viladimir_putin3_225

Değişmeyen ne?

ABD can havliyle saldırıyor.

İşareti Hillary Clinton Paris’te vermişti. “Çin’i tecrit edin, Rusya’nın canına okuyun” çığlıkları atıyordu.


Suriye’ye karşı ellerindeki bütün kozları sürdüler. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, son gelişmeleri şu sözlerle tanımladı:

“Belirleyici savaş”

ABD bu son safhaya diplomasi araçlarını kaybetmiş olarak giriyor. Elde kalan dizginsiz terör, suikastler vb…

Yeter mi?

Aslında kendileri de saptıyor.

Dış müdahale olmadan Esad’ı devirmeleri mümkün görünmüyor. Ama Libya’da olduğu gibi Suriye’ye de doğrudan bir NATO saldırısı düzenlemek imkansız.

Çin-Rusya-İran-Irak-Hizbullah kalesi bu olasılığı sıfırlıyor.

O halde?

Türk Ordusu’nun kullanılması Washington için kritik önemde.

Aylar önce de böyleydi bugün de böyle.

Düşürülen Fantom da, son günlerde gazete manşetlerine çıkarılan PKK bayrakları da bu gerçek ışığında anlam kazanıyor.

Buna Gaziantep ve Hatay’dan Suriye’ye geçilen sınır kapılarındaki kışkırtmaları da ekleyebilirsiniz.

Diğer araçlara bakalım.

Moskova’dan perişan dönen bir Tayyip Erdoğan. Hillary hanımın peşinden gideceğim derken iyice yalnızlaşan bir Abdullah Gül.

Diyelim ki ABD aylardır yapamadığını yaptı. En güçten düştüğü noktada TSK’yı Suriye’ye soktu. Artık sonuç değişmez. Türk Ordusu da Asya kayasına çarpmış olur.

O emri veren komutan da tarihe en rezil adamlardan biri olarak geçer.

Serhan BOLLUK - 24 Temmuz 2012 - Aydınlık

Son Yazılar