haluk dural2

Bölgesel Özerklik - NATO Füze Kalkanı - Bölünme Kıskacında 2011 Türkiye'si! (3)

2011 TÜRKİYE SENARYOLARI!

Yargı operasyonları!

Son Anayasa referandumundan sonra, üç üyesi Abdullah Gül tarafından seçilmiş olan 4 yedek üye ve iki yeni üyenin atanmasından sonra toplanacak 17 üyeli Anayasa Mahkemesi'nde AKP döneminde atanan üyerin sayısı çoğunluğa geçtiği için artık Anayasa Mahkemesi kararlarının AKP talepleri yönünde çıkması olağan hale gelecektir.

AKP'nin tercihleri doğrultusunda oluşturulan HSYK artık yerel mahkemelere iktidarın istediği hakim ve savcıları atayacak, mahkemeler tamamen siyasallaşacaktır.

Haziran 2011'deki seçimler yaklaştıkça, muhalif sesler yeni dalgalarla tutklanmaya başlanacaktır.

MHP ve CHP'ye operasyon!

MHP'nin muhafazakâr tabanının kopartılmasına yönelik çalışmalar hız kazanacak, seçim barajının altına inmesi için gereken herşey yapılacaktır.

CHP'de oluşturulan Sosyal Demokrat+AB'ci+Fettullahçı+Barzanici yönetimi, ülkenin bölünmesi gibi büyük bir tehlike ve bunu yapan ABD'ye karşı anti-emperyalist, ulusalcı politikalar yerine halkın fazlaca umursamadığı üç beş yolsuzluk dosyasıyla uğraşacak, giderek anti-kemalist ve anti-laik bir çizgiye oturarak, AKP'nin seçimlerden tek başına iktidar oluşturacak bir çoğunlukla çıkması için elinden geleni yapacaktır.

TSK'ya operasyonlar!

TSK'dan uzaklaştırılmış subaylar mahkeme kararıyla geri dönecekler ve ordunun hiyerarşisi zedelenecektir. Nitekim bunu sağlamak üzere kanun teklifini Meclis Başkanlığına AKP değil CHP vermiştir. TSK'ya karşı komplolara aynı hızda devam edilecektir. Bülent Arınç'a suikast davası açılarak, hâkimin imha edilmesini engellediği kozmik dosyalar mahkemeye celbedilip, bilgilerin düşman taraflara sızdırılması sağlanacaktır.

Başbakanlık tarafından hazırlanarak MGK'da kabul edilen yeni Millî Güvenlik Siyaset Belgesi'nde Rusya, İran, Irak, Suriye, Yunanistan ve Bulgaristan'dan tehdit algılaması olmadığı karara bağlandığı için, bu bahane edilerek TSK'nın mevcudunun azaltılmasına başlanacaktır.

TSK'ya "paralı er" statüsünde asker alınarak, profesyonel orduya geçiş hazırlıkları yapılacaktır.

İçişleri Bakanlığına bağlı ve paralı askerlerden oluşan Sınır Birlikleri kurularak, özellikle Irak sınırına yerleştirilecek, TSK'nın Irak sınırında bulunan yaklaşık 180.000 mevcutlu takviyeli iki kolordu düzeyindeki kuvvetleri sınırdan geri çekilecek, (ABD+PKK+Barzani) güclerinin ülkemize sızmaları kolaylaştırılacaktır.

12 Eylül'de yapılan Anayasa referandumundan birkaç gün sonra koşarak Türkiye'ye gelen ABD genelkurmay başkanı ile varılan anlaşma uyarınca, 2011 sonuna kadar Irak'tan çekilme bahanesiyle Irak'taki 50.000 ABD askeri ve ağır silahlarının İskenderun ve Mersin limanlarından çekilmesine izin verilecek, Güneydoğu Anadolu bölgesine aşağıda resimde görüldüğü üzere, ABD askerinin reddedilen 1 Mart teskeresi öncesinde olduğu gibi kuracakları karakollara yerleşmesi sağlanarak ayrılıkçı Kürt hareketine koruma oluşturulacaktır.

Ayrıca, Kasım ayında NATO'nun Lizbon zirvesinde alınan karar uyarınca, İran'dan Avrupa'ya atılacağı iddia edilen balistik füzeleri izlemek için İran sınırına yakın bir yere seyyar AN/TPY-2 radarı ve Türkiye'nin millî yüksek irtifa füze savunma ihalesi kapsamında AKP tarafından artık ABD'den alınmasına neredeyse karar verilen ve kontrol-komutası Almanya'daki NATO karargâhındaki ABD subaylarına bırakılacak Patriot PAC-3 bataryaları yerleştirilecektir.

haluk_dural9

Irak'tan çekilecek ABD askerlerinin karakolları

Federasyona geçiş hazırlıkları!

TBMM komisyonundan geri çekilen Nisan 2001 tarihli Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı gündeme alınacaktır.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 3 Ağustos 2004 tarihinde kısmen veto edilen 5227 Sayılı "Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun"u yeniden TBMM'ne sevkedilecektir.

Kürt açılımına devam edilerek, Habur mahkemeleri kurulup, PKK'nın kitlesel olarak yurda girişi sağlanacak, bunlar BDP'li belediyelere yerleştirilerek, yeniden silahlandırılıp, 10 bin kişi dolayında "özsavunma"  (milis) gücü kurulacaktır.

PKK eylemleri kontrollu şekilde devam ettirilerek hem TSK'nın eli kolu bağlanıp terör karşısında yıpratılmasına devam edilecek, hem de bölge halkı üzerinde tam bir tahakküm kurularak halkın devletten kopması sağlanacaktır.

Anayasa değişikliği!

Haziran 2011 seçimlerinden eğer AKP tek başına iktidar kuracak bir çoğunlukla çıkarsa, Anayasanın başlangıç bölümü ve ilk üç maddesini değiştirecektir. Bunun işaretini Anayasa Mahkemesi'nin hukukçu olmayan başkanı Haşim Kılıç, 1 Ekim 2010 tarihli Hürriyet Gazetesinde yayınlanan demecinde vermiştir:

"Bence ilk 3 maddeyi dondurmak, evrensel hukuk kurallarına uygun değil. Laikliği, demokrasiyi, hukuk devletini daha ileri götürecek düzenlemelere engel olmaması gerekir. Değişiklikler, ilk 3 maddedeki değerleri geri götürmüyorsa, Anayasa Mahkemesi izin veriyor. Bu değerlerin içini boşaltan düzenlemelere ise izin vermiyor. O nedenle gerektiğinde ilk üç maddeye pozitif olarak dokunulabilir. Bu hassas bir nokta"

Haşim Kılıç'ın "evrensel hukuk"una uyum adı altında ABD'nin BOP saldırısı çerçevesinde Güneydoğu Anadolu bölgemizi Türkiye'den kopartmak için yapacakları anayasa değişikliği için, anayasanın ilk 3 maddesini koruyan "Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez." şeklindeki 4. maddeyi yürürlükten kaldıracak bir anayasa değişikliği yapılacaktır. Bu değişikliğin iptali için anayasa Mahkemesine dava açıldığı zaman, Haşim Kılıç'ın "ihsas-ı rey"de bulunduğu gibi AKP'nin seçtiği Anayasa Mahkemesinin 17 üyesi büyük ihtimalle bu değişikliği esas açısından incelemeyip, sadece anayasanın 148. maddesinin ikinci fıkrasındaki "Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır" şartına göre irdeleyip uygun bulacaklardır. Böylece korumasız kalan ilk üç maddeyi istedikleri gibi değiştireceklerdir.

Muhtemelen, Anayasanın 1'inci maddesine göre Cumhuriyet olan devlet şeklini (ABD + Apo + BDP + PKK)'nın istediği gibi "Demokratik Cumhuriyet" veya "Demokratik Federal Cumhuriyet" şeklinde değiştireceklerdir.

Örneğin 2'inci maddenin başlangıcına "Türk ve Kürt HALKI tarafından kurulan Türkiye Federal Cumhuriyeti" gibi bir ibare yazarak üniter devlet yapısı terkedilip, iki halklı bir yapıya geçilecektir. Hukukî statü kazanacak Kürt Halkı adına, Kürt kökenli vatandaşlarımızı temsil ettiğini iddia eden herhangi bir mihrak, Anayasanın 90'ıncı maddesine göre kanunlaştırılan BM İkiz Sözleşmelerinin 1'inci maddesindeki "Halkların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı" uyarınca Birleşmiş Milletlere başvurarak, topraklarımızın bir kısmıyla birlikte ayrılma talep edebilecektir.

Anayasanın ilk 3 maddesi, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi haritasına göre doğu ve güneydoğu bölgelerimizden kopartılacak vatan toprakları üzerinde bir Hür Kürdistan isimli devlet kurmak için Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanı olduğunu 34 kere ikrar etmiş olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'ı BOP'un merkezi yapma görevinin önündeki en önemli engeldir.

Çünkü anayasanın 3'üncü maddesine göre, "Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür." Bu bütünlüğü bölmeye kalkışmak anayasal bir suçtur. 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 302. maddesine göre bu suçu işleyenlerin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis'tir. [1] Nitekim, şu anda AKP hükümeti adına kendisinden fikir sorulup, ricalarda bulunulan İmralı'daki PKK başı, aynı suçu işlediği için 765 sayılı eski Türk Ceza Kanununun 125. maddesine göre ölümle cezalandırılmıştı. [2]

Ekonomik krize karşı sıcak para ve kara para aklanmasına devam!

AKP'nin seçimleri tek başına kazanması için ABD çeşitli kaynaklardan Türkiye'ye para akıtılmasını devam ettirecek, kara para aklanmasına ve dış borç alımına devam edilerek, herhangi bir ekonomik krize meydan verilmeyecektir.

Sonuç :

ABD'nin başını çektiği ve AKP ve yandaşları marifetiyle yürüttüğü yukarıdaki senaryo başarıya ulaşırsa, Irak'tan çekilen ABD askerleri ve NATO Füze Kalkanı koruma sağlanan ayrılıkçı Kürt hareketi, bölgesel özerklik ilanından sonra, ülkenin bölünmesi için Kendi Kaderini Tayin Hakkını kullanmak için BM'e başvuracak ve fiilen bölünme başlayacaktır.

Ancak, Türk halkı ve Ordusu ülkemizin işgal ve bölünmesini amaçlayan bu hayâsız emperyalist saldırıya karşı vatanın bölünmez bütünlüğünü korumak üzere harekete geçeceklerdir. ABD+Barzani destekli ayrılıkçı hareket bölgede, bugüne kadar pek çok kez provaları yapılmış olan bir "Kalkışma" başlatılacak ve buna ABD destekli Barzani fiilen katılacaktır.

TSK bu kalkışmaya müdahale ettiğinde, Türk Hava Kuvvetleri karşısında ABD-NATO Füze Kalkanını bulacaktır. Ama emperyalistler ve yerli işbirlikçiler bölmeye çalıştıkları Türk milletini aynen Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" vecizesinde anlamını bulan tekmil milleti yekvücut olarak bir kez daha karşılarında bulacaklar ve kendileri için hüsranla sonuçlanacak olan akıbetlerinden kaçamayacaklardır.

İP Ulusal Strateji Merkezi-USMER İstanbul Başkanı
Haluk DURAL - 11 Şubat 2011 - Ulusal Kanal

http://www.ulusalkanal.com.tr/

Önceki yazıları okumak için Tıklayınız.

Bölgesel Özerklik - NATO Füze Kalkanı - Bölünme Kıskacında 2011 Türkiye'si (2)

Bölgesel Özerklik - NATO Füze Kalkanı - Bölünme Kıskacında 2011 Türkiye'si (1)