haluk dural2

Bölgesel Özerklik - NATO Füze Kalkanı - Bölünme Kıskacında 2011 Türkiye'si (1)

3.01.2011 Birinci Dünya Savaşı döneminde ABD Başkanı olan Woodrow Wilson

8 Ocak 1918 tarihli 14 maddelik deklarasyonun 3'üncü maddesinde "barış için tüm uluslar arasında ekonomik engellerin kaldırılarak, eşit ticari şartların tesisi gerektiğini" ifade ederek, ABD'nin küresel egemenlik isteğinin ilk işaretini vermiştir.

Anılan deklarasyonun 12'inci maddesinde ise "Osmanlı İmparatorluğu'nun Türk olan kısımlarına egemenlik hakkı tanınmalı, fakat Türk olmayan halklara bağımsızlık verilmelidir. Çanakkale Boğazı, sürekli olarak, bütün milletlerin ticaret gemilerine açık olmalı ve bu durum milletlerarası garanti altına konmalıdır." demektedir.

Bu açıklamalarla birlikte ABD artık Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalayan İngiltere, Fransa, Çarlık Rusya, İtalya'dan oluşan emperyalist blokun kaptan köşküne yerleşmiştir. Nitekim, 2'inci Dünya Savaşından süper güc olarak çıkan ABD kaptan köşkünün tek hakimi olmuştur.

ABD Başkanı W. Wilson, Kasım 1920 tarihinde, Sevr antlaşmasına esas olan ve Türkiye'yi parçalayan haritayı yayınlamış, bu haritada Ermenistan ve Kürdistan sınırlarını belirlemiştir.

Sevr antlaşmasına göre, Rumeliyi kaybetmiş olan Osmanlı coğrafyasının Anadolu bölümü 7 bölgeye ayrılmıştır. [ ]

Ancak, Türkiye'nin bölünmesi üzerindeki emeller Atatürk'ün sağlığı döneminde biraz durulmuştur. Nitekim, o dönemdeki yerli ve yabancı coğrafya kitap ve atlaslarında Türkiye tek parça gösterilirken, Atatürk'ün ölümünden sonra aynı girişimler devam etmiş, Atatürk'ün ulusal bilincini yeterince özümsememiş kadrolar, yine ülkeyi parçalara ayırmaya başlamışlardır.

Ankara'da 6-21 Haziran 1941 tarihinde toplanan Birinci Türk Coğrafya Kongresine katılan Amerikan, İngiliz, Fransız coğrafyacıların da katkısıyla, Türkiye yedi (7) ana coğrafî bölgeye ayrılmıştır.

TÜRKİYE'NİN MİLLÎ DEVLET YAPISININ ÇÖKERTİLMESİNİN KRONOLOJİSİ

1988 - 14 Nisan 1991 arası Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı!

Mesut Yılmaz'ın Dışişleri Bakanı olduğu 2. Özal Hükümeti döneminde Türkiye, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı 1988 yılında imzaladı. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Özal'ın Cumhurbaşkanı olduğu 1991 yılında 3723 sayılı ve 12.04.1991 tarihli yasa ile TBMM tarafından onaylandı. Bu sözleşmenin 2'inci maddesine göre "Özerk yerel yönetimler ilkesi ulusal mevzuatla ve uygun olduğu durumlarda anayasa ile tanınacaktır." Üçüncü maddesinin 1'inci fıkrasında ise "Özerk yerel yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır." denmektedir.

Görüldüğü gibi, milleti tamamen ayrıştırmaya yönelik bu yerelleşmeyi güçlendirip, millî devletin merkezî yapısını çözmeyi amaçlayan benzer hükümler içeren bu Sözleşme, anayasal dayanağı olmadığı için bugüne kadar yürürlüğe girmemiştir. Yapılacak bir anayasa değişikliği ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin federatif bir yapıya geçmesine kadar uykuda bir bomba olarak beklemektedir.

15 Ekim 1991 Özal "federasyonu konuşalım" dedi!

Kürt sorununa çözüm adı altında Özal, 15 Ekim 1991 tarihinde Hürriyet Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, "federasyon dahil her şeyi konuşmalıyız" dedi. Böylece, korumak üzere yemin ettiği Anayasaya karşı ilk defa açıktan saldırıya geçerek, anayasal bir suç işledi. Bu suç aslında yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak başlıklı 302'inci ve "Temel illi yararlara karşı hareket" başlığı altındaki 305'inci maddeleri kapsamında kovuşturulması gereken bir suçtur.

21 Mayıs 1991 Özal Hıyanet-i Vataniye kanununu kaldırttı!

Cumhurbaşkanı Turgut Özal, yapmakta olduğu melânet yüzünden ileride anayasanın 105'inci maddesi uyarınca "vatana ihanet" ile suçlanmaktan korktuğu için 21.05.1991 tarih ve 3723 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 23'üncü maddesi ile 29.Nisan.1923 tarih ve 2 sayılı "Hıyanet-i Vataniye" kanununu yürürlükten kaldırttı. Şu anda yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Yasasında "vatana ihanet" başlığıyla herhangi bir suç bulunmamakla birlikte, Devlete Karşı Suçlar başlığı altındaki, 302-308 numaralı maddelerde sayılan fiiller "vatana ihanet" kapsamındadır.

Temmuz-Ağustos 1995 ABD heyetleri Türkiye'nin federasyona geçmesini talep etti!

1995 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşen ve ABD heyetine ABD'nin Kuzey Körfez İşleri İstasyon Şefi Robert Deutsch'un başkanlık ettiği birinci ve Robert Pelletreau'nun başkanlık ettiği ikinci Türkiye-ABD görüşmeleriyle ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı tarafından düzenlenen iki raporda önemli açıklamalar vardır:

T.C. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI / ŞAHSA ÖZEL ASAYİŞ BÖLGESİ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ / HİZMETE ÖZEL

Rapor-1  Sayı    : 346.1.0918   Tarih : 03.08.1995
Konu        : Ortadoğu ve Balkanlar Masası görüşmeleri (3 sayfa)
Rapor-2  Sayı    : 11345.3.910   Tarih : 04.08.1995 (5 sayfa)

Yayınlandığından buyana bu raporlar hakkında herhangi bir tekzip yapılmamıştır. Söz konusu raporlarda; "ABD heyeti 'Ortadoğuda sınırların yeniden belirleneceğini' öne sürüyor. ABD, planladığı Kürt devletini Türkiye ile bir federasyon çatısı altında birleştirmek istiyor. Kuzey Irak'ta Çekiç Güc'ün koruduğu Kürt devleti, Türkiye himayesinde, FEDERASYONA bağlı bir Kürt devletine dönüştürülecek. Öneriye göre bu Kürdistan başka Kürdistan olacak. Garantör ülke Türkiye olacak." denerek açıkça Türkiye'nin federal bir yapıya geçmesi isteniyor ve bu talebe uymaması durumunda Türkiye tehdit ediliyor. Yine bu raporlardan ABD'nin aynı federasyon taleplerini 1965 ve 1974 yılların da yaptığını  öğreniyoruz. Konuya ilgi duyan okuyucularımız raporların ayrıntılarını Sayın Doğu Perinçek'in aşağıda belirtilen kitabında bulabilirler.

Nisan 2001 Ecevit Hükümeti!

Ecevit Başkanlığındaki 57. Hükümet tarafından AB'ye uyum adı altındaTBMM'ne sevkedilen Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı, içindeki İngilizce kelimeler, metnin tercüme olduğunun açık olması, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının yazım tekniğine uymamasına gösterilen tepkiler üzerine 20.04.2001 tarihinde Anayasa Komisyonundan geri çekildi.

2 Nisan 2003 A. Gül - C. Powell GİZLİ ANTLAŞMA imzalandı!

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 Mayıs 2003 tarihinde Vatan Gazetesi yazarı Sedat SERTOĞLU ile yaptığı bir söyleşide "ABD Dışişleri Bakanı POWELL ile iki sayfalık dokuz madde üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki… POWELL Suriye'ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var…" sözleri 2 Nisan 2003 tarihinde ABD'li bakanla TBMM'nin bilgi onayına sunulmayan 2 sayfa ve 9 maddelik bir GİZLİ ANTLAŞMA imzaladı. [ ] Bu gizli antlaşmanın 7'inci maddesine göre; "7- Türkiye dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter yapısını devrederek federasyon uygulamasına geçecek. Kamu Reformu ve Yerel Yönetimler Yasaları hızla çıkartılarak, Türkiye Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek." Türkiye'nin parlanması için gereken yasal süreçlerin hızla işletilmesi taahhüt edildi.

Abdullah Gül bu gizli antlaşmanın varlığını inkâr edemedi. Ancak, süresi bir yılı aşmayan iktisadi, ticari veya teknik münasebetleri düzenleyen ikili veya çok taraflı anlaşmaların dışında kalan tüm antlaşmalar TBMM bilgi ve onayına sunulmak mecburiyetindedir. Abdullah Gül bu konudaki 244 sayılı kanuna aykırı hareket etmiştir.

Türkiye'nin millî devlet yapısının çökertilmesi operasyonlarını hatırlatmaya, diğer yazılarımızda devam edeceğiz.

İP Ulusal Strateji Merkezi-USMER İstanbul Başkanı
Haluk DURAL - 14 Ocak 2011 - Ulusal Kanal

http://www.ulusalkanal.com.tr/