koy_enstitusu_cumhur_utkunun_annesi_sevim_hanim225

Paradigma Savaşları!

Kişilerin dolayısı ile de toplumun bilgi-tutum ve davranış kalıplarını değerler dizisi/ algılama örüntüsü oluşturur.

Batı dillerinde buna paradigma diyorlar. Paradigma eğitim ile oluşturulur. Eğitim yapılan kurumlar ise; örgün, yaygın ve algın öğretim kurumları olarak sınıflanır.

Örgün öğretim; ilköğretim, lise ve üniversite gibi kurumlarca yürütülen öğretimdir.

Yaygın öğretim; kamu ya da özel kurumlarca kurslar, sempozyumlar, kongreler ve seminerler şeklinde yürütülen öğretimdir. Algın eğitim ise; televizyonlar, gazeteler vb ortamlarca yürütülen öğretimdir

Öğretim kurumlarının amacı izleyicilerine salt yalın ya da bilimsel bilgi aktarmak değildir. Aynı zamanda düzene uygun bir paradigma sahibi olmalarını sağlamaktır. Başka bir söylemle izleyicilerine egemenlerin ideolojisine uygun paradigmanın propagandasını yapmaktır. Bu nedenle de öğretim kurumlarının faaliyetleri büyük oranda propagandaya yöneliktir.

Cumhuriyet; Eğitim Birliği Kanunu, Köy Enstitüleri, Halkevleri ve benzeri uygulamaları ile çağa ve ulusala uygun algılama örüntüsüne (paradigma) sahip yurttaşlar yaratmak için çalıştı durdu. “Atatürk İlke ve Devrimleri” ya da “Türk Aydınlanması” olarak adlandırılan bu paradigmanın öğretim kurumlarına yansıyan nitelikleri; millilik, bilimsellik, laiklik, karma olma (kız-erkek aynı okulda) ve uygulamalı-iş üstünde olma şeklinde sıralanabilir.

Atatürk’ün ölümünden, özellikle de 1950’lerden sonra egemenlik el değiştirdi. O günden bu yana, Köy Enstitüleri’ni ve Halkevlerini kapama, lise ve üniversiteleri özelleştirme, “Eğitim Birliği”ni yok etme ve benzeri uygulamalarla öğretim kurumlarına da egemen olmak için uğraşıp duruyorlar. Öğretim kurumlarının kamu mülkiyetinde olması, aydın/ Atatürkçü öğretmenlerin çoğunlukta olması gibi nedenlerle mülki ve paradigmik karşı devrim kısa sürede başarılı olamadı. Başka bir söylemle egemenlik ve paradigma savaşı uzadı.

Günümüzde karşı devrimciler ve işbirlikçiler çok daha iyi propaganda yapabiliyorlar. Çünkü örgün, yaygın ve algın öğretim kurumlarının çoğunluğu onların sahipliği ve de egemenliği altına girdi. Bunların istisnası bazı üniversiteler. Henüz onları satın alamadılar. Susturamadılar. Üniversite hoca ve öğrencilerine olan kızgınlıklarının altında yatan da bu.

Recep AKDUR - 26 Aralık 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar