akp_israil_kol_kola225

“O mektubu Öcalan değil Başbakan’ın makam aracındaki biri yazdı!..”

AKP iktidarının İmralı’daki Abdullah Öcalan’la başlattığı müzakere sürecini ve Öcalan’ın Nevruz’da büyük coşkuyla okunan mektubunu,dürüstlüğüyle efsaneleşen eski İçişleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan’la konuştum.

Tantan sorularıma çok çarpıcı cevaplar verirken “Öcalan’ın mektubunu kimin yazdığını merak edenler, Başbakan Erdoğan’ın makam aracına baksınlar!” dedi. O metnin Başbakan’ın yakınındaki bir yetkili tarafından yazıldığını iddia etti.

Tantan ayrıca “75 milyona, organize suç örgütünün önünde diz çöktürüldüğünü” öne sürdü!

İşte Sadettin Tantan’a yönelttiğimiz sorular ve onun Türkiye’yi sarsacak cevapları :

Uğur DÜNDAR>>> Çözüm süreci ve Öcalan’ın Nevruz’da okunan mektubunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadettin TANTAN>>> Diyarbakır’daki Nevruz gösterisi ve terör örgütü elebaşısının mektubu, Türkiye’nin nasıl bir işgal altında olduğunu gözler önüne seriyor. Bu süreçte yaşadıklarımız akla 1. Dünya Savaşı sonrasında yaşananları getiriyor.

Hatırlatalım : Yıl 1919… İzmir işgal altında… İzmir ve çevresindeki birliklerin başında bulunan Ali Nadir Paşa ve Vali Ahmet İzzet Bey, askerlerimizin işgalci Yunan güçlerine karşı direnmemelerini ve silahlarını İtilaf Devletleri askerlerine teslim etmelerini emrediyor.

15 Mayıs 1919 günü, İzmirli Rumların sevinç gösterileri arasında geçit töreni yapan Yunan askerlerine ateş eden gazeteci Hasan Tahsin, bir Yunan askerini öldürüyor. Ama ne yazık ki kendisi de Yunan askerlerinin ateşiyle şehit düşüyor.

Neden mi hatırlattım bu tarihi? İşte bugün yaşananlar, ülkeyi yönetenlerin ‘silah atmadan’ teslim olmalarından başka bir şey değil de ondan!

Uğur DÜNDAR>>> Siz bu süreci ve Nevruz’da yaşananları PKK’ya boyun eğme olarak mı görüyorsunuz?

Sadettin TANTAN>>> Boyun eğme yaşananlar karşısında hafif kalıyor! Diz çöktürülüyor! Evet 75 milyona diz çöktürüyorlar. Organize suç örgütünün başı, bu diz çöktürme karşısında ‘yeni bir tarih yazılıyor’ diyor! Gerçekten de yazılıyor! Türkiye’nin hukuk düzeni yerle bir ediliyor! Yasal sığınaklarımız bir bir yıkılıyor! Kirli siyasetçiler, sözde barış adı altında 75 milyona, organize bir suç örgütünün önünde diz çöktürüyor!

Uğur DÜNDAR>>> Ama ekranlara çıkan bazı yorumcu aydınlar, söylediklerinizin tam tersi görüş belirtiyorlar!

Sadettin TANTAN>>> Haklısınız! Süreci, avuçları patlayana kadar alkışlıyorlar! Televizyon ekranlarında ve gazetelerdeki köşelerinde PKK’nın sözcüsü gibi davranan bu aydınların, İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyelerinden hiçbir farkları yok! Ama şu gerçek unutulmasın: Tarihin derinlikleri bu ehlileştirilmiş sözde aydınların, ülkeyi nasıl teslim ettiklerini tek tek tescil ediyor. Bunlar o sözde aydınların sicillerine yazılıyor. Yüce Türk milleti, aydın geçinen bu kral soytarılarının konuşmalarını dikkatle dinlemeli! Dinlemeli ki, emperyalizme karşı savaş vermiş bir tarihin nasıl yıkıldığı anlaşılabilsin!

Halkım seni göreve davet ediyorum! Bunları tanı ve kendine dön!

Bu arada Cumhuriyet savcılarına da sesleniyorum:

Ey Cumhuriyet’in savcıları! Sizin göreviniz, terör örgütünü özgürleştirenlere karşı sessiz kalmak mı? Hayır, asla kabul etmiyoruz! Sizin göreviniz, hemen soruşturma başlatmak! Sizin göreviniz, yasadışı olayları engellemek! Neden harekete geçmiyorsunuz? Sizi kim engelliyor?

Uğur DÜNDAR>>> Başbakan Erdoğan’ın “Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında Türk bayrağı da olmalıydı” şeklindeki sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadettin TANTAN>>> Başbakan İmralı’dakinin mesajını çok beğenmiş ama bir eksik görmüş! Neden Türk Bayrağı yokmuş! Tek sorun buymuş! Akıl tutulması bu! Sen 40 yıldır ABD-İsrail’in taşeronluğunu yapan sözde bir örgütün bayrağının ve taşeron liderinin posterinin yanına, yedi düvele karşı savaşmış Türk Bayrağı’nı koyacaksın ha!.. Yazıklar olsun sana! Teröristbaşı ‘helalleşelim’ diyor! Başbakan’a ve buna ses çıkarmayan muhalefete sesleniyorum: Helalleşecek kimseniz olmayacak, bu sözlerimi unutmayın!

Uğur DÜNDAR>>> İmralı süreci sizce dış güçlerin müdahalesinden bağımsız bir süreç mi?

Sadettin TANTAN>>> Bağımsız olması mümkün mü? İmralı süreci, aslında ABD-İsrail sürecidir. Bu süreçte iktidara ‘Başkanlık istiyorsan özerkliği ver’ tehdidinde bulunulduğu da çok açıktır! İşin özü şu: “Arap Baharı” Türkiye ile tamamlanmak isteniyor! Ayrıca Öcalan’ın metinlerinin Öcalan tarafından yazılmadığını altını çizerek iddia ediyorum. O metinleri yazanı çok uzaklarda aramayın, Başbakan’ın makam aracına bakın!

Uğur DÜNDAR>>> Öcalan’ın mektubunun açıklanmasından bir gün sonra İsrail’in Mavi Marmara olayı nedeniyle özür dilemesi, sizce tamamen bir tesadüf mü? Ayrıca bu özür dilemeyi nasıl okumak gerekir?

Sadettin TANTAN>>> Mavi Marmara olayına sebep olanlar, Meclis tarafından araştırılmadı. 9 Türk hayatını kaybetti, Türk milleti uluslararası alanda itibarsızlaştırıldı. Bugün özür dilemenin arkasını iyi okumak gerekiyor!

ABD-İsrail-İngiltere ekseninde tehdit olarak algılanan İran’a karşı, PKK’nın güvenli bölgelere çekilerek, jandarma faaliyetinde bulunması planlanıyor! PKK’nın silahlı unsurlarının kullanılmak üzere sınır dışına çekilmesi, AKP- PKK’nın kendi başlarına aldıkları bir karar değildir! PKK, emperyal güçler tarafından, Ortadoğu, İran, Hazar Havzası ve Kafkasya’da taşeron silahlı güç olarak kullanılacaktır!

Asıl amaç, bölgede giderek yalnızlaşan İsrail’in güvenliğinin sağlanması için Kürt devletinin kurulmasıdır. Ama ondan önce PKK’nın sınır dışına çıkarılarak, Kuzey Suriye’de Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte, Esad’a karşı savaşması isteniyor.

Öcalan’ın PKK’ya “sınır dışına çıkın” çağrısını yapmasından bir gün sonra İsrail’in özür dilemesinin asıl nedeni işte budur!..

Uğur DÜNDAR - 25 Mart 2013 - Sözcü

Son Yazılar