tayyipe uc ret uc talimat aydinlik225 

Obama-Tayyip görüşmesinin sonucu : Üç ret, üç talimat!

Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti iki gündür gazete ve televizyonlarda Amerikan yönetiminin Türkiye'ye ne kadar önem verdiği yönü üzerinden işleniyor.

Erdoğan ile Obama planlanandan yarım saat fazla konuşmuşlar, askeri tören düzenlenmiş, A tipi protokol uygulanmış vs. İşin gösteriş yönünün öne çıkarılması, Erdoğan'ın umut bağladığı bu ziyaeretin beklentilerini karşılamamış olmasında yatıyor. Kaderini Suriye Devlet Başkanı Esad'ın bir an önce gidişine bağlamış olan Tayyip Erdoğan, Reyhanlı bombalarının ardından gittiği Washington'da, Suriye'ye yönelik daha aktif bir tutum talebini masaya getirdi. Erdoğan, Obama ile yaptığı ortak basın toplantısında bu konudaki talebinin Amerikan yönetimince reddedildiğini, "ABD Suriye için bir adım atmazsa bu dünyayı nasıl etkileyecek? Sınır kentinde yaşayanlarla ilgili ne söyleyeceksiniz?" yönündeki soruya verdiği yanıtta "siz bardağın boş tarafına işaret ediyorsunuz" diyerek itiraf etti.

ERDOĞAN'IN ÜÇ TALEBİNE RET!

Hükümet kaynaklarının verdiği bilgiye ve ziyareti izleyen basın mensuplarının izlenimlerine göre, Erdoğan masaya üç temel konuyla oturdu.

1. ABD, Suriye'de diplomatik çözümle oyalanmasın. Askeri yöntemler dahil her türlü şekilde ABD'nin önderliğinde aktif tutum bir an önca alınsın.

2. Irak'ın kuzeyindeki Barzani yönetimiyle petrol anlaşmamızı uygulamamıza izin verin.

3. Serbest ticaret anlaşması yapalım

Obama'nın bu üç talebe de ret yanıtı verdiği görüşmeden sızan bilgilerin yanısıra, ortak basın toplantısında Obama'nın vurgularıyla açığa çıktı.

Obama, konuşmasında Suriye'ye en sonda yer verdi. Rusya ile birlikte yürüttükleri 2. Cenevre Konferansı'na atıf yapan Obama Suriye konusunda bir soruya ABD'nin konumunu açıklayan şu yanıtı verdi:

"Biz Esad’ın 2 yıl önce, 6 ay önce ya da 2 ay önce gitmiş olmasını isterdik. Bunda bir tutarlılık var. Esad meşruiyetini kaybettiği doğru. İlk başta barışçıl gösteriler düzenleyen insanları öldürdüğü doğru. Zaman içinde durum değişti. Nasıl sorunuza ise biz bunu tartıştık. Sıra dışı bir şiddet içeren bir durumdan bahsediyoruz. Devamlı bir uluslararası baskı sürdüreceğiz. Ruslarla Cenevre’de görüşmelere devam edeceğiz. Geçiş süreci oluşturmaya çalışacağız, muhalefete yardımcı olduğumuzdan da emin olacağız. Türkiye ile görüşmelerimiz devam edecek. Gözle görülür bir gelişme kaydediyoruz."

Tayyip Erdoğan da, konuşmasında daha önce resmen karşı çıktıkları 2. Cenevre Konferansı'nı kabul ettiklerini açıkladı ve ilk kez Suriye'de terör örgütlerinden söz etti.

Irak konusu ise Obama'nın açıklamalarına yansımadı. Ancak Obama yönetimine yakın uzmanların aktardığına göre, ABD'nin Türkiye'ye Maliki yönetimiyle anlaşma telkini konusundaki pozistyonunda bir değişiklik yok. Çünkü ABD esas olarak İran'a odaklanmak ve Maliki yönetimini İran'dan uzaklaştırmak istiyor. Bu nedenle Erdoğan'ın zamanlamasıyla Obama yönetiminin zamanlaması örtüşmüyor.

Obama konuşmasında serbest ticaret anlaşması yerine "Üst düzey komite oluşturacağız ticaret ve yatırımı destekleyeceğiz inovasyona destek olacağız" dedi.

DIŞARIDA POHPOHLAMA İÇERİDE SOPA VE YENİ TALİMATLAR!

Üç temel talebine ret yanıtı alan Tayyip Erdoğan, bir süredir ucu gösterilen sopanın eşiliğinde yeni talimatlarla karşılaştı. Amerikan yönetiminin insan hakları, basın özgürlüğü, laiklik gibi konular etrafında çeşitli resmi ve gayrıresmi kurumları aracılığıyla sürdürdüğü eleştiriler eşliğinde deliğe süpürme tehdidini her defasında daha artırarak yeni talimatları masaya getiriyor.

İRAN'A BASKIYI ARTIR!

Obama'nın konuşmasına yansıyan sıraya göre yazılacak olursa, ilk talimat İran konusunda. Obama konuşmasına şöyle başladı ve İran konusunun altını çizdi:

"Bugün birçok konudan bahsettik. Örneğin Afganistan, G-20 ve çok önemli bir başka noktadan da bahsettik: Nükleer silah ve bölgede nükleer silahlanma tehdidi."

ABD yönetimi İran'a yönelik Amerikan yaptırımları konusunda Türkiye'yi sıkıştırıyor. Erdoğan'ın Washington'da bulunduğu sırada ABD Hazine Bakanlığı'nın Terör ve Mali İstihbarat Müsteşarı David S. Cohen, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde yaptığı açıklamada, "Sizi temin ederim ki İran dışından herhangi birinin İran devletine altın sattığını gösteren her türlü kanıtı çok dikkate inceliyoruz. Altın yasağını ihlal eden herkese karşı yaptırımlarımızı istisnasız ve korkusuzca uygulayacağız" diye konuştu ve Türkiye'den İran'a yapılan altın satışlarında bir artış olup olmadığı sorusuna Cohen, "Türkiye'den İran'a altın gittiği konusunda hiç kuşku yok" yanıtını verdi.

AÇILIM VE ANAYASA!

Obama'nın basın toplantısındaki "Hem Türkiye halkını hem de sizi cesaretiniz için kutluyorum. PKK terörünü sona erdirmek için adım attınız. İnsan haklarını desteklemenizi de destekliyoruz" sözleri, Türkiye'deki açılım sürecine destek ve anayasa konusundaki çalışmaların sürdürülmesi talimatı olarak okunması gerekiyor. Amerikan yönetimi, sık sık bu konuda Türkiye'yi cesaretlendirmek için hem resmi hem de yarı resmi kanallar vasıtasıyla girişimleri devreye sokuyor.

İSRAİL İLE İŞBİRLİĞİNİ DERİNLEŞTİR!

Obama yönetiminin masaya getirdiği ikinci önemli konu İsrail ile işbirliğini derinleştirilmesiydi. Mevcut durumda Katar ile birlikte Suriye-İran-Irak karşıtı cephede İsrail ile birlikte yer alan Tayyip Erdoğan'ın, daha iki gün önce CIA Başkanı'nın Tel Aviv'e giderek İsrail'e yaptığı uyarıya paralel olarak Türkiye-İsrail-Ürdün'ün sacayağını oluşturduğu Suudi Arabistan ve diğer ülkelerin de içine dahil olacağı "ılımlı" görünümlü bir ittifak oluşturulması Obama yönetiminin önceliği.

UCU AÇIK KONU : TERÖRLE MÜCADELDE İŞBİRLİĞİ!

Bunlar Obama-Erdoğan basın toplantısına ve geziyi takip eden basının izlenimlerine yansıyan somut olgular. Bir de yine Erdoğan ve Obama'nın basın toplantısındaki konuşmalarına yansıyan "terörle mücadelede işbirliği" konusu var. Obama-Davutoğlu ve ilk kez bu tür bir heyette üçlü görüşmede yer alan MİT Müsteşarı'nın katıldığı toplantıda bu konunun etraflı bir şekilde görüşüldüğü açık bir şekilde anlaşılıyor.

Bir şifre söz niteliği taşıyan "Terörle mücadelede işbirliği" kavramı etrafında ABD 'nin Türkiye'nin bütün güvenlek ve adalet kurumlarına nüfuz ederek "yerinden yönetim"le opersyonlarını gerçekleştirdiği biliniyor. İçeride ABD'nin isteklerini yerli yerinde ve zamanında gerçekleştiremeyen Erdoğan yönetimi, her gidişinde ABD'nin talimatlarına kendi kaderini etkileme pahasına daha fazla bağımlı olarak dönüyor. Ancak içeride de giderek güçlenen sıkışıklıkla karşı karşıya olan Obama yönetiminin, kendisi de içeride daha fazla sıkışmakta olan Erdoğan'ın "tarihi" olarak nitelediği bu ziyaretin sonucunda bu konudaki talimatlarını hangi düzeyde hayata geçirebileceği tümüyle Türkiye'ye bağlı.

Fikret AKFIRAT - 18 Mayıs 2013 - Aydınlık

Son Yazılar