sey_sait_ingiliz_ajani1_225

Akılla dalga geç-me! (3)

Bir önceki yazımızda*, ÖCALAN gibi bölücü ve hurafeci olan Said Nursi, İskilipli Atıf, Şeyh Said’lere de dinsel paye verilmeye çalışılması ve günümüzdeki itibarsızların, bunlara güya itibarlarını iade etmeye yeltenmesini eleştirmiştik.

Konuyu, ÖCALAN-Said Nursî-Fethullah GÜLEN özel benzerliğinde değerlendirip; hurafeci İskilipli Atıf ve Seyit Rıza konusuna, yazının uzamaması için girmemiştik…

Hurafeci İskilipli Atıf da; Said Nursi ve Mustafa Sabri gibi; Teal-i islâm Cemiyetinin kurucu üyesidir. Kurtuluş savaşı sırasında, milliyetçilere karşı Yunanlılarla beraber hareket edilmesini isteyen bu derneğin, kendi gazetesinde yayınladığı bildirilerden biri şöyledir:

*** *** ****
“Teal-i İslâm Cemiyetinin 1. Beyannamesi

Ey Anadolu’nun masum ve mazlum ahâlisi!

Selanik dönmeleriyle aslı nesli ve mezhep ve meşrebi belirsiz ecnası muhtelife türedilerden mürekkep olan bu cemiyet, istibdadı kaldıracağız, meşrutiyet ve hürriyet getireceğiz, hükümet ahaliye zulmetmeyecek diye bizi aldattılar. Bu hainler, bu hinoğlu hinler memleketin başına kendi elleriyle getirdikleri her belada, her muharebede âlemi ölüme teşvik etmek, halkı kırdırarak kendi canlarını beslemeyi çok iyi biliyorlardı.

Nitekim bu defa da Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuvay-i Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden nâmerdane bir surette kaçarken, zavallı saf ve gafil ahali ve askerden topladıkları kuvvetleri düşmanla harbe tutuşturarak yalanlar ve hilelerle savuşup kaçtılar.

Biçare millet!

Bu yankesicilerin hilelerini, desiselerini hala tamamen anlayamamıştır. Yazık bin kere yazık ki, gerek harp içinde, gerek mütarekeden sonra memleket bunların fitne ve fesadı uğruna milyonlarca evladını telef ediyor da Enver, Cemal, Mustafa Kemal vesaire beş on eşkıyanın vücudunu ortadan kaldırmak için icap eden küçük fedakârlığı göze almıyor.

Millet hâlâ kendisini aldatan bu heriflere niçin diyemiyor ki: Ey hainler! Ey Allah’tan korkmayan ve Peygamberden utanmayan mahlûklar, savaştınız, başımızı bin türlü belalara soktunuz, mağlup oldunuz, şimdi niye tekrar, gücünüz yetmediğini ikrar ve imza ettiğiniz devletleri yeniden kızdırarak üzerimize husumet ve gazaplarını davet ediyorsunuz?

İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat ettiler. Harpte mağlup olduktan sonra uslu oturmak ve mağlubiyetin neticesine katlanarak telafisini sabr-u sükun ve akl-u tedbir dairesinde izale etmekten başka çare var mıdır? Düşünmüyor musunuz ki Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bile bundan sonra bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz. Hem sizler ey yalancı ve deni şâkiler!

Kendinize ne hakla, ne yüzle Kuva-yı Milliye adını veriyorsunuz? Utanmaz hainler, artık yetişir, yakamızı bırakın. Cenab-ı Hakk’ın gazap ve laneti sizin üzerinize olsun! Şimdi sulh imzalandı Kuva-yı Milliye belasının tevlid ettiği mecburiyetle galip devletlere karşı yeniden taahhüt altına girdik. Devletler şimdi bize: Eğer Anadolu’da Kuva-yı Milliye isyanını bastırmazsanız, İstanbul’u da elinizden alacağız diyorlar.

Ey Anadolu’nun mazlum ve muhterem ahalisi!

Elinize aldığınız bu fetvayı şerife göre, bu katil canavarları (Atatürk’ü ve milli kuvvetleri kast ediyor), daha fazla yaşatmamakla görevlisiniz. Allah’ını, Peygamberini ve padişahını seven bu tarafa gelsin…


(Kaynak için bakınız: Zekâi GÜNER & Orhan KABATAŞ – Milli Mücadele Dönemi Beyannameleri ve Basını; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu; Atatürk Merkezi Yayını; Sayı: 33; Ankara; 1990)

*** *** ****

Yukarıdaki bildiri, 26 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde Said-i Nursi imzası ile yayınlandı. Şimdiki hurafe hamalları, öyle bir şey yok diyorlar. Günümüzdeki hurafe hamallarına göre: “İskilipli Atıf ve Said-i Nursi olup bitenden habersizmiş…” Bu ve benzeri şeyler geveliyorlar. Hiç düşünmüyorlar mı ki: Bir derneğin kurucu üyesisiniz; o derneğin gazetesi var ve sizin imzanızla o gazetede karalamalar yayınlanıyor. Tüm bunlardan, olağan bir insanın habersiz olması mümkün mü? Elbette mümkün değil. Kurtuluş savaşı sırasında, bu hain yayınları gayet bilinçli ve kasti yaptılar. Bunların günümüzdeki çömezleri, “haberleri yoktu” tevilini yaparak; aklımızla dalga geçmeye çalışıyorlar ama herkes onlar gibi aptal değil…

Vatanımızın bağımsızlığı ve bütünlüğü tehlikedeyken savaşan kahraman devlet kurucu kadromuz; çok etkin çalışan bazı hainlerin cezalarını hemen o anda verirken; görece, edilgen hainlerin cezalarını sonraya bıraktı. O nedenle, kurtuluş savaşı sırasında hurafeci İskilipli ve Said Nursi idam edilmedi. Savaş bittikten ve devletimiz kurulduktan sonra; toplumumuzdaki bazı insanların, eğitimsiz olması ve Kur’an’ı bilmemesi nedeniyle hurafeci İskilipli’ye kandığından; kandırdığı bu kişilerle bölücü ayaklanmalar çıkartmaya çalıştığı için hurafeci İskilipli’nin önceki sabıka kaydı devreye sokuldu ve cezalandırıldı. Yani, söylendiği gibi; hurafeci İskilipli şapka giyimine muhalifliğinden idam edilmedi…

Devam edecek…

Deniz KAÇAĞAN -  29 Haziran 2012
http://www.kemalistler.org/

Son Yazılar