henry_barkey_ve_kurtler225

“Türk Ordusunu kafesledik!” diyen Henri Barkey’den Suriye önerisi : "Müdahale olmaz, örtülü savaş!"

ABD’nin Ortadoğu ve Kürt uzmanı Henri Barkey’den Suriye önerisi :

‘Müdahale olmaz, örtülü savaş!’

ABD’nin Ortadoğu ve Kürt uzmanı Henri Barkey, Suriye’ye ABD’nin olası askeri müdahalesinin “akılsızlık” olacağını, ABD’nin, “mantıklı inkâra” izin verecek ve çatışmayı bitirecek biçimde örtülü faaliyetlerle “tuttuğu tarafı destekleme” politikası izlemesi gerektiğini savundu.

Lehigh Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan, AKP hükümetine de danışmanlık yapan Barkey’in 24 Ağustos tarihli Washington Post gazetesinde bir yazısı yayımlandı. Barkey, yazısında hem klasik medyada hem sosyal medyada iki tez ileri sürülerek, ABD’nin Suriye’ye askeri müdahalede bulunması talebinin hakim olduğunu hatırlatıyor. İleri sürülen tezleri, “Suriye halkının göz göre göre maruz kaldığı insani felaketin uluslararası hareketi gerektirmesi” ve “Suriyeli isyancıların desteklenmesinin ve kazanmasının ABD’yi çatışmadan sonra ortaya çıkan yönetimle iyi ilişkiler içine sokması” biçiminde aktaran Barkey, bu iki tezin de “ne yazık ki” yanlış olduğunu belirtiyor.

İki önemli sonuç!

Barkey'e göre, "Suriye'deki insanlık bunalımı inkâr edilemez bir gerçeklik. Beşar Esad'ın başında bulunduğu eli kanlı yönetim binlerce adam, kadın ve çocuk öldürdü." Hayat memat savaşı veren Esad yönetimi, "öldürmeye devam edecek." Muhalefet, "iki kuşak boyunca süren zulme ve vahşete rağmen yaşamayı başardı." Ancak bu bir "soykırım" değil, ABD içsavaşı gibi "kanlı bir içsavaş." Esad yönetimi, kendisine duyulan nefrete karşın, "Suriye halkının azınlık da olsa önemli bir parçasının" desteğine sahip.

ABD'nin Suriye'ye yapacağı bir askeri müdahalenin iki önemli sonucu olacağını yazan Barkey, birinci sonucu, "siviller de dahil çok kayıp" diye açıklıyor. Barkey ikinci sonucu, "ABD'nin bir başka Müslüman ülkeye savaş açması, yalnızca Washington'un Müslüman halkı ve yönetimleri bombalamak için tetikte beklediği önyargısının derinleşmesine hizmet eder. ABD'nin Suriye'ye herhangi bir müdahalesinden iki yıl sonra, insanların hatırlayacağı şey Amerikan bombalarıyla ölen kadınlar ve çocuklar olacak. Hayati bir çıkarımız sözkonusu değilse, ABD'nin bir başka Müslüman ülkeyi bombalamaktan kaçınma zamanıdır" biçiminde ifade ediyor.

'Amerikan düşmanlığı son bulmaz!'


Barkey, yazısının devamında şu görüşlere yer veriyor:

"Suriyeli isyancıları, onlar kazanacak veya gelecekte onları etkileyeceğiz diye desteklemek gözükaralıktır. Suriye'deki kaostan ve katliamdan doğacak yeni bir liderliğin mutlaka ABD'nin önceliklerine dikkat göstereceğini düşünmek saflık olur. Hiçbir Arap Baharı devrimi, katılımcılarının başarılı olması için doğrudan müdahale ettiklerimiz bile, mutlak olarak Amerikancı bir rejim üretmedi. Suriye'de kurulacak yeni bir rejim, öncelikle, var gücüyle kendi konumlarına ilişkin patırtı çıkaran bütün grupları uzlaştırma çabası verecek; bütün diğer hükümetler gibi acil gereksinimlerine ve ortama dayalı olarak politikalarını oluşturacak. ABD'nin rolü sınırlı olacaktır. "Bu durumu teyid eden ve uzun süreden beri var olan gerçeklik, onlarca yıldan beri, dost ülkelerde bile, Arapların Amerikancılığı hor görüşlerini hükümetleri, medyaları ve akademisyenleri aracılığıyla göstermeleridir. Bu durum, Suriye muhalefetine yardım etmeye karar verdik diye ne son bulur, ne de değişir. Her ne olursa olsun, aynı insanlar ABD müdahalesine haince bir dürtü atfedecektir.

Obama'nın borcu!

"Obama yönetimi Esad'ın gitmesini istiyor; ne kadar kısa sürede giderse, o kadar iyidir. Bu, moral ve jeopolitik açıdan kesinlikle mantıklı. Başkan, öncelikle seçim yılı olduğu için ipe un seriyor. Yönetim hiçbir şey yapmamakla bombalamak seçenekleriyle sınırlı değil.

"Suriye krizi en üst noktaya tırmanırken, Washington, tercih ettiği tarafa Suriye ordusunun yapısına ilişkin kritik bilgileri vererek ve içsavaşı sona erdirecek örtülü destek sunarak tayin edici bir rol oynayabilir. Bu mantıklı inkar sağlar ve ABD'nin milli çıkarlarına uygundur.

"Ancak Obama yönetiminin kendi kamuoyuna Suriye politikasını açık seçik biçimde ifade etme borcu vardır."

Aydınlık Dış Haberler Servisi - 27 Ağustos 2012

***********************************************************

İlgili Köşe Yazısı

Why intruding on another Muslim country is ill-advised

By Henri J. Barkey

Washingtonpost, Published : August 24


Henri J. Barkey is a professor of international relations at Lehigh University.

Calls for a U.S. military intervention in Syria have dominated the conversation in conventional and social media. Two simple and effective arguments are being advanced. The first, and most compelling, is that the unfolding humanitarian catastrophe befalling the Syrian people mandates international action. The second is based on realpolitik: Supporting the just and winning cause of the Syrian rebels will put the United States in good standing with the regime that emerges from the conflict.

Both arguments are unfortunately wrong.

The humanitarian crisis in Syria is an undeniable reality. The murderous regime led by Bashar al-Assad has killed thousands of men, women and children. Assad’s regime is fighting for its life, and it has nowhere to go. The opposition has come alive after suffering through two generations of oppression and banal evil. But this is a civil war, not a genocide. By definition, civil wars are violent, some more than others (remember America’s own Civil War). There are also at least two parties to the conflict. Regardless of the odiousness of the Assad regime, a sizable portion of the Syrian public, although a minority, remains attached to it.

Any U.S. military engagement in Syria would have two important ramifications.

First, it would cause casualties, including civilian ones. One should not underestimate how much bombing would be required just to suppress anti-aircraft installations so that the U.S. Air Force could operate in support of the rebels. Furthermore, suppression is not a one-off campaign. It has to be continuous, and the regime is likely to hide many of its air defenses in populated areas, provoking more civilian casualties.

Second, U.S. participation in another war in a Muslim country will serve to only deepen the perception that Washington is trigger-happy about dropping bombs on Muslim populations and regimes. Two years after the conclusion of any U.S. intervention in Syria, what people will remember is that women and children died under American bombardments. Unless a vital national interest of ours is involved, it is time that the United States resist the temptation to bomb another Muslim country, however noble the endeavor may appear.

Taking sides and delivering power to one group does not always induce the winners to be magnanimous. Iraq is the perfect example of this. It’s sad to say, but civil wars have to be fought and won by locals — and it is generally only after experiencing the horrors of war that the participants learn to compromise.

U.S. foreign policy has always been more preoccupied with America’s place and role in the world than with the countries we engage. Our foreign-policy professionals care deeply about the rest of the world but often for the wrong reasons; they operate as if they alone can reshape outcomes and be the agents of change. Inaction is not in their lexicon.

It is foolhardy to support the Syrian rebels because they will win or because we will want to influence them in the future. It would be naive to think that any new leadership born from the carnage and chaos in Syria would necessarily care about U.S. preferences. No Arab Spring revolution, even where we were directly implicated in the participants’ success, has produced regimes that are necessarily pro-American. A new regime in Syria will first struggle mightily to accommodate all of the groups clamoring for roles and, just like any other government, will construct its policies based on its immediate needs and environment. Any U.S. role will be marginal.

The long-standing truth underlying this situation is that, for decades, Arabs have been exposed to, even under friendly regimes, daily diatribes of anti-Americanism by their governments, media and academics. This will neither end nor change because we decide to help the Syrian opposition. If anything, these same people will ascribe an insidious motive to U.S. involvement.

The Obama administration wants Assad gone, the sooner the better. This is perfectly reasonable from a moral and geopolitical standpoint. The president has kept his powder dry primarily because this is an election year. Still, the choice for the administration is not between doing nothing and bombing.

As the crisis in Syria reaches its inflection point, Washington can play a decisive role by helping its preferred side with critical intelligence on the disposition of Syrian troops and with covert help designed to end the civil war. This gives us plausible deniability and conforms to U.S. national interests.

But the Obama administration still owes its public a clearer articulation of its Syria policy.

Son Yazılar