kapitalizm225 

Gezi parkı üzerinden AVM olgusuna bakış!

Gezi parkı direnişiyle başlayan olguya bütünsel,sürdürülebilir yaşam bakışıyla üç boyutta (iktisadî- toplumsal - ekolojik) bakılmalıdır.

İşin ekolojik yanına bakalım önce. Olaylar Taksim gezi parkında bir alışveriş merkezi inşaatı için oradaki ağaçların kesilmesine karşı birkaç eylemcinin haklı direnişi ile başlamıştı. RTE, çok sayıda fidan diktikleri savını ileri sürdü, fidanla ağacın, ağaçla ormanın aynı şey olmadığını bilmiyor olmalı. Ayrıca, Atatürk’ün Yalova’daki çiftlik evinin kendisini, ağacın dalı kesilmesin diye biraz öteye taşıttığını da bilmiyor olabilir mi? Aslında burada ağaç simgesini iyi anlamak gerek, ağaç yaşam demektir.

Aslında bu işi kentsel dönüşüm denilen kent ekolojisi tahribatı projesi biçiminde algılarsak sorunu daha iyi anlamış oluruz. Böylece iktisadî ve toplumsal boyutları da olduğunu ve bunların birbiriyle girişik olduğunu görürüz. Maalesef ülkemizde bütünleşik algı yeterince oturmuş değil. Birçok kişi bu işin bir ‘ağaç meselesi’ olmadığını söylerken hüzünlendim. Yanal düşünme tekniğiyle bütünleşik algı yerine sıraerkil (hiyerarşik) algı dizgesiyle anlamaya çalışıyorlar sorunu bu kişiler.

Türkiye’deki 310 AVM’nin 101’i İstanbul’da!

Yer darlığı nedeniyle işin toplumsal ve iktisadî yanına birlikte bakalım şimdi de. Aslında bunları da bütünleşikliği bozmadan ayrı ayrı ele almak olanaklı elbette. Bu iki boyuta birlikte baktığımızda işin bir yanı 31 Mart direnişinin simgesi Topçu kışlası inşasıyla toplumsal belleğin kaydırılmasına ve halkın meydanının elinden alınmasına dayanıyor; diğer yanı da iktidarın düşsel-mekanlarla örgütlenmesi olarak büyük alışveriş merkezlerine dayanıyor. Emperyalizmin yeni-liberal sosyoiktisadî yapısında iktisadî zincirdeki dağıtım işlevine ait kalıp değişti. Daha önceki dönemde bu işlevi gören parekendeci esnafların yerini büyük alış-veriş merkezleri aldı. Türkiye’de de bu dönüşümün özellikle 24 Ocak 1980’den sonra başlayıp, giderek hız kazandığını görüyoruz. Yaşadığım yer olan İstanbul-Ataköy’deki Galleria, ABD Houston’daki adaşından esinle bir ilk olmuştu. Hızla AVM Yatırımcıları Derneği’nin rakamlarına bakalım. 81 ilin 53’ünde AVM’ler var. Toplam 310 AVM’nin (2013 sonu tahmini 337) 101’i İstanbul’da.Sahi, gezi parkı direnişinde esnafların örgütü TESK yer almış mıydı?

Plastik bomba kredi kartları!

Bu AVM denilen mekan, aşırı tüketimin kutsallaştırıldığı, aldatıcı görünümlerle dolu bir mabet niteliği taşıyor. Kamusal bir yaşam (eğlence) alanı oluverdiler, parekendecilikten öte. Bu mabette insanların gelecekteki gelirlerini plastik bomba da denilen kredi kartlarıyla harcamaları,ihtiyacı olmayan isteklerine şehvetle sahip olmaları bir fantezi gibi ama uçan gelirler,borçlanmalar gerçek. Bu kamusal mekan, bir kurgusal mekan oluvermiş durumda. Burada görmek ve görülmek de bir şey, ama kişiler burada şeyleşiyor aslında, hiçleşiyorlar belki de!Bu eğlence merkezinde eğlendikçe-satın aldıkça sanal tatmin(sizlik) ve büyülü ortamda kayboluyor Bay(an) Hiç-Şey!

Emperyalizmin bu mabetlerinde görüntüsel olarak toplumsal ve kültürel unsurlar ön plana çıkarılıyor, AVM’lerdeki popüler müzik (örneğin Hadise) konserleri, havai fişek gösterileri vb. hipnoz seanslarıyla.Mabette orta-üst gelirliler alışveriş yaparlarken,alt gelirliler de çoğuncalıkla ucuz çöp gıda yiyip, seyirlikte seyirci konumundalar.

Sonsöz : Mesele ağaç mı, aslında AVM, yoksa AKP mi? Aslında mesele kapitalist emperyalizm! İlacı da halkçı-kamucu iktidar.

(*): Kaynak önerisi: Emrah Tuncer, İktidarın Mekansal Örgütlenmesi, Kibele Yay., 2012.

Melih BAŞ - 11 Haziran 2013 - Aydınlık

Son Yazılar