permakulture_giris_bill_mollison225

Sürdürülebilir Yaşama Yönelik Tasarımlar için Permakültür İlkeleri!

Başarılı bir tasarımının amacı kendi kendini yönetebilen işlevsel sistemler yaratmaktır.


Permakültür ilkeleri böyle sistemler yaratmak için bize rehberlik eder.

Bu ilkeler, eko-verimliliği optimize etmede, ekolojik ayak izini asgaride tutmada başvurulan, dolayısıyla da her duruma uygulanabilen temel ilkeleri ifade eder.

Bu ilkelerin rehberliğinde zarar görmüş bir sistemden sürdürülebilir bir sistem tasarlanabilir, mevcut olan sistemler geliştirilir veya kendine yeterliliğe yönelik farklı yöntemler oluşturulabilir.

*** *** ***
1) Permakültür İlkeleri!

"Doğayla birlikte çalış, ona karşı değil!"


Permakültür arazi tasarımının amacı, planlı şekilde, doğal ekolojik sistemlerdeki esnekliğe, çeşitliliğe ve istikrara sahip, bereketli tarımsal ekosistemler tasarlamaktır. Hal böyleyken, Permakültür sistemleri doğal ekosistemleri taklit edecek şekilde tasarlanır ve, doğaya karşı değil, doğa ile birlikte çalışır.

Burada bir nevi doğanın en iyisini bildiği teslim edilir, dolayısıyla onun işleyiş biçimlerini anlama ve onunla birlikte çalışma esastır.

“Doğayı pencereden atsan, kapıdan yabayla gelir!’’ – Masanobu Fukuoka

Doğa ile birlikte çalışmak sistemin enerji ve malzeme girdilerini düşürür, böylece kendine yeterlilik ve sürdürülebilirliğin önü açılır. Bunun tersine, geleneksel tarım adeta doğaya karşı savaş açar, bu yüzden de kontrolü ve üretimi sağlamak için enerji yoğun ve çevreye zararlı girdilere muhtaçtır.

Örnek olarak yabani otlara bakalım;

Yabani otlarla genellikle pahalı, iklime ve ekolojiye zararlı ot ilaçlarıyla mücadele edilir.

Permakültür açısından yabani otlar; doğanın -bozulmuş arazilerin aşamalı ardıllıkla olgun, verimli ormanlara dönüşmesi suretiyle- koşulları iyileştirmede başvurduğu bir yoldur.

Otlar, aksi takdirde çıplak kalacak olan toprağı korumaya ve toprak yaşamını beslemeye yönelik bir yara bandıdır. Otlar sisteme biyokütle ve besin formunda yaşam enerjisi katar. Ekolojik bir ortam ve rüzgâra karşı koruma sağlarlar, sıkışmış toprakları yeniden gevşetirler.

Yetiştirmek istediğimiz bitkilere mikroklima, besin maddesi sağlamak ve onları rüzgârdan korumak üzere yabani otları kullanabiliriz. Bu süreçte bir yandan da toprak koşullarının yeniden dengelenmesi için çalışırsak, sonuçta doğa o arazi için yabani otları artık gerekli görmeyecektir.

2) Sorun çözümdür!

Permakültür tasarımcıları olarak her şey potansiyel artı bir kaynak olarak bizi bekliyor ve tek yapmamız gereken onu nasıl kullanacağımız üzerine çalışmaktır!

Sisteme empoze edilmeye çalışılan baştan belirlenmiş bir ‘’bu şekilde olmalı’’ anlayışı enerji ve kaynak kullanımı açısından çok pahalıya mal olur. Elinizdekilerden gelecek faydaları ve semereleri optimize etmek üzere çalışmak farklı bir bakış açısı gerektirir.

Permakültür bakış açısı çevrenizdeki tüm değerleri görmenizi ve kullanabilmenizi sağlar, böylece bunlar sorundan ziyade çözüm haline gelir.

Mesela, sert, soğuk bir rüzgâr bir rüzgar tribününe yönlendirilebilir ya da eve yönlendirilerek yiyecekleri soğutmada kullanılabilir.

“Salyongaz sorununuz yok, sadece kaz sayınız yetersiz’’ – Bill Mollison

3) Mümkün olan en büyük etki için küçücük bir değişiklik yap!

Mesela, bir baraj yeri için en az toprağı yerinden edip en çok su alabileceğiniz yeri seçin.

4) Sistemin semereleri kuramsal olarak sınırsızdır!

Bir sistemden elde edilebilecek semerelerin başlıca belirleyicisi tasarımcının yaratıcılığı ve becerikliliğidir.

Tamamen optimize edildiği düşünülen bir Permakültür sisteminde bile, oraya gelen yenilikçi bir tasarımcı, daha üretken öğelerin eklenebilmesi fırsatları görebilir ya da gözden kaçmış başka faydalı semereler teşhis edebilir.

Örnek vermek gerekirse; bir sundurma çatısı balkabaklarının büyümesi için kullanılabilir, tuzaklarla yakalanan sinekler balık yemi olarak kullanılabilir ve lekeli meyveler pazarlanabilen tohum kaynakları olabilir.

5) Her şey bahçeye dönüşebilir!

Yaşayan her şey çevresiyle iletişim halindedir ve çevresini etkiler. Doğal sistemlerde bir türün yarattığı etkiler diğer türler için ideal koşullar yaratır.

Dikkatli bir gözlemle bu tür etkiler, Permakültür sisteminizde yer almasını istediğiniz unsurları destekleyecek uygun bir ortamın sağlanması için kullanılabilir.

Misal, tavşanlar yuva yapar, dışkı tepecikleri oluşturur, kökleri kazır, çim alanları kemirerek biçilmiş gibi kısa bırakırlar, böylelikle devedikeni yabani otlar için uygun toprak koşulları yaratırlar.

Topraktaki yuvalar yerel hayvanlara ortam ve barınak sunar, çimenliklerin bu şekilde kısaltılması yangına karşı korunmada destek sağlar, toprak koşulları enginar gibi yenebilen dikenli otların yetişmesine uygun hale gelir.

Dolayısıyla sistemi oluşturan unsurların kontrolü, yönetimi ve toleranslılıkları ile ilgili verilen kararlarda, öncelikle, bunların bahçede yaratacağı etkiler ve bu etkilerin sistemde ne şekilde faydalı getiriler sağlayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

6) Akılcı kaynak kullanımı!

İnsanlık tarihi boyunca kaynakların akılsızca kullanımı medeniyetlerin çöküşünün başlıca sebebi olmuştur.

“Kaynakların akıllıca kullanımı için anahtar ilke ‘bu kadarı yeter’ ilkesidir. Bugünün lüksü yarının felaketidir.” – Bill Mollison


Sürdürülebilir olmak için aklı başında insanlar ve toplumlar şunları yapmalı:

1) Kaynakları akıllıca kullanın, atıkları ve dolayıısyla da kirliliği azaltın.

2) Sürdürülebilir kaynakları kirleten ya da yok eden her türlü kullanıma karşı çıkın. Bunların başlıca örnekleri kirletici maddeler, kalıcı biyositler ve diğer zehirler, radyoaktif maddeler, okyanusa dökülen kanalizasyonlar, büyük beton alanlar ve otobanlardır.

3) Sadece makul kullanımda artan (ör., hayvan yemi olarak kullanılan çalılıkların düzenli aralıklarla otlatılması sayesinde sürekli taze ot elde edilir), kullanım sonucu azalmayan (ör., güneş ışığı, rüzgâr, kayalar, yağmur suyu) ya da kullanılmadığı takdirde bozulacak (ör., olgun meyveler, tek yıllık ekinler, çekirge sürüleri ve yağmurlarla oluşan çatı suyu) kaynakları kullanın.

4) Yenilenemeyen kaynaklar kullanım sonucu azalır (ör., petrol, kömür, yetişkin ormanlar ve kil tabakaları). Bu kaynaklar ancak ekosistemin veriminde orantılı olarak daha büyük, nispeten kalıcı ve sürdürülebilir bir gelişme sağlanacaksa kullanılmalıdır.

Permakültürde Semere/Faydalı Getiri! (Yield)

Permakültür peyzaj tasarımında, tasarımcının hedefi arazide mevcut olan veya araziyi kat eden enerjilerin depolanması, muhafazası, yönlendirilmesi ve de faydalı biçimlere dönüştürülmesidir.

Kendine yeterlilik ve sürdürülebilirlikte bu esastır ve buna enerji MINTIKALARI ile DİLİMLERİ analizi yoluyla ulaşılır. Sistemin büyüme, üretim ve bakım için olan ihtiyaçları karşılandığında, depolanan enerji fazlası sistemin semeresidir.

[Editörün notu: Bill Mollison “semere”yi bu şekilde tanımlamıyor. Mollison'a göre, sistemde yer alan unsurların davranışları ya da işleyişi sonucu oluşan, ortaya çıkan, elde edilen her türlü faydalı çıktı, o sistemdeki semerelerdir. Yani, semere sadece kullanım fazlası değildir, kullanımdaki bütün çıktılardır da.]

Bir araziyi kat eden enerjiyi yakalamanın ve sistem semeresi, yani fayda sağlayacak bir unsur olarak saklamanın tek sürdürülebilir yolu, onu sistemde hayat formları şeklinde depolamaktır. Pillerin ömrü biter. Isı dağılır, yalıtımlar kırılır, dağılır; oysa orman gibi yaşayan sistemler çoğalarak ve biyokütlelerini büyüterek depoladıkları enerjiyi çoğaltırlar.

Yani sistemin toplam verimliliğini ve üretebileceği enerji fazlasını hayat formlarının toplamı ve kapasitesi belirler; buna HAYAT ENERJİSİ diyebiliriz!

Kuramsal olarak elde edilebilecek semerelerin sınırı yoktur.

Yaşam formlarının sayısını veya sistemdeki mevcut unsurların verimliliğini artırmak için her zaman yapılacak yeni bir şeyler vardır.

Aşağıda, küçük çiftliklerde semereleri artırmak için kullanabileceğimiz Permakültür stratejilerinin birkaç örneği yer almakta;

• Arazideki su depolarının (ideal olarak tüm alanın %12-20′si) ve kullanımının artırılması.

• Toprak ve su kaynaklarını korumak ve optimize etmek için stratejik arazi şekillendirmelerine başvurulması.

• Toprağını iyileştir ve besle, böylece potansiyel üretkenliğine kavuşsun.

• Rüzgâr çitleri ve hayvan yemine yönelik ormanların oluşturulması ( ideali toplam arazinin %20-30′u).

• Yabani hayat koridorları kurulması.

• Stratejik ürün işlemeler ve pazarlama yoluyla değer artırımı.

• Topluluk ve mali kooperatifler oluşturumu.

• Toprağı, enerjiyi, nemliliği ve büyüme zamanını korumak üzere toprağın mümkün olduğunca sürülmemesi.

• Farklı türler, genetiği dikkate alınarak seçilmiş çeşitler, olgunlaşma süreleri, ekim alanındaki mikro klimalar, ticari ilişkiler, ürün depolanması ve korunması gibi ürün çeşitlendirme stratejilerinin uygulanması.

• Çıktıların olabildiğince kullanımı için, atıkların akıllıca tüketilmesinde küçükbaş hayvanlarının kullanılmasında, sürüdeki hayvan fazlasının et amaçlı kesiminde ya da salyangoz yenilmesinde tereddüt etmek gibi kültürel sınırlamaların aşılması.

• Yararı olmayan türler arasındaki rekabetin azaltımı.

• Ekinlerin büyümesi, hasat zamanları ve kullanımına yönelik daha iyi iç içe geçirilmiş stratejiler kullanımı.

• Sistem içindeki unsurlar (yaşam şekilleri, yapıları vs.) arasındaki faydalı bağlantıların çoğaltımı, böylece bu unsurların ürünleri, davranışları ve atıklarının diğer unsurlarca kullanılabilmesi.

• Doğal döngülerin desteklenmesi. Hayat besin maddelerini döngülere sokarak daha çok canlı türüne nişler bulma ve fayda sağlama fırsatları sunar. Kazlar çimleri dışkıya ve tüylere dönüştürür, böylece mantarlara, bakterilere ve ot köklerine niş sağlarlar, bunlar artan yaprak döküntülerini hayata geri kazandırır.

(Örneğin kuraklık ve diğer iklim etkenleri, biyosit kullanımı, türlerin yok olması gibi nedenlerle) döngülerin bozulması semereleri azaltır, hayatın döngüselliğini azaltır ve entropiyi (düzensizliği) artırır.

Çeviri : Özgen SAATÇİLER (Düzelti : Hira DOĞRUL) - 04 Eylül 2012 - Permakültür Platformu
http://permakulturplatformu.org/

Yazının Orjinal Adresi :
http://www.small-farm-permaculture-and-sustainable-living.com/permaculture_principles.html

Son Yazılar