manzarai_umumiye225

Hukuk fakülteleri, barolar, hukukçular neredesiniz?

Öyle görülüyor ki Başbakan’a yargıyı kendi denetimi altına almış olması yetmiyor. Yeni yargı reformu (!) adı altında yargıyı tümü ile kendisine bağlayıp bir kadı sistemi getirmek istiyor.

Uygar ve çağdaş ülkelerde “Hukukun üstünlüğü” diye, “Hukuk devleti” diye bir kavram vardır. Hukuk, tüm ulusun güvencesidir ve herkesin son sığınacağı yerdir.

Bundan ötürü de yargı kurumlarının siyasal etkiler dışında kalması, yargının bağımsız olması , devletin evrensel hukuk kurallarına bağlı kalması beklenir. Bu amaçla Anayasamızın 2. maddesi “Türkiye Cumhuriyetinin demokratik , lâik ve sosyal bir hukuk devleti” olduğunu belirtmektedir. Bu nasıl sağlanacaktır. Doğal olarak Anayasa ile, özel yasalarla yargının bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü güvence altına alınacaktır.

Başbakan : Danıştay bize kan kusturuyor!

Anayasamıza göre, idarenin hiçbir eylem ve işlemi yargı denetimi dışında kalamaz. Devletin eylem ve işlemlerini idari yargı denetler. İdare Mahkemeleri ve Danıştay, devlete karşı açılan davalara bakarlar. Danıştay, 1868 yılında “Şurayı Devlet” adı ile kurulmuştur ve o tarihten beri görev yapmaktadır. Yüksek idare mahkemesi olan Danıştay’ın idari ve yargısal görevleri vardır. İdare’nin eylem ve işlemlerinin hukuk denetimi içerisinde olması hukuk devletinin olmazsa olmaz kuralıdır. Yakın geçmişte AKP’nin hukuka ve yasalara aykırı kararları Danıştay’dan döndükçe Başbakan “Danıştay bize kan kusturuyor” demişti. 2010 yılında yapılan referandumla yargı bağımsızlığı yok edilip yargı AKP’nin denetimine geçtiği halde bunun Başbakan’a yetmediği anlaşılıyor.

Denetim istemiyorlar!

Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulmuş olan ve yasaların Anayasaya uygunluğunu denetleyen bir yüksek mahkemedir. TBMM kararlarının yargı denetiminden geçmesini AKP bir türlü içine sindiremedi. Bay Arınç geçmişte “Gerekirse Anayasa Mahkemesini kapatırız” bile demişti. Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimini 2010 Anayasa referandumu ile denetim altına almış olmaları da onlara yetmedi. Yargı’nın gerektiğinde yürütmeyi, yasamayı denetlemesi hukuk devleti olmanın doğal sonucudur . Kuvvetler ayrımının doğal sonucudur. Başbakan bay Erdoğan TBMM çoğunluğunu elinde tutarken ve her istediği yasayı hiçbir karşı görüşle karşılaşmaksızın çıkarırken kendisini hiçbir gücün denetlemesini istemiyor.

Bay Erdoğan padişahlık peşinde!

Getirilmek istenilen değişikliklerle Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi kaldırılacakmış. Yerlerine Temyiz Mahkemesi kurulacakmış. Tam bir geriye gidiş. Temyiz Mahkemesinin 17 üyesi olacakmış. 17 üyenin 9’unu Meclis, 8’ini ise Başbakan Bay Erdoğan Başkan olup seçecekmiş. TBMM zaten Bay Erdoğan’ın elinde. Böylece 17 üyenin 17’si de Bay Erdoğan tarafından seçilmiş olacaktır. Bunun adı nedir? Hangi uygar ve çağdaş ülkede böyle bir durum vardır. Yargı bağımsızlığı, hukuk devleti kavramlarından söz edilebilir mi ? Böyle bir düzene kesinlikle hukuk devleti denilemez. Olsa olsa guguk devleti denilebilir. Başbakan padişahlık istiyor. Kimseye hesap vermeyecek, kimseler onu denetlemeyecek.

Ülkemizde bu hazırlıklar yapılırken barolar, hukukçular ne yapıyor. Gerçekten bu ülkenin hukukçuları var mı? Yüzü aşkın Hukuk Fakültesi ne yapıyor? Hukuk Fakültelerinin değerli öğretim üyeleri nasıl sessiz kalabiliyorsunuz. Hiç rahatsız olmuyor musunuz. Türkiye ye yüz nakli yapılıyor. Türkiye’nin aydınlık yüzü değiştiriliyor . Neden sesinizi yükseltmiyorsunuz . Neden alanlara dökülmüyorsunuz. Üzerinize ölü toprağı mı serpildi. Mehmet Emin Yurdakul’un ünlü dizelerini anımsayın lütfen “Bırak beni haykırayım / Susarsam sen matem et / Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet / Sevenleri toprak olmuş / Öksüz çocuk gibidir.” Hukuk Fakülteleri, sizler bunca hukuksuzluğa susarsanız, susacaksanız sizin verdiğiniz eğitimden, sizin yetiştirdiğiniz hukukçulardan bu ülkeye hiçbir yarar gelmez.

Erol ERTUĞRUL - 16 Şubat 2013 - Aydınlık

Son Yazılar