permakulture_giris_bill_mollison225

Permakültür İlkeleri : Orman Bahçesi Oluşturmak!

Bill Mollison’ın dönence altı sistemlerin ardıllığı hakkında anlattıklarından (Permaculture International Journal 40:24) esinlenen Jerome Osentowski, Nepal ve Nikaragua’daki tropikal sistemlerin çeşitliliğini, özellikle de gelişme hızını gözlemledikten sonra, bu fikirleri Orta Colorado’da Basalt Dağı’nda bulunan evine taşıdı.

Permakültürün temel tasarım ilkeleri, burada farklı bir görünüme büründü:

-  Geniş çeşitliliğe sahip polikültürler;

-  Çok yıllık bitkilere önem verilmesi;

-  Hem kuruluş süreci hem de “faydalı getiri”de ardıllığın kullanılması;

-  Çok katmanlı, yoğun bitkilendirme (istifleme);

-  Toprağın hiç bellenmemesi ya da çok az bellenmesi;

-  Çok işlevli bitki, hayvan ve yapıların kullanımı;

-  Ortak fayda sağlamak için, öğelerin ihtiyaç ve getirilerini sistem içinde karşılamak; ve en önemlisi,

-  Mülk sahibi/tasarımcı ile evrimleşen sistem arasında, gözleme dayalı yakın etkileşim.

Gıda ormanlarının soğuk iklimlerde fazla örneği bulunmasa da, tropiklerdeki yüksek rakımlı Doğu Afrika, Sumatra, Ekvator, Meksika ve Guatemala gibi yerlerin yanı sıra, Malezya, Java ve Hindistan’daki Kerala gibi tropik bölgelerde de çok çeşitli biçimlerini görebiliriz. Yenilebilir ve faydalı türlerin her zaman yoğun istifli bir polikültür çerçevesinde yetiştirildiği gıda ormanları, 7 katmanlı bir yapıdadır: çatı katmanı, çatı altı, çalılık, ot, yer örtücü, kök ve tırmanıcı sarmaşıklar. Bu, küçük çiftliklerin ve köylülerin neredeyse tüm ev ihtiyaçlarını aynı çevre içinde karşılayabildiği temel geçim ekonomisinin dayanağını oluşturur. Bitkiler çoğunlukla hayvanlarla iç içedir, her ikisine de sıkı sıkıya bakılır.

orman_bahcesi1

Yıl boyu ürün veren bostanındaki yoğun üretim sistemine aşina olan Jerome, daha ileride orman bahçesinin hızla gelişmesini sağlayacak bir entegre sera/bahçe üretim sistemi için gerekli altyapıyı hazırladı. Jerome’un, Basalt Dağı’nda yaklaşık 2,200 m yükseklikte oluşturduğu sera ve bostan, arazinin güney ve doğu cephesine bakarken, batıda, evin aşağısındaki küçük bir vadide, yıllar yılı ektiği elma ve kayısılardan oluşan bir meyve bahçesi var. Ağaçların bazıları gelişse de pek fazla ürün vermiyorlar, arazinin eğiminden dolayı yerinde (köklerin etrafında) durmayan malç malzemesi aşağıya kayarak, her baharda genç meyveliğin çevresindeki karın altından çıkan toprağı çıplak ve verimsiz bırakıyor.

Bu noktada kilit adım, taş teraslar şeklinde bir dizi toprak çalışmasının yapılmasıydı. Oluşturulan zengin engebe çeşitliliği, eğimli vadideki ‘kenar’ miktarını arttırırken, kayalar termal kütleyi fazlalaştırarak kısmen gölgede kalan yamaçlardaki mikroiklimi zenginleştirdi. Jerome bu sayede, şu anda gıda ormanını kaplayan çok çeşitli bitki türlerinin bereketi için gerekli altyapıyı hazırlamış oldu. Bu küçük vadinin killi toprağı, tek yıllık sebze bitkileri için fazla acımasızdı, fakat 45-60 cmlik organik maddeyle kaplandıktan sonra (çürümüş ekin sapı, dökülmüş yapraklar, bitmemiş kompost yığınları ve artık tahta parçalar), ağaçların için iyi bir toprak zemin halini aldı. Bu malzemeler, terasların arkasına örtü malç yöntemiyle istiflendi. Alkali yapıdaki killi toprağı dengelemek ve toprağa kalsiyum katmak için kullanılan jips (alçı taşı), malçla aynı zamanda toprağa eklendi.

Sadece yamaçtaki organik maddenin aşağıya kaymasını engellediği için bile değerini ispatlayan taş teraslar, bahçede farklı işlevler sürdürmeye devam ediyor. Yılın herhangi bir zamanı donma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir iklimde birkaç derece de olsa ısı farkı yaratarak donu engelleyen ve meyvelerin tatlanmasını sağlayan kayalar, hem fareleri hem de sümüklü böcekleri temizleyen küçük yılanlar için de ideal bir yaşama alanı oluşturuyor.

Jerome, kayaların arasındaki çatlakları da etkin birer ‘kenar’ olarak değerlendiriyor ve buralara dereotu, kişniş gibi koruyucu bitkiler ekiyor. Taş teraslar eğimde organik madde tutarak büyük işe yaramanın yanı sıra, bahçede başka işlere de yaradı. Bu taşlar (yılda bir ay don yaşanabilen bir bölgede) dona karşı ciddi bir koruma sağlamak ve meyvelerin yetişmesini desteklemekle birlikte, fare ne sümüklü böcek nüfusunu dengeleyecek bahçe yılanlarına da evsahipliği yaptı. Bu taşların arasındaki gedikler Jerome’un dereotu ve kişniş böcek çeken bitkileri ekmesine fırsat tanıdı.

orman_bahcesi2

Taş duvarlar, birbirinden ayrı bitki alanları oluşturarak, iki önemli permakültür stratejisini öne çıkarmakta: noktasal malç ve bitki birlikleri. Her bir teras, çeşitli kardeş bitki birlikleriyle desteklenen bir ya da daha fazla meyve ağacına evsahipliği etmekte. Jerome’un ‘amigolar’ dediği bu bitkiler arasında (Sibirya çalı bezelyesi, bakla, üçgül, kaba yonca gibi) azot bağlayıcılar; rezene, kereviz, turp, sarımsak, hardal ve yayılmacı soğan gibi aromatik ve böceksavar bitkiler; hodan gibi arı çekiciler; pelinotu, sığırkuyruğu, ekinezya gibi tıbbi bitkiler; karakafes otu başta olmak üzere çeşitli malç bitkileri, ve bodur vişne, mürver, yer elması, bezelye, ayçiçeği, frenk üzümü ve bektaşi üzümü gibi bazı yenilebilir küçük bitkiler var.

Bu küçük ağaç ve sebzeler, toplam ürün miktarını arttırmanın dışında, ot yolmak için yaptığı düzenli gezilerde bahçıvan için de enerji kaynağı oluyor. Tüm bu gelişim esnasında çalı fasulyeleri, kabaklar ve uzun boylu otlar yatakların üzerine yayılıyor ve asmalar tutunacak dal bulmak için dört koldan ileri atılıyorlar. Her sene kar yağmadan hemen önce sonbaharda yenilenen derin malç tabakası, yataklarda nem tutuyor ve toprak için besin kaynağı oluşturuyor. Damla sulama sistemi, böylesine kuru bir iklimde henüz kurulma aşamasındaki sistem için bir güvence olarak düşünüldü. Düzenli seyreltme, saman ve kompostun yanı sıra, yosun, hayvan gübresi ve karakafes otu ile hazırlanan sıvı gübre sayesinde malç zenginleştiriliyor.

Amarant (horozibiği) gibi istenmeyen bitkiler ve tek yıllık bitkilerin artıkları, malçın birkaç santim altına gömülüyor ve burada atıkları ile toprağı sürekli tazeleyen solucanlara ziyafet sunuyorlar. Bu kuru dağ havasında yüzeyde bırakılan sebze artıkları normalde oksitlenir ve toprağa besin katmaz. Bunları malçın altına gömmek, enerji döngüsünün tamamlanmasına yardım ediyor.

Taş teraslar gıda ormanının zeminini şekillendirirken, (gölge yapmamaları için) terasın üst kısımlarına yerleştirilen uzun bitkiler de dikey boyutu oluşturuyor. Jerome, doğu yamacında var olan büyük köknar ve ardıç ağaçlarını da çatı katmanı olarak tasarıma katıp, bunlara kayısı ve elma ekledi. Bunların altına orta katman olarak erik, bodur elma ve dut ağaçları dikti. Çalı katmanını bodur vişne, mürver, yaban mersini, girabolu (Viburnum), çalı bezelyesi (Caragana); otsu katmanı da çok yıllık salata yeşillikleri (Sanguisorba minor, Claytonia perfoliata), bakla türleri, dereotu, rezene, karakafes otu ve selamotu (Levisticum officinale) oluşturuyor. Yer örtücü baklagillerden çemen otu, gazel boynuzu (bird’sfoot trefoil), yonca ve üçgül hızla çoğaldılar. Yeraltındaki kök katmanında sarımsak, yayılmacı soğan ve yerelmasından ürün alırken; çalı fasulyeleri, kabak, üzüm,  latin çiçeği ve şerbetçiotu gibi sarmaşıklar da tüm sistemi birbirine örmekte.

Sorunları Değil, Çözümleri Görmek!


Jerome’un orman bahçesi tasarımı, zor bir arazide dört beş yıllık bir mücadelenin ardından şekillendi. Karşılaştığı sorunların büyük bir kısmı, sistemdeki öğelerin birbirinden ayrı düşünülmesinden kaynaklanıyordu. Meyvelik ve sebze bahçesine dair alışıldık anlayışlar, Rocky Dağları’nın kurak, soğuk, dengesiz iklimi ve arazideki eğim yüzünden yetersiz kalıyordu. Bu zor koşullarla başa çıkabilmek için bitki, hayvan ve yapısal birliklerin sinerjisine ihtiyacı vardı. Ancak meyvelikteki öğelerin birbirleriyle bütün muhtemel ilişkileri üzerine düşünmeye başlayınca, kendisinin ve arazisinin ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretebildi.

Büyük ve çetin sorunlar, sıkı çalışma ve kararlı bir tutum gerektirir. Meyveliğin bulunduğu koyak, arazinin evin yakınındaki çitle çevrili alan içindeydi; değeri yüksek ama üretkenliği düşüktü. Dik yamaçlar ve killi topraklar geleneksel malçlamayı işlevsiz kılıyordu; bu şartlarda toprağı sürmek ise bir felakete yol açardı. Teraslama ve derin malç durumu tersine çevirdi. Sezonluk salata ve sebze yetiştirmek kârlı olsa da, buna sürekli devam etmek çok yorucu olurdu. Bunu yapmak Jerome’un kendi hayat döngüsü içinde gittikçe azalmakta olan işgücü kapasitesi ile örtüşmüyordu. Çok yıllık bitkiler, malçlı patikalar ve toprağı sürmemek, işgücü ihtiyacını büyük ölçüde düşürdü. Permakültür kursları ve atölye çalışmaları Jerome’un mali akışının vazgeçilmez bir kısmıydı tabii ki, ancak permakültürdeki çeşitlilik ve ardıllık kavramları toprakta henüz test edilmemişti. Şu anda buradaki gıda ormanı stratejisi, permakültürün tüm boyutlarını sergiliyor.

orman_bahcesi3

Tasarım ve kurulum aşaması, bitki birlikleri ile çalışmak sayesinde kolaylaştı. Geyikleri engelleyen çitte (yapıları da dahil ederek), Rus zeytini (Rus Gümüş üzümü/Kuş iğdesi/Oleaster – Eleagnus angustifolia), bezelye, bektaşi üzümü, sarımsak ve şerbetçiotu eksiksiz bir birlik oluşturuldu. Elmalar, toprakta azot sabitleyen yonca ve arıları çeken hodan ile birlikte ekilip dikildi. Sarımsak, bakla türleri, dereotu (böceksavar), yerel acı bakla türleri ve yabani çiçekler de eklendi. Varolan köknarın etrafına yaban mersini, çalı bezelyesi (Caragana), salata (Sanguisorba minor – gölgeye toleranslı çok yıllık yeşillik),  crolataria (İng: Rattlebox – baklagillerden, kurumuş tohumları çıngırak sesi çıkaran bir bitki) ve soğuğa dayanıklı kadife çiçekleri (nematodlara karşı etkilidir) ekilerek, birliğe farklı katkılar sağlandı. Bitki birlikleri hem ağacın gelişimine, hem de sürecin en başından itibaren çeşitliliğin oluşturulmasına destek oldu. İlk aşamalardaki yüksek enerji (işçilik) girdisinden en iyi sonucu elde etmek için, atılacak ilk temel adımların dikkatle planlamasının yanı sıra, alınacak ürün getirisinin ardıllığını planlamak da çok önemlidir.

Jerome, ilk sene anaç bitkileri ekip, toprak miktarını arttırmaya odaklandı. İlk ürünler sadece tek yıllık bitkilerden alınırken, çok yıllık ve kendi kendini tohumlayan bitkiler büyüme sürecindeydi. Bazı erik çeşitleri (mutfak artıkları arasında kendiliğinden büyüyenlerle beraber çeşitli yerel türler), Avrupa kökenli çeşitli erik türlerine aşılandı. Jerome hangi türlerin hayatta kalmayı başardığını sürekli gözlemleyerek onları çoğaltmakta. Bu sert stratejiyi diğer meyve ağaçlarına da uygulayarak, özenle seçilmiş anaç bitkiler dördüncü yılda meyve vermeye başlayınca gerekli aşılama işlemlerini sürdürdü. Yoğun ve derin malç, genç ağaçların transplantasyon ve kök verme dönemindeki stresli süreçte epey faydalı oldu. Damla sulama ve noktasal malç teknikleri sayesinde toprak nemli tutuldu ve verim arttı. Şemsiyegiller ailesinden bitkiler, olgunlaştıkları zaman tohum keseciklerini hafifçe sallayarak kolayca yeniden tohumlanabiliyorlar.  Sağda solda kendiliğinden üreyen kırmızı üçgüller seraya nakledilip, büyüyünce gıda ormanına aktarıldılar. Akrabası sarı üçgül, Fukuoka tarzı özenli bir ihmalkârlık sayesinde, tüm yataklar boyunca zaten kendi kendine üreyebilir hale geldi.

Jerome, öğeleri karşılıklı fayda ilişkisine sokabileceği yerleri saptamakta da ustalaştı. Seranın saçakları altında büyüyen nane ve latin çiçekleri hem ekstra yağmur suyundan yararlanıyor, hem de seranın dışını ‘tütsüleyerek’ beyaz sinekleri yakındaki havalandırma deliğinden uzak tutuyor. Serada on yıldır beyaz sinek sorunu yaşanmıyor. Arıları çeken bitkilerin hemen yakında olması da, polen taşıyıcıların içeri doğru kolaylıkla yollarını bulmalarını sağlıyor. Gıda ormanına bitişik samanlıkta yaşayan tavuklar, terasları gübrelemek için kullanılabilecek bol bol kompost gübre sağlıyorlar. Çalı bezelyesi (Caragana) ise, malç ve gübre amacıyla her yere ekilmiş durumda.

Doğru kombinasyonlara karar verebilmek için, çok dikkatli yapılan gözlem sayesinde her noktanın mikroiklimsel koşullarını anlamak gerekiyor. Orman bahçesinin uygulandığı dar vadi soğuktu, ama drenaj sayesinde dondan korunuyordu. Her alanın güneş ışığına erişebilmesi hayati önem taşıyordu. Batıya bakan yamaçlarda ısıyı tutan kayalar kullanmak, o yamacın mikroikliminde büyük bir değişim yarattı. Daha serin olan doğu yamacında mevcut köknar ağacı dona karşı koruma sağlıyordu. Jerome geldiğinde köknara dokunmadı ve altında gölgeye toleranslı böğürtlenler ve otlar yetiştirdi. Sorun çözmek adeta bir alışkanlık haline gelmişti!

Jerome’un uyguladığı entegre zararlı mücadele stratejileri, gıda ormanı tasarımının çeşitlilik ve çok işlevli öğeler anlayışından doğdu. Tek başına hiçbir yöntem tüm ihtiyacı karşılayamaz, ama çeşitli taktikler, çiçekli bitki çeşitliliği, sabun spreyleri, faydalı böceklerin varlığı, örtüler, tuzak bitkileri, çekiciler ve derin malçtan gelen canlılık, orman bahçesinde hiç zararlı sıkıntısı yaşanmayan dengeli bir ortamın oluşmasını sağlıyor. Çitler geyik gibi büyük hayvanları dışarıda tutarken, lakin daha küçük vahşi yaşam içeride cirit atmakta: sincaplar baklaları yiyor, tavşanlar da birer ‘zararlıya’ dönüşmüş durumda. Kendileri de başka avcı kuşlar tarafından kontrol altında tutulan tek yıllık kedi toplulukları, bu zararlılarla başa çıkmada etkili oldu. Fareler malçı çok sevdiler, bunlar ara sıra ağaçları kemirdikleri için malcın ağaç gövdesine temas etmemesine özen gösterildi. Yılanlar ve kediler de üstlerine düşenleri yerine getirdi.

Diğer bazı etkenler daha belirsiz görünse de, aynı derecede önemliler. Sapının tepesindeki soğancıklardan tohumlanan yayılmacı soğanlar,  bahçıvanların cebinde gezerek tüm meyveliğe faydalı etkilerini saçtılar. Yaban turpları çekirgeler için tuzak görevi gördü; yaprakları yenilip bitirilse de kökleri hasat edilebilir durumdaydı. Harika bir malç, gıda ve ilaç kaynağı olan karakafes otu sayesinde ayrıkotları da temizlendi.

Çeşitliliğin hem ekonomik, hem de beklenmedik yararları vardır. Bahçe, ‘çalışmamaya’ dayalı yöntemlerle kolayca idare ediliyor. Çeşitliliğe uygun bir format, tıbbi bitkiler ve böcekler içinse yaşam alanı sağlıyor.  Karmaşıklık, kendine has bitkiler için nişler oluşturuyor: çemen otu, çeşitli yenilebilir çiçekler ve frenk üzümü ile bektaşi üzümü gibi nadir meyve ağaçları… Atadan kalma cinsleri de içeren bodur elma çeşitliliği, küçük bir alanda yüksek verim sağlıyor. Elmalar sadece meyve vermekle kalmıyor, aşılama atölyelerinde kullanılmak ve fidanlığı desteklemek üzere bol bol çelik veriyor. Bu yükseklikte normalde yedi yılda meyve vermeye başlayacakken, dört yılda  olgunlaştılar. Meyveleri daha küçük, ama çok tatlı, aromalı ve lezzetliler. Kısmi gölgede büyüyen salata bitkileri daha körpe ve sulular. Çeşitlilik hem göze, hem burna hem de damak tadına hitap ediyor. Orman bahçesi, çok kısa bir sürede insanlar için de tercih edilen bir alana dönüşüyor.

orman_bahcesi4

Azami zeka ile asgari fiziksel gücü tasarımının kalbine yerleştiren Jerome, orman bahçesindeki bodur meşelere kurduğu hamağında sallanıyor. Artık bu noktadan gözlem yaparak, küçük itmeler ve rötuşlarla bahçesinin gelişimini yönlendiriyor. Akılcı gözlem, seçilmiş türler, besin spreyleri, kokular, çiçekler, kompost ve gübre çayı gibi yöntemlerle sistemin bağışıklığı sürekli artıyor. Orman bahçesi için yararlı olan bitkilerin, insanlar için de ilaç gibi olduğunu ekliyor.  Nihayetinde, bahçenin zeka ürünü, esin ve ferahlık verici, incelikli, yüksek değerli getirileri olarak, eğitim, şifai malzemeler, tentürler, aşı çelikleri, tohumlar ve diğer üretim malzemeleriyle birlikte gübre çayları elde ediliyor.

Zamanla orman bahçesi egemenliği devralacak, tasarımcıyı da sistemin içinde bir öğe olarak kapsayacak. Jerome, arazisini yamaç aşağı büyüterek, hafriyat sonrası ele geçirdiği kırk tonluk bir kaya yığınıyla, aşağıdaki göleti çevreleyecek yeni teraslar yapmayı planlıyor. Ayrı tek yıllık ürünler veren yataklar, çok yıllık polikültürlere dönüştükçe, çit örgülere sardırılmış asmalar ve elmalar baştaki bostanların yerini alıyor. Gıda ormanı gözlemle, hasatla ve ev/sera/bahçe arasında küçük, rutin besin takasları ile sürekli dengelenen, kendi kendini sürdürebilen, tohumlayabilen bir sistem haline geldi. Çok yıllık bir sistemi idare etmek permakültür ilkelerinin etkinliğini kanıtlıyor. Bir hayli eğlenceli bir iş!

Jerome Osentowski ve Peter Bane (ABD)
Çeviri : Emre RONA - 18 Nisan 2012 - Permakültür Platformu

http://permakulturplatformu.org/?p=2526

(IPC 6. Konferans, 3. Gün sunulmuştur – “Permaculture Activist” 31. sayısında da yer almıştır)

Yazının orijinal adresi:

http://permaculturewest.org.au/ipc6/ch02/osentowski/index.html

Son Yazılar