalizme karşı mücadele etmiş, aynı zamanda ABD istihbarat kuruluşlarına bilgi taşıyan bir etnik bölücülük temsilcisinin olmasının, Atatürk’ün partisi CHP’yi “demokratikleştirmenin, çoğulcu yapıya kavuşturmanın ve değişik çevrelere açmanın gereği” olduğu tezi kabul ettirildi.

-CHP içinde, bağımsızlık, cumhuriyetçilik, laiklik, Atatürk milliyetçiliği gibi konulardaki Kemalist duyarlılığın yok edilmesi olağanlaştırıldı. Örneğin, ABD, AB ve NATO’ya bağlılık; ABD’nin Libya, Suriye, Mısır gibi ülkelerde saldırdığı güçlere saldırma; Şeyh Sait, Dersim, “açılım”, bölünme anayasası konularında AKP ile yarış içinde olma, “AKP’nin elinden kozlarını alma” ve “partiyi büyütme” adı altında, “Yeni CHP”nin temel siyasi ilkelerinden biri haline getirildi.

(İP Genel Başkan Yardımcısı)
Arslan KILIÇ - 23 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar