mehmet yuva225 

Pusu!

Sevgili Nihat Genç, 10 Temmuz 2013’te OdaTv’de yayımlanan makalesinde, AKP iktidarının Mursi kanalıyla “pusu”ya düşürüldüğünü, Erdoğan’ın uşaklık görevinden kahyâlığa, oradan efendiliğe hamaset ettiğini ancak çuvalladığını yazdı.

Bu çuvallamayı sağlayanın, onu “uşaklığa” ve hatta “kahyâlığa” terfi etmesini sağlayan ABD olduğunu, Batı’nın “efendi” gibi davranmaya başlayan AKP iktidarından aslında rahatsız olmaya başladığını, ABD’nin yörüngesinden çıkmaması için AKP’den tekrar “uşak” olmasını istediğini, Suriye’den sonra Mursi’nin yıkılışıyla AKP’nin “dış politika kemiklerinin kırıldığını” tespit etmiş.

Batı’nın lobisi olarak ifade ettiği ve dünya “efendilerinin” tekelinde olan “Olimpos Dağı”na AKP türü “bağımlı” ve “uşak-kahyâ” oluşumların ikamet edemeyeceğini iddia etmiş. “Zirve”de olmak isteyen AKP’nin “sahiplik, efendilik” hayalinin,Batı ve onların bölgesel uşakları tarafından bertaraf edildiğini söylemektedir.

Nihat Genç’in bu tespitlerinin doğruluk payı yüksektir. Olimpos dağı efendilerinin yeni efendiler arzulamadığı aşikar. Bunu anlamak istemeyen “uşak ve kahyâların” kulağını çektiği ve hadlerini bildirdiği de doğrudur. Erdoğan rejimi ile müthiş benzerlikler arz eden Menderes dönemi, Nihat Genç’in tespitlerine önemli bir emsal teşkil etmektedir. “Erdoğan’ı Özal ve Menderes gibi yedirmeyeceğiz” deniliyor ya... Bununla birlikte, AKP medyasının Türkiye’de ve bölgede tanık olduğumuz halk hareketlerini “komplo” teorileri içinde değerlendirmesi, bizatihi AKP’yi iktidar yapan “Yahudi faiz lobisi”ni ve “Batılı şer güçleri”ni bugün
Erdoğan’ı yıkmak isteyen kuvvetler olarak görmesi, bu tespitlere maddi dayanak teşkil edebilir.

İnsanın iradesi ve azmi!

Bir başka önemli yanılgı, Batı’nın AKP iktidarına Suriye’de ve Mısır’da “pusu” kurarak ona karşı komplo kurduğu anlayışına prim verilmesidir. Batı ve Olimpos dağında oturan efendiler, Suriye’de ve Mısır’da çuvallamışlardır, tepe taklak olmuşlardır ve bunun faturasını Mursi’ye ve Erdoğan-Davutoğlu rejimine kesmektedir. Hadise bundan ibarettir.

Ayrıca, bu yaklaşımlar, önemli bir hususu göz ardı etmektedir. Talan ve yalan sistemlerinin kıskacında yaşamak zorunda bırakılan insan faktörü bu olaylarda nereye konulmalıdır? İnsan bu kavgalarda ve çelişkilerde sadece kullanılan bir unsur mudur? İnisiyatif ve bağımsız bir irade ortaya koymaktan aciz midir? Güçlü medya kuruluşları ve sermaye desteği ve pazarlaması olmadan insan tarih yazamaz mı? Mısır’da Mursi ve İhvan zihniyetini yıkan, Olimpos efendilerinden bağımsız irade ortaya koyan insanın azmi ve iradesidir.Suriye’de Olimpos efendilerinin ve hayalperest “taşeron” Davutoğlu’nun kirli savaşını boşa çıkartan Suriye insanının bağımsız iradesidir.

Mursi katili vali yaptı!

AKP iktidarını emsal alan Mısır İhvanı,kısa bir süre içinde, yürütme organları,yargı, eğitim, polis ve ordu üzerinde mutlak saltanat arzuladı. Devrik Mursi, Müslüman Kardeşler ile Özgürlük ve Adalet Partisi’nin iktidarını temsilen, desteğini kazanmak uğruna, İslami Cemaatin 1997’de Luksor vilayetinde 58 yabancı turistin öldürülmesi olayında görev almış azılı katil Esaad El Hayyat’ı şaka gibi Luksor vilayetine vali olarak ataması, siyasi idam sehpasına kendi ayağıyla gitmesinin yolunu açtı.Erdoğan’nın Suriye’de insanlık tarihinde az rastlanır vahşetten, talan ve yağmadan sorumlu olan “uluslararası cinayet şebekelerini” aklaması ve hatta “kahramanlar” olarak görmesi, Türkiye’de bazı polis kuvvetlerinin ve onların kanatları altında terör estiren tekbirli palalıların orantısız, kanunsuz ve vahşet boyutlarında olan eylemlerini ödüllendirmesi ve “Kahramanlık destanı yazdılar” demesi Olimpos efendilerini bile ürkütür.

Olimpos efendilerini en çok tedirgin eden, AKP’nin uşaklığı-efendiliği hususundan ziyade, Erdoğan-Davutoğlu rejiminin Batı’yı arzu etmediği tehlikeli sonuçlar doğuracak biçimde Ortadoğu’nun kaynayan kazanına çekmeye çalışmasıdır. Olimpos efendileri Erdoğan-Davutoğlu rejimini bu kazanda yalnız bırakmış, kurban etmiştir.AKP işin başında “özgür iradesi” ile “kurbanlık koyun” olmayı kabul etmiş ve “Bize pusu kuruluyor” deme hakkını baştan kaybetmiştir.

Bayramlarımızı zehir eden, gençlerimize acımasızca saldıran, katleden, insan onurunu hiçe sayan, yalanı ve talanı meşrulaştıran “Alluhu Ekber” diyerek iblisi cinayetler işleyen zihniyeti ve bu zihniyeti aklamaya çalışan örümcek beyinleri, Ramazan’ın suyu hürmetine lanetliyorum. Aç gözlülük,çıkarcılık, bencillik,yiyicilik, beyazın siyah siyahın beyaz olmadığı, huzurlu, riyasız nice Ramazanlar yaşarız inşallah.

Mehmet YUVA - 14 Temmuz 2013 - Aydınlık

Son Yazılar