galaksi2

Evrenin Başlangıcı Büyük Patlama Olabilir Mi?

Basında ve TV’lerde Big Bang teorisi alternatifi olmayan ve herkesçe, tüm bilim

adamlarınca kabul edilen TEK TEORİYMİŞ GİBİ TAKDİM EDİLİYOR.

Bu kuram benim Fiziği, maddeyi, enerjiyi ve zamanı yorumlayışıma uymadığı için, 2007 yılında İnternette araştırma yaptım. Bulabildiğim tek karşı yazı, Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünden, şu anda iktidarca boy hedefi haline getirilip, hapse atılmaya çalışılan Prof. Dr. RENNAN PEKÜNLÜ’nün 18.11.2004 tarihinde yayınladığı “BÜYÜK PATLAMA’YA KARŞI BİLDİRİ ve Richard FEYNMAN’IN KONUŞMASI “ başlıklı makalesi oldu. O tarihte ve 2008 yılında mail listemle paylaştığım bu makaleyi, şu sıralarda Prof. Pekünlü'ye verilen HAKSIZ CEZALAR sebebiyle  tekrar yayınlamayı uygun buldum. Aşağıda sunduğum makalesini okuduğunuzda, Sayın Pekünlü'nün bilimsel düşünmeyi içselleştirmiş çok değerli bir bilim insanı olduğunu sizler de anlayacaksınız.

Sayın Pekünlü'nün makalesini okumadan önce Evren’nin varoluşunu açıklamak için üretilen BiG BANG kuramı neye inanmamızı istiyor bir hatırlayalım;

Bu kurama göre, bugün içinde bulunduğumuz evren yaklaşık 13-15 milyar yıl önce çok, çok yoğun ve de çok çok küçük tek bir NOKTA-dan ibaretti. Evrenin çok, çok..yoğun ve de çok çok küçük tek bir NOKTA halinde ne kadar kaldığı ise hesaplanamamaktadır. Çünkü patlama öncesinde ne madde ne enerji ne de bunların varlığıyla tarif edilebilen ZAMAN YOKTUR. Yani varolduğu kabul edilen bu NOKTA, Fizik bilimine göre tanımlanabilen bir şey değildir, FİZİKSEL OLARAK YOKTUR. Ama Big Bang tezine göre, fiziksel olmayan bu NOKTA patlayarak fiziksel evrenimizi yaratır ve peşinden de balon gibi şişerek bugünkü evreni oluşturur.

EVRENİN BALON MİSALİ GENİŞLEDİĞİNİN KABULU BAŞKA SORUNLAR YARATIR...

“Balon açık veya kapalı bir mekanda şişirilir. Peki evrenimiz nasıl bir mekan içinde genişliyor?” Demek ki içinde yaşadığımız Evrenin dışında onun genişlemesine uygun bir mekan daha vardır. O halde evrenimiz, kendisinin ve belki de başka evrenlerin içinde yer aldığı daha büyük bir evren içinde balon gibi şişmekte ve çok muhtemelen bu ikinci evreni de şişirmektedir. Üstelik, “Peki bu içinde evrenler barındıran ikinci evren nasıl var oldu ve neyin içinde genişliyor? gibi bir soru soruya yol açar. Bu ise insanı kaçınılmaz olarak, sonsuz sayıda içiçe evrenlerin varlığını kabul etmeye götürür.

big bang1

Benim kanaatime gelince,

EVRENİN BAŞLANGICI BÜYÜK PATLAMA OLAMAZ.

Çünkü FİZİKSEL OLAYLAR, ZAMAN ve MEKAN (maddelerin, enerjilerin oluşturdugu bir ortam) İÇERİSİNDE cereyan ederler. Halbuki ispatlanmak istenen teze göre BÜYÜK PATLAMA olayı bir YOKTAN VAR OLMA, YARATILMA ANIDIR. MADDENİN ve onun bir boyutu olan ZAMANIN BAŞLANGICIDIR. O halde BİG BANG FİZİKSEL BİR OLAY DEĞİLDİR ve bu nedenle de FİZİKSEL BİR SONUÇ, yani EVRENİMİZİ OLUŞTURAMAZ. Dolayısıyla da BİG BANG KURAMI evrenin var oluşunun DİNSEL, METAFİZİKSEL BİR AÇIKLAMASI OLABİLİR ancak. Zaten bu nedenle de VATİKAN tarafından benimsenmiş ve CERN DENEYİNE büyük maddi destek verilmiştir.

Metafiziğe ilgi duyan bir insan olmama rağmen, sezgiye, tahkiksiz kabule yani, inanca dayanan METAFİZİĞİN, BİLİMİ YÖNLENDİRMESİNİ KABUL ETMİYORUM. Çünkü kuşkuculuğu engeller ve özgür düşünceyi kısıtlar. BİLİM ise KUŞKU DUYMA ÖZGÜRLÜĞÜ OLMADAN GELİŞEMEZ. Bilim gelişmedikçe de insanlık gelişemez. Ama gelin görün ki, bugün, diğer tezlere destek verilmiyor.  Sanki orta çağdaymışız gibi bilimin araştırmaları KİLİSE TARAFINDAN YÖNLENDİRİLİYOR. Atatürk’ün “HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT(aydınlatıcı) MÜSPET BİLİMDİR (Science)” sözününü dikkate alınmıyor.  Kilisenin bilimi yönlendirirmesine kimse karşı çıkmıyor.

Sayın PEKÜNLÜ’nün yazısını okuduğunuzda, NOBEL ÖDÜLLÜ bir grup bilim adamının, 22 Mayıs 2004 tarihli New Scientist Dergisinde “BİLİM DÜNYASINA AÇIK MEKTUP” başlığıyla yayınladıkları yazıda, BÜYÜK PATLAMA tezine şöyle KARŞI ÇIKTIKLARINI göreceksiniz:

 “Evrenin tarihçesini anlamak için oluşturulan TEK ÇERÇEVE BÜYÜK PATLAMA DEĞİLDİR. Hem “Plazma Evrenbilimi” hem de “Durgun Durum Modeli”, BAŞLANGIÇ ve SONU OLMAYAN, SÜREKLİ EVRİM GEÇİREN bir EVREN hipotezi kullanmaktadır. Bunlar ve diğer evren modelleri, evrendeki temel süreçleri -hafif element bolluklarını, gökada kümeleri ve gökada süperkümeleri gibisinden büyük ölçekli yapıların oluşumunu, kozmik mikrodalga ardalan ışınımını, gökadaların kırmızıya kaymalarının uzaklıkla nasıl arttığını- AÇIKLAYABİLMEKTEDİR. Bu modeller Büyük Patlamanın yapamadığını da yapmış, son zamanlarda gözlenen bazı süreçleri öngörebilmiştir. Büyük Patlama yanlıları, bu başarılı modellerin, evrenbilim bağlamında yapılan tüm gözlemlerin, açıklayamayacağını öne sürebilirler. Bu savunu hiç de şaşırtıcı olmaz. ÇÜNKÜ Büyük Patlama dışındaki çalışmalar desteklenmedikleri için GELİŞMELERİ SEKTEYE UĞRATILMIŞTIR”

Ama gelin görün ki BU BİLDİRİ, TÜRKİYE’DE TEK BİR MEDYA ORGANINDA YOKTUR.

Tam tersine ortalık yanıltıcı bilgiyle doludur.

O kadar ki 10 Eylül 2008 akşamı, Cern'de başlatılan deneyi duyuran ünlü bir TV programcısının, “BÜYÜK PATLAMANIN CERN’DE DENEYSEL OLARAK GERÇEKLEŞTİRİLECEĞİNİ söylediğine bizzat tanık olmuşumdur. Peşinden herhangi bir düzeltme de yapılmamıştır. Halbuki Cern’de yapılan deney, sadece ve sadece var olduğu iddia edilen Büyük Patlamanın SONRASINDAKİ İLK ANLARIN canlandırılmaya çalışılmasından ibarettir. Ve yukarıdaki açıkladığım sebeplerden, Big Bang’i deneysel olarak oluşturamadığı için de, ne kadar çok yeni bilgi bulunursa bulunsun, Büyük Patlamanın, ne var olduğunu ne de Evrenin başlangıcı olduğunu asla ispat edemez.

Sevgilerimle.

Tuncay ERCİYES - 22 Temmuz 2007

İlgili Yazıyı Okumak İçin Tıklayın!
Rennan PEKÜNLÜ - “Büyük Patlama’ya Karşı Bildiri Ve Richard Feynman’ın Konuşması”