akp_israil_kol_kola225

Ahlaksız teklif!

Gazze'ye yardım götürürken İsrail askerleri tarafından ele geçirilen Finlandiya bandıralı Estella gemisine Ankara hiçbir tepki göstermedi.

Bunu fırsat bilen ve kendince farklı yorumlayan Tel Aviv durduk yerde Ankara'ya 'Ahlaksız teklif'te bulundu. Teklife göre 'İsrail ve Türkiye her iki tarafı ilgilendiren Suriye gelişmeleri konusunda ortak ve yeni bir mekanizma oluşturulacak''. Dışişleri Bakanlığı bu teklif karşısında 'İsrail ile diyaloğumuzun koşulları belli' demekle yetindi. Umarım ben yanlış anlamıyorumdur! Yani İsrail Mavi Marmara gemisiyle ilgili olarak özür diler, tazminat öderse Ankara Tel Avil ile birlikte Suriye konusunda işbirliği yapabilir. İnanılacak gibi değil. Hem de Lübnan karışmışken ve bölgede korkunç senaryoların uçuştuğu bir dönemde.  Oysa Suriye olaylarının başladığı günden bu yana İsrail çok mutlu. Çünkü kendisinin Suriye ve Lübnan'a karşı hiçbir zaman işletemediği kapsamlı planlarını şimdi Türkiye ve Arap ülkeleri hakkıyla uyguluyor. Yani Suriye'de on binlerce insan ölüyor, Suriye ordusunun tüm olanakları ortadan kaldırılıyor ve bu ülke darmadağın ediliyor. Tıpkı Irak'ta olduğu gibi. Yani bir zamanlar İsrail'in korkulu rüyası Irak ordusu artık yok. Bir zamanlar olduğu gibi Irak'ın ekonomik olanakları artık Filistin halkının direnişine akmıyor.

*** *** ***
Lübnan ise İsrail için çok farklı bir alan. İstihbarat Şefi Visam Hasan'ın öldürülmesiyle Lübnan'ın bir iç savaşın içine çekilebileceği hesapları yapılırken İsrail doğal olarak sevincinden uçuyor ve bu iç savaş sevdalılarına dolaylı-dolaysız yardım ediyordur. Çünkü Lübnan'da görünürde Suriye'yi çökertmeyi amaçlayan ama özünde Hizbullah'ı ortadan kaldırmayı stratejik hedef olarak belirleyen herhangi bir tezgah yalnızca İsrail'in işine gelir. Durum böyle olunca bugün Lübnan'da provokasyon ve iç savaşın peşinde koşanlar aslında dolaylı ve belki de bilerek İsrail'e hizmet ediyorlardır. Hatırlıyorum da Temmuz 2006'da İsrail Lübnan'a saldırdığında Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün liderleri Hizbullah'ı suçlayacak kadar ruhlarını şeytana satmışlardı. Şimdi de durum farklı değil. Lübnan'da hükümeti düşürmek, iç savaş çıkartmak ve oradan Suriye'yi kuşatmak gibi plan yapanlar aynı ruh hali içindeler. Hem de Suriye'de bayram nedeniyle ateşkesten söz edilirken! Yani siz Suriye'de 4-5 günlük ateşkesten söz edeceksiniz ama Lübnan'ı yeni ateşin içinde çekeceksiniz.

*** *** ***
İşte büyük ve pis oyun buna denir. Tam da Kuveyt karışırken. Tam da Ürdün karıştırılmak üzereyken: Her iki ülkede Müslüman Kardeş kökenli İslami parti ve örgütler ayaklanma hazırlıkları içinde. Her iki ülkede çok güçlü bağnaz ve radikal İslamcı gruplar var.  Hepsinin arkasında Katar Şeyhi Hamed hazretleri var. Şeyh Hazretleri petro-dolarlarına ve biraz da cüssesine güvenerek Arap ve İslam aleminin liderliğine oynuyor. Baksanıza Başbakan Erdoğan'ın önüne geçerek kuşatma altındaki Gazze'ye gidiyor. Zaten uzun süredir Ankara'ya da uğramıyor. Çünkü şeyh hazretlerine göre Ankara Suriye konusunda fazla başarılı olamadı ve sonunda İran ve belki de Rusya ile birlikte Suriye konusunu konuşmaya başladı. Hatta bir ara Esad'lı bir geçiş dönemini kabul eder gibi oldu. Bu ise şeyh ve abisi Suud Kralı için kabul edilir şeyler değildir. Çünkü onlar paralarına güvenerek herkesi istedikleri gibi kullanabileceklerini hatta satın alabileceklerini düşünürler ve hep öyle yaparlar. Yakında herkes bu gerçeği görecek.

*** *** ***
250 yıldır Osmanlı'ya ve Türklere ihanet eden bu Vahabi zihniyeti asla Türkiye dostu olamaz. Çağdaş Türkiye ve Türk milleti ile bu çağdışı, bağnaz ilkel ve karanlık ülkeler arasında ortak hiçbir şey yoktur ve olmaz.

Bu ülke liderlerinin beyin frekanslarıyla Ankara'yı yönetenlerin algı ve yaşam biçimi arasında da bir paralellik yoktur ve olmamalı. Türkiye bir an önce coğrafyamızı karanlıklara gömecek bu ortaçağ zihniyetli tiplerden uzak durmalı ve yeni anlayışlarla farklı bir ülke olduğunu yeniden herkese kanıtlamak zorundadır.  Hem de geç kalmadan.

Her şey ABD ve onun bölgesel işbirlikçilerinin istediği gibi olmamalı ve olmayacaktır.

Hüsnü MAHALLİ - 23 Ekim 2012 - Akşam

Son Yazılar