soma

Soma Maden Katliamı ve Mühendislik Sefaleti!

Kömür dediğimiz bu kara şey…

Milyonlarca yıl önceki jeolojik devirlerde bazı bitki türlerinin bataklıklarda uygun nem ve sıcaklığın oluşması, ortamın asit miktarının artması, gerekli organik maddelerin bulunmasıyla bozunarak çürüyüp, su altına inmesi ve bataklığın üstünün zamanla toprak tabakalarıyla örtülmesi ile bitkilerin selülozlu yapılarının parçalanıp, karbonlaşması sonucu oluşur. Kömür üreten bu ortamlar arasında genellikle;

· Deltalar (en kalın kömür damarlarının oluştuğu ortamlardır)

· Göller ve nehirler (göl kıyıları, kalın kömür damarlarının meydana geldiği uygun bataklık ortamlardır)

· Lagünler (deniz etkisinin olduğu ince kömür damarcıklarını meydana getirirler)

· Akarsu taşma ovaları (ince kömür damarcıklarını oluştururlar) sayılırlar.

Jeolojik devirde iki büyük kömür oluşum çağı vardır. Bunlardan daha eski olanı Karbonifer (345-280 milyon yıl önce) ve Permiyen (280-225 milyon yıl önce) dönemlerini kapsar. Kuzey Amerika'nın doğusu ile Avrupa’daki taşkömürü yataklarının çoğu Karbonifer döneminde; Sibirya, Asya’nın doğusu ve Avustralya'daki kömür yatakları Permiyen döneminde oluşmuştur.

İkinci büyük kömürleşme çağı ise Kretase (142-65 milyon yıl önce), tebeşir döneminde başladı ve Tersiyer (65-2,5 milyon yıl önce, Türkiye’deki linyitlerin büyük bölümü ise (tersiyer döneminin Miyosen evresinde, 23-5 milyon yıl önce oluşmuştur.) dönemi sırasında sona erdi. Dünyadaki linyitlerin ve yağsız kömürlerin çoğu bu dönemde oluşmuştur. Kömürlerin türediği bitkilerden geriye çok az iz kalmıştır. Kömür katmanlarının altında ve üstünde yer alan kayaçlarda; eğrelti otları, kibrit otları, atkuyrukları, çam ve birçok bitki fosiline rastlanabilir.

Kömürler yoğunluk, gözeneklilik, sertlik ve parlaklık bakımından farklılık gösterebilir. Genellikle kömür türleri bazı inorganik maddeler, genellikle de killer, kükürtlü ve klorlu bileşikler içerir. Kömür yakıldığı zaman arta kalan külde az miktarda da olsa sodyum, potasyum, cıva, titanyum, manganez ve benzeri bazı bazı elementler de bulunur.

Toprak katmanları altında kalan bitkiler nem, basınç, sıcaklık ve bakteriler etkisiyle değişime uğrar. Bu değişim sırasında karbon miktarı artarak kömürleşme başlar. Genel olarak, karbon miktarı %60 dolayında olanlara turba, %70 dolayındakilere linyit, %80–90 arasında olanlara taş kömürü ve %94 cıvarındakilere ise antrasit denir.

Antrasit ve taş kömürleri sert, dayanıklı, siyah renkli, parlak camsı görüntülüdür. Göreceli olarak nem ve kül oranları düşük, yandıkları yaman verdikleri ısı miktarı yüksektir. Ortalama olarak 1 kg antrasit yandığı zaman 9000-9500 kilo kalori, taş kömürleri 7000-8500 kilo kalori ısı verir.

Linyitler ise genellikle yumuşak, kolayca ufalanabilen, mat ve kahverengimsi görünüştedirler. Bu tip kömürlerin ana özelliği ise göreceli olarak nem ve kül oranları yüksek, yandıkları zaman verdikleri ısı miktarının düşük olmasıdır. Ortalama olarak 1 kilo linyit yandığı zaman 1000-6000 kilo kalori ısı verir. Ülkemizdeki linyitler genellikle 2500 kcal/kg ısı değerindedir (Afşin-Elbistan 850-1000, Beypazarı, Soma 3500-4500, Tunçbilek 6000 kcal/kg gibi). Jeolojik olarak yaşlı kömürler genellikle daha kalitelidir.

Kömürleşme sırasında metan gazı üretilir!

Toprak altında kalan bitkilerin bozunması sırasında önemli miktarda metan gazı üretilir. En çok metan gazını yaşlı kömürler üretir. Zonguldak havzamızdaki taş kömürleri milyonlarca yılda bir ton kömür oluşurken ortalama olarak 75-200 m3 metan gazı üretir. Bu gazın 20-25 m3 kadarı bünyede tutulur, diğer bölümü zaman içinde uçar, kaybolur. Bu bünyede tutulmuş olan metan gazı, taş kömürü üretimi sırasında, fışkırarak açığa çıkar ve havayla temasında eğer havadaki oranı % 5’i bulursa, bir kıvılcımla karşılaştığında infilâk eder ki, buna grizu patlaması denir.

Üretim sırasında veya sonrasında stoklanan taş kömürleri havayla temas ettikleri zaman herhangi bir gazlaşma yapmazlar ve açık havada bozunmaya, oksitlenmeye uğramadan uzun sürelerle stoklanabilir, herhangi bir tehlike yaratmazlar.

Linyitler havada oksitlenirler! (yanarlar)

Linyit gibi genç kömürler de metan üretirler, ancak miktarı azdır ve bu nedenle linyit üretiminde grizu kazaları çok daha azdır. Ancak linyitler havayla temas ettikleri zaman oksitlenirler, yani kendiliğinden yanarlar. Linyit kömürleri jeolojik yaş itibariyle genç olduğundan karbonlaşması henüz erken dönemdedir. Bu nedenle bünyesinde bulunun karmaşık organik bileşikler havanın oksijeni ile reaksiyona girerler. Oksitlenme sırasında ısı açığa çıkar ve linyit ısınmaya başlar, ısındıkça daha hızlı oksitlenir ve bir süre sonra kendiliğinden yanmaya başlar. Bu durum, özellikle linyit tozları için daha hızlı olur. Bu yavaş oksitlenme sırasında bir başka tehlike açığa çıkar;

Linyitteki karbon oksitlenince karbon dioksit gazı oluşur;

C + O2 COà2 + ısı

Linyit ısındıkça bu karbon dioksit gazı, kömürdeki diğer karbonlarla reaksiyona girer;

CO2 2COà+ C

reaksiyonu ile karbon monoksit gazı üremeye başlar. Özellikle yeraltı linyit üretimi yapılan ocaklarda yeterli miktarda taze hava olmadığından; için, için yanan linyit karbon dioksit-CO2 değil karbonmonoksit-CO üretir.

Bilindiği üzere, CO2 nötr, zararsız bir gazdır, o nedenle gazlı içeceklere katılır. Ama karbon monoksit gazı hem çok zehirlidir ve hem de havadaki miktarı belli sınırı aştığı zaman patlar.

Karbonmonoksit gazı ölümdür!

İnsan sağlığı açısından çok tehlikeli bir zehir olan karbonmonoksitin, solunduğu zamanki etkileri ve sonuçları aşağıdaki tabloda açıkça görülebilir.[1],[2],[3]

Havadaki Miktarı*

Belirtiler ve Sonuçlar :

35 ppm (% 0,0035) : 6-8 saat sürekli temas halinde; baş ağrısı ve baş dönmesi

100 ppm (% 0.01) : 2-3 saat temasta; hafif baş ağrısı

200 ppm (% 0,02) : 2-3 saat temasta; hafif baş ağrısı, bilinç kaybı

400 ppm (% 0,04) : 1-2 saat temasta; alında baş ağrısı

800 ppm (% 0,08) : 45 dakika-2 saat temasta; 45 dakikada baş dönmesi, kusma ve titreme ve 2 saat duyu kaybı 

1.600 ppm (% 0,16) : 20 dakika içinde; baş ağrısı, kalp çarpıntısı, baş dönmesi ve kusma. 2 saat içinde ÖLÜM.

3.200 ppm (% 0,32) : 5 dakika içinde; baş ağrısı, baş dönmesi ve kusma. 30 dakika içinde ÖLÜM.

6.400 ppm (% 0,64) : 1-2 dakikada; baş ağrısı ve baş dönmesi. 20 dakika içinde; titreme, nefes durması ve ÖLÜM. 

12.800 ppm (% 1,28) : 2-3 nefeste bayılma. 3 dakika içinde ÖLÜM.

* ppm : parts per million : milyonda bir

Karbonmonoksit gazı patlar!

Karbonmonoksit havadan biraz hafif, kokusuz ve renksiz, yanıcı bir gazdır.

2CO + O2 2COà2 + ısı

Reaksiyonu ile yanarak ısı üretir. Ancak havadaki karışımları belli miktarlara ulaşınca, bir kıvılcımla temas halinde veya sıcaklığı 593,3oC’ye (Tutuşma sıcaklığı) ulaşınca[4] çok şiddetle patlar.

Karbonmonoksitin havadaki miktarı : [5]

50 ppm (% 0,0050)’den küçük ise : Güvenlidir

50 – 1.200 ppm (% 0,0050 - % 0,12) : Güvensiz

1.200 – 125.000 ppm (% 0,12 - % 12,5) : Tehlikeli

125.000 – 750.000 ppm (% 12,5 – 75) : Şiddetle patlar

750.000 ppm (% 75)’in üzerinde ise : Patlamaz

Diğer bir deyişle karbonmonoksitin; [6]

Alt Patlama Sınırı : % 12,5 (125.000 ppm), Üst Patlama Sınırı : % 74,20 (742.000 ppm) şeklinde verilir.

Madende kullanılması zorunlu elektrik ekipmanları standartları :

Yanıcı ve parlayıcı maddelerin bulunduğu ortamlarda kullanılacak olan her türlü elektrikli cihaz, lamba, anahtar vb. armatür, elektrik panosu, kablo irtibat kutuları gibi donanımın muhakkak surette yüksek koruma sınıflı olması gerekir. Bunun için en yaygın kullanılan standartlar IEC (International Electrotechnical Commission), Alman DIN normları ile CEN European Committee for Standardization), CENELEC (European Committee for Electrotechnical Standardization) gibi çoğu ülkede zorunlu olan standartlar içinde yeterli bilgi mevcuttur.[7] Bir nebze temel mühendislik bilgilerine sahip olanlar bile, bu tür patlayıcı ve yanıcı gaz ve tozların bulunduğu ortamlarda kullanılacak elektrik malzemelerinin IEC-IP54 koruma sınıflı; gaz, toz ve nem geçirmez (ex-proof, water-proof; patlamaya mukavim, su geçirmez) olması gerektiğini bilirler. 

Madendeki katliamın sebepleri :

Soma’daki madende yaşanan katliamın esas sebebi, yukarıda açıklamaya çalıştığımız temel mühendislik bilgilerinden yoksun bir güruhun, madenin işletilmesinde yetki ve karar sahibi olmasındandır.

1. Üretimi durdurulan galerilerde, üretim sırasında ortaya saçılan linyit tozları temizlenmediği için ve havayla temasta bırakılan linyit damarları hızla oksitlenmeye başladığı için karbonmonoksit üretmeye başlamışlardır. Hâlbuki üretimin durdurulduğu galerilerde tozlar toplanmalı, kalıntı damarlar betonlanarak havayla temasları kesilmelidir.

2. Basına yansıyan ilk inceleme raporunda ana galerinin tavanındaki açık linyit kitlesinin havayla temas etmesi nedeniyle ısındığı ve için, için yanarak kızıştığı, çok fazla karbonmonoksit ürettiği için infilâk ederek (muhtemelen karbonmonoksitin tutuşma sıcaklığına ulaştığından) galerinin çöktüğü ifade edilmiştir. Böylece hızla karbonmonoksit üretilerek havadaki miktar zehirleyici dozlara yükselmiş ve yangın başlamıştır.

3. Katliamın yaşandığı 13 Mayıs günü madendeki karbonmonoksit ölçerlerden alınan bilgilerin işlendiği aşağıda görülen grafik basına yansımıştır.

Saat 14:00’den 15:02’ye kadar ocaktaki karbonmonoksit düzeyi zaten yukarıdaki tabloda görülen ölümcül sınır olan 1.600 ppm’in çok üzerindedir. Anlaşıldığı kadarıyla, karbonmonoksit ölçen duyargalar (sensörler) zaten sağlıklı çalışma için öngörülen üst sınırların çok üzerinde alarm verecek şekilde ayarlanmıştır. Saat 14:09 dolayında 2 kez “tehlike sınırı aşıldı” şeklinde gösterilen noktalardaki CO miktarları neredeyse 50.000 ppm cıvarındadır. Bu değer ise anî ölüm sebebi olan 12.800 ppm’in çok üzerindedir.

Saat 15:02’den itibaren ise CO miktarı 15:06’ya kadar, yani 4 dakika içinde 500.000 ppm’e, % 50,0’ye fırlamıştır. Bu durumda açığa çıkan CO miktarı patlama alt sınırı olan % 12,5’i birkaç misli aşmış, diğer bir deyişle, ana galeri tavanındaki linyit betonlanarak hava ile teması kesilmediğinden için, için yanan linyitin ürettiği çok miktardaki CO, ya 593,3oC tutuşma sıcaklığına ulaşarak veya güvensiz ve korumasız elektrik donanımından aldığı bir kıvılcım ile infilâk etmiş ve yangın başlamıştır. Başlayan yangın, ortamdaki oksijeni hızla tükettiğinden ortam CO ile dolarak yüzlerce vatan evlâdının anî ölümüne yol açmıştır.

4. Yukarıda açıklanmaya çalışılan; linyitlerin özellikleri, yer altı linyit madenciliği, karbonmonoksit gazının özellikleri, elektrik standartları gibi bilgilerle donanmamış, ehil olmayan, yetersiz ve sorumsuz teknisyen ve mühendislerin projelendirip, işlettikleri linyit madenlerinde meydana gelen ve gelecek olan ölümlü kazalar, kaza değil, taammüden işlenmiş cinayetlerdir.

5. Bütün bunlara elbette; işletmesi özelleştirilmiş olan madende eğitimsiz işçi çalıştırmak, 1,5 milyon tonluk üretim için projelendirilmiş bir madende, üretimi 2 misline çıkarmak için işgücünü 2 misline çıkararak madende teknik sınırların üzerinde işçi çalıştırarak her türlü riski arttırmak, üretimden sorumlu teknik elemanlara yetki vermemek, kaza halinde kaçış ve kurtarma plânlaması yapmamak, Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun madenlerle ilgili sözleşmesini imzalamamak, ocak içinde yeterli ve güvenli bir haberleşme sistemi kurmamak, işgücünü taşeronlaştırmak ve benzeri pek çok bilinçli eksiklik, ihmal ve hatayı eklemek gerekir.

Sonuç :

Soma linyit madeninde yaşanılan katliama sebep olanlar, sorumlu teknik elemanlardan, şirketin karar mekanizmasında yer alan müdür, genel müdür, yönetim kurulu üyeleri ve şirket sahipleri, örgütlü olarak topluca ölümlere sebep olduklarından dolayı kovuşturularak, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının ilgili maddelerinden yargılanmalıdırlar.

Ülkemizdeki tüm yer altı işletmeciliği yapılan madenler derhal devletleştirilmelidir.

* Haluk Dural; Kimya Yüksek Mühendisi olup, kömürle olan beraberliği Karabük Demir-Çelik Kok Fabrikalarında işletme mühendisi olarak çalıştığı dönemde başlamış, Ankara Havagazı Fabrikası müdürlüğü sırasında ve sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nda “kömür ve demir-çelik” sektör uzmanı olarak çalışırken, 1978 yılında çıkartılan 2172 sayılı “Devletçe İşletilecek Madenler Hakkında Kanun” ile Soma havalisindeki özel linyit yataklarının teslim alınması, TKİ tarafından yeniden üretime açılması projelerinin koordinasyonu çalışmalarıyla devam etmiştir.

Saygılarımla,

Millî Merkez Genel Sekreteri
Halûk DURAL - 25 Mayıs 2014

Dipnotlar :

1)  http://en.wikipedia.org/wiki/Carbon_monoxide_poisoning

2) Goldstein M (December 2008). "Carbon monoxide poisoning". Journal of Emergency Nursing: JEN: Official Publication of the Emergency Department Nurses Association 34(6): 538–542.

3) Struttmann T, Scheerer A, Prince TS, Goldstein LA (Nov 1998). "Unintentional carbon monoxide poisoning from an unlikely source". The Journal of the American Board of Family Practice 11 (6): 481–484.

4) Ignition Temperature of CO : http://www.usmra.com/minegasqa.htm#co

5)  http://www.cemnet.com/Forum/thread/109103/re-explosion-risks-of-co.html

6)  http://www.engineeringtoolbox.com/explosive-concentration-limits-d_423.html

7) Protection methods for electrical apparatus - combustible gas and vapours: Explosive atmospheres IEC 60079-1 EN 60079-1:2007-07-00 DIN EN 60079-1:2008-04-00