kimyasallari turkiye gonderdi225

Kimyasal!

30 Mayıs'ta AA'nın geçtiği haberde Adana'da 12 Nusra üyesi 2 kg. Sarin gazı ile birlikte yakalandığından söz ediliyordu.

Haber hemen Türk ve dünya medyasında yankı buldu.

Bunun üzerine AA haberi geri çekti ve olay örtbas edildi. Ama olay tüm detayları ile öğrenilmişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov BM Güvenlik Konseyi'ne başvurarak olayı takip etmesini istedi.

Her ne hikmetse Amerikan medyası son günlerde hep bu olayı hatırlatıyor…

Öncesinde ise Suriye Ordusu'nun baskınlarında Kaide, Nusra ve ÖSO depolarında sarin ve benzeri kimyasal gazlar ele geçirilmişti.

Bu örgütler de YouTube'te paylaştıkları görüntülerle kimyasal gazlara sahip olduklarını övünerek anlatıp gösteriyorlardı.

Rus ve Batılı istihbarat örgütleri ise Nusra ve Kaidecilerin başta İsrail olmak üzere bazı bölge ülkelerinden kimyasal gazlar elde ettiklerini rapor ediyordu.

19 Mart'ta Halep'e yakın Han El-Asal'de kullanılan kimyasal belki de böyle bir gaz idi.

Nitekim o bölgeyi dolaşan BM Komisyonu üyesi Carla del Ponte 3 Mayıs'taki açıklamasında muhaliflerin kimyasal kullandığına dair ellerinde kanıt olduğunu söyleyecekti.

Sonra 21 Ağustos'ta Şam'daki saldırı yaşandı.

ABD ve işbirlikçileri inanılmaz bir medya saldırısı ile Esad yönetimine yüklendiler.

Bununla yetinmeyen emperyalist ülke ve güçler savaş tamtamları çalmaya başladılar.

Ama tüm bu süre içinde Putin'in dediği gibi ciddi ve inandırıcı hiçbir kanıt gösteremediler, gösteremiyorlar.

Ama olsun nasıl olsa onlar emperyalist ülke oldukları için savaş ve kana susamışlardı.

Bunun farkına varan Putin çok zekice bir manevra ile Esad'ın da samimiyetine güvenerek Suriye'nin elindeki kimyasal silah stokunu kontrol altına alma anlaşmasını önerdi.

Öneri birçok bölgesel ve uluslararası hesaptan dolayı ABD tarafından kabul edildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar bu işe çok bozuldu ama patrona karşı da gelemezlerdi.

'ÖSO' Komutanı Selim İdris önceki gün İstanbul'da düzenlediği basın toplantısında "Anlaşmayı kabul etmeyiz" dedi.

Böyle demesi de gayet doğal.

Çünkü Şam yönetimi tüm kimyasal silahlarını denetim altına aldırırsa bundan böyle ÖSO, Nusra , Kaide ve benzeri onlarca terör örgütü kimyasal oyununu oynayamayacak.

Üstelik kimyasal konusunda anlaşan Kerry ve Lavrov Suriye'de siyasal çözüm konusunda da uzlaşmıştı.

Bu durumda savaş yanlılarının elinde bu süreci engelleyecek bir tek yol kalıyor:

Nükleer bomba atıp bunu da Esad yaptı demeleri…

Bu da zor değil.

Çünkü büyük dost İsrail'in elinde bu silah var ve tüm bölgeyi perişan etmek için bunu müttefik bellediği ruh hastalarına verebilir.

Onlar da dünyanın dört bir yanından gelerek "Allah yolunda cihat" ettikleri için bu silahı kimyasalda olduğu gibi İslam düşmanı İsrail üzerine değil de Müslüman Suriyeliler üzerine atmayı tercih ederler.

Nasıl olsa herkes İsrail'den korkuyor ve hiç kimse İsrailoğullarından hesap soramıyor.

Durum böyle olunca hiç kimse İsrail'e gidip "Siz de elinizdeki kimyasal, biyolojik ve nükleer silahları uluslararası denetime açın" diyemiyor.

Bunu bilen İsrail tüm Arap ve Müslüman ülke başkentlerini yok edebilecek nükleer füzelerini hazırolda tutuyor.

İsraillilerin en büyük korkulu rüyası, Suriye'nin kimyasal silahlarının devre dışı bırakılmasına rağmen tıpkı Irak'ın nükleer reaktörünün Haziran 1981'de İsrail hava saldırısı ile devre dışı bırakıldığı gibi..

Sırada İran nükleer tesisleri var.

Suriye ile ilgili Rus-Amerikan anlaşmasını yorumlayan Netanyahu:

"Umarım İranlılar bu mesajı almışlardır" diyordu …

Durum bu kadar net iken birilerinin İsrail'in planları doğrultusunda Suriye'yi yok etmeye kalkışması ihanetten başka bir şey değildir.

Bir düşünün 30 ay önce Suriye'de olaylar başladığında herkes demokrasi mücadelesinden söz ediyordu.

Ama şimdi demokrasiyi hatırlayan yok.

Suriye'de sayıları 1500'ü bulan irili-ufaklı silahlı grup var.

Bunların hepsi İslami ideoloji ile savaşıyor.

Ama bunlar arasında en güçlü ve tehlikeli olanı kuşkusuz Kaide ve Nusra örgütleri.

Ama işin en ilginç tarafı bu örgütlerin saflarında savaşanların % 80'i Suriyeli değil yabancı.

Peki dünyanın neresinde böyle bir olay yaşandı, yaşanıyor?

Bir düşünün 30-40 bin civarında insan 50 ülkeden yola çıkarak cihat için Suriye'ye geliyor ve demokrasiyi inşa etme mücadelesi veriyor.

Üstelik hepsi de ruh hastası ve katil.

Bunu da her gün YouTube'ta paylaştıkları görüntülerle kanıtlıyorlar.

Sonra da birileri çıkıp "Esad gidecek ve bunlar yeni demokratik ve özgür Suriye'yi kuracak" diyor.

Söylenecek çok şey var ama boş verin!

Çünkü her şey çok iğrenç.

Hüsnü MAHALLİ - 16 Eylül 2013 - Yurt Gazetesi

Son Yazılar