sadik_albayrak_aydinlik225

Şeriat mühendisliği!

Toplumun dönüşmesinden korkan ideologların yıllardır aşağılayıcı dille ortaya attıkları bir kavram var: “Toplum mühendisliği”.

Bu kavramı tarihteki devrimleri ve devrimcileri karalamak için olumsuz bir içerikle donattılar. Başta Jakobenler, toplumu zor uygulayarak değiştirme çabasına giriştikleri için toplum mühendisliği etmeye kalkmışlardı. Toplum ise dokunulmaz, değiştirilemez, kendisini değiştirmeye çalışanlara haddini bildiren gizemli bir varlıktı, Jakobenlere boyunun ölçüsünü vermişti. Tarihin gördüğü en köklü bir başka devrimci topluluk, Bolşevikler de, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla toplumun dersini almışlardı. Toplum mühendisliği eleştirisinin bizdeki en temel hedefi Cumhuriyeti kuran devrimcilerdi. Kemalizm, bir toplum mühendisliği projesi olarak, dinin etkisini kırmaya çalışmış, toplumun geleneksel değerlerini baskılamış ve yabancı bir kültürle donatmaya kalkışmıştı. İşte o da, iktidarı destekleyen geniş halk kesimlerinden hak ettiği cevabı alıyordu.

“Toplum mühendisliği”, egemen ideolojinin en gözde kavramlarından biri oldu. Bunun yanına bir de “vesayet” kavramı getirdiler. Sermaye ideolojisinin tarihsel ve toplumsal ilişkilerin üzerini örten, eklektik kavram ve düşünce kırıntıları, kitle iletişim diline çevrilerek toplumun etkin kesimine sindirildi. Egemen ideolojinin yeni formasyonu sermayenin yeni çıkarlarıyla bağlıydı. Dünyada açılan yeni dönemin koşullarında, toplumu akılcı bir biçimde düzenleme ve değiştirmeyi çağrıştıran, “toplum mühendisliği” kavramından bir umacı yaratılması son derece uyumludur.

İnsanlığın her türlü yıkımı demek olan “serbest piyasa” ise bu dönemin tanrısıdır. Sermayenin sınırsız kâr güdüsünün önünde hiçbir engelin kalmaması için insanlığın bilincinin körleştirilmesi temel program olmuştur. Son otuz yıldır Aydınlanma karşıtlığı burjuva düşüncesinin ortak çizgisidir. Postmodernizm denen eklektik ideolojinin temel işlevi akılcılığın yıkımı olmuştur. “Toplum mühendisliği” aşağılaması da bunun politik yansımasıdır. Gerçekte, toplum mühendisliğini yadsıyanlar, sermayenin, son yirmi yılda insanlığın ve dünyanın durumunu dayanılmaz acılarla altüst eden bir toplum mühendisliği yürüttüğünü saklamaya çalışıyorlar.

Bu sermayeci toplum mühendisliğinin bizdeki karşılığı, bu kavramı onlardan alıp özüne kavuşturacak olursak, şeriat mühendisliğidir. Şeriat mühendisliği, toplumumuzu iki yüz yıldır kazandığı bütün ileri değerlerden, hak ve hürriyetlerden yoksun bırakarak, ilkel bir ideolojinin çemberi içinde yaşamaya mahkûm etme işidir. Şeriat mühendisleri imam hatip liselerinden yetişmişlerdir. Bu okullarda okuyamayan yeni mürteciler ise eksiklerini batının burjuva düşünürlerinden topladıkları döküntülerle kapatmaktadırlar.

Karikatürcüler mühendislik öğrencilerini T cetveliyle simgelerler, şeriat mühendislerinin de toplumu indirgemek için kullandıkları simge düzeyinde alet edevatları var. Bunların başında türbanın geldiğini hepimiz biliyoruz. Son günlerde en etkili aletlerinden birini daha, gerilemeye direnen halkımızın üzerinde kullanmaya başladılar; polisin eline verdikleri zehirli gaz tüpleri, yaşam kıpırtısı gösteren her topluluğun gözüne sıkılmaktadır. Şeriat mühendisliğinin en etkili aleti ise 4 kodlu yeni eğitim sistemidir. Kuşkusuz bütün toplumu eğitmek için televizyon ve gazeteler stratejik önemdedir. Şeriat mühendisliğinin zor aygıtı da yıllardır işbaşındadır; Silivri toplama kampı ve ÖYM kodlu mahkemeler...

Ne diyelim; şeriattan korkma, geç kalmaktan kork; erken teşhis toplum kurtarır!

B.Sadık ALBAYRAK - 11 Haziran 2012 - Aydınlık

Son Yazılar