kahrolsun demokrasi geliyor hilafetin sesi225

Kahrolsun Demokrasi derken?

Geçtiğimiz günlerde Mursi’ye destek amacıyla yapıldığı ifade edilen

ve Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu bir kalabalığın yaptığı eylemde “kahrolsun demokrasi, geliyor hilafet” şeklinde bir pankart açıldı.

Açılan bu pankart beni uzun uzun düşündürdü. Ve Türkiye’de, küçük bir grup tarafından açılan “ordu göreve” pankartını hatırlattı.

Hatırlarsınız ki, kendisine “türk solu” diyen bir topluluk, bir eylemde “ordu göreve” pankartı açmış, bu Ergenekon soruşturmasında çok etkili bir araç olmuştu.

Ne hikmetse, o pankartı açan örgütten tek bir kişi dahi alınmamış, tek bir kişi dahi yargılanmamış, o örgütle hiçbir alakası olmayan tonlarca insan cezaevine doldurulmuştu.

O pankartı açan örgütün lideri halen dışardadır.

Ve hiçbir soruşturmaya muhatap olmamıştır.

*** *** ***

İşte benzerlik noktası budur. İngiltere merkezli bir “örgütün” açtığı kahrolsun demokrasi afişi; çok ciddi ölçüde gündeme geldi. Bu afişin, masum bir ideolojik talep ya da 3-5 muhafazakarın şeriat istemi olarak görülmesi son derece hatalıdır. Keza bu afiş açılmadan önce “demokrasiyi sorgularız” diyen muktedirin bu tutumu ile paralel görülmesi gereken bir durum yaşanmıştır.

ABD emperyalizminin bölgeyi işgalindeki kilit anahtar “demokrasi sloganıdır.” Bir beldede, ABD müdahalesinin oluşması için, ABD kamuoyunun “orada demokrasi sorunu olduğuna” ikna edilmesi gerekir. Keza, “kahrolsun demokrasi” afişi, bir diğer manasıyla “ABD daha etkin bir biçimde gelmelidir” talebidir.

*** *** ***

Keza, daha önce; Beşşar Esad’ın direnişi ve İran-Irak-Suriye-Lübnan hattının varlığını korumasının, bölgedeki “ılımlı islamı” tasfiye ettiğini, bu tasfiyenin; “bölgedeki varlığı tehlikeye giren ABD tarafından yapıldığını ve ılımlı islamın iflas ettiğini, ABD’nin yeni bölgesel siyasetinin, bu hattı dikkate alarak süreceğini” ifade etmiştik.

Keza Mısır olaylarının da bu zeminde vuk’u bulduğunu belirtmiştim.

Dolayısı ile, bölge siyaseti ile çok radikal bir çatışmaya giren Türkiye’nin mevcut siyasetinin “ABD’nin bölgesel bekası için bir tehlike olduğunu” dolayısı ile, ABD’nin AKP’yi tasfiyeye girişebileceğini ifade etmiştim.

*** *** ***

Bu tasfiye, sandıkta mı olacak, yoksa ABD güdümlü askeri bir darbeyle mi?

İşte bu noktada, Türkiye’nin içine itildiği siyasal seçeneksizleştirilme ve siyasal izolasyonun dayattığı tek yöntemin, askeri bir darbe olduğu çok açıktır...

Emperyalizm; “ordu göreve” pankartıyla, Türkiye siyasetinin ve devlet hiyerarşisinin büyük ölçüde nato ve abd karşıtı bileşenlerini tasfiye ederken, değişen Ortadoğu siyaseti gereği; kendi yarattığı canavarı da “kahrolsun demokrasi” afişi ile tasfiye edebilir.

Bu açıdan ilgili afiş son derece kritik bir politik kırılmaya işaret ediyor.

*** *** ***

AKP’nin Mısır darbesine dair feveranlarının temelinde “bu okuma yatıyor olsa gerek.” AKP, ABD’nin bölgesel siyasetinin dönüştüğünü görüyor kanımca. Keza, tüm iplerini ellerinde tutan Amerikalılara mesajlar veriyorlar.

Aksi taktirde, böylesine aleni bir ikiyüzlülüğün parçası olmak, en azından midelerine dokunmalıydı. Ramazan ayı boyunca Irak’ta “El-Kaide” militanlarının patlattığı bombalarla ölen, çoluk-çocuk 718 masum insan için tek kelime dahi etmeyen kitleler, Mısır’dan bahsederken, yeri göğü inletiyor.

Evet! Zulme karşı susan, dilsiz şeytandır. Benim tepkim, Mısır’a dair söylenen söz değil. Irak’a, İran’a, Gezi Parkı’na, El-Kaide terörizmine karşı.

“Söylenmeyen sözlerdir”

Elbette insanlık bu “ayrımcılığı ve mezhepçiliği” unutmaz. Ama bu işlerin arkasında başka işlerin olduğu da görülmelidir.

Özetleyecek olursak,

“kimin kılıcını sallarsan, o kılıçla can verirsin...”

Bugün yaşanan ve yarın yaşanacak olanlar tamamen bu “sözün tecellisidir.”

Umarım gelecek nesiller bundan ders alırlar.

Ve aynı hatalar yapılmaz.

Ve Allah, bu ülkeye barış nasib eder.

Eren ERDEM - 20 Ağustos 2013 - Aydınlık

Son Yazılar