basogretmen mustafa kemal ataturk1 1

Öğretmenler Günü Ve Dört Tarih

Bugün 24 Kasım öğretmenler günü…

Öğretmenler için yine hamaset yapılacak, çok konuşulacak, çok yazılacak.

Bu yazı gibi.

Tıpkı her yıl yapılan diğer anmalarda olduğu gibi.

Ama yine hiçbir şey yapılmayacak.

Öğretmenlerin bir bölümü  24 Kasım’ı öğretmenler günü olarak kabul bile etmezlerse zaten ne beklenebilir ki !..

Otuz kadar öğretmen sendikasının olması, şaşkınlığın, anlaşmazlığın, tutarsızlığın ve ideolojik parçalanmışlığın göstergesi değil midir?

Bir sendikamız 24 Kasım’a, faşist cuntanın belirlediği bir gün olduğu, emek mücadelesini temsil etmediği, Atatürk’ün “millet mektepleri” başöğretmenliğini kabul etmesinin anlamsız ve bir kandırmaca olduğunu iddia ederek karşı çıktı!

5 Ekim’i, yani ‘Dünya öğretmenler Günü’nü kutlamayı uygun gördü.

5 Ekimin tarihçesine bakarsak 1966’da UNESCO ve İLO arasında “öğretmenlerin toplum içindeki yerine ilişkin sözleşme” anlaşmasına dayanmaktadır.

1994’ten bu yana da 5 Ekim günü “Dünya Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. Çok yenidir.

Öğretmenlerimizin önemli bir bölümünü temsil eden Eğitim-Sen, 5 Ekim’e dört elle sarıldı. 24 Kasım öğretmenler gününü eleştirerek 5 Ekim’de abartılı kutlamalar yapmaya başladı.

Ancak öğretmenler bu günü çok benimsemedi.

Çünkü, 5 Ekim Türk öğretmeninin kendi hareketini temsil etmiyordu. Hatta dünyaca değerli görülen hiçbir eğitim hareketini de temsil etmiyordu.

Çünkü, 5 Ekim daha çok gelişmiş ülkelerde,- her uluslar arası gün gibi-  tuzu kuruların “sözde” olarak kutladığı bir gündür.

‘5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’  BM’ de kabul edilen herhangi bir günden farksızdır. Dünya Çocuk günü, hayvan hakları ya da anneler günü gibidir.

5 Ekim’in öğretmenler günü olarak benimsenmesi, Tanzimat’tan beri görülen  “Batı” öykünmeciliğinin bir uzantısıdır. Evrenselleşme adına kendi değerlerine yabancılaşmanın, emperyalist odaklara özenmenin, üretmeden, hak etmeden kazanmanın bir başka adıdır. Emek mücadelesinden söz edenlerin 5 Ekim’e Öğretmenler günü olarak sarılmaları çelişkidir.

BM’nin koyduğu Dünya Kadınlar Günü adını “Dünya Emekçi Kadınlar günü” olarak değiştirenlerin Ulusal bir gün olan Öğretmenler Günü’nün yerine 5 Ekim’i ikame etmeye çalışmaları ulusal duyarlılık yoksunluğudur.

16 Mart tarihini de öğretmenler günü için önerenler oldu.

16 Mart 1848’de yeni açılan “batı tipi” okullara öğretmen yetiştirmek amacıyla bir erkek öğretmen okulu “darülfünun” kurulmuştu. Sonradan açılan ve toplam birkaç yüz öğrenci mezun eden kız öğretmen okulları (darülmuallimat) ile birlikte Cumhuriyet kurulurken elde olan öğretmen sayısı 2500 dolayındadır.

16 Mart, ilk ke bir öğretmen okulunun kurulduğu gündür. Öğretmen yetiştiren kurumlarda anılmaktadır. Daha büyük bir anlam verilemez.

Türkiye’nin eğitim ve öğretmen sorunlarını çözecek en büyük devrimci uygulama 17 Nisan 1940 tarihinde kurulan “Köy Enstitüleri”dir.

Türk devriminin özgün ve büyük bir aydınlanma tasarımıdır. Köy enstitüleri, çeyrek asırlık bir dönemde okulsuz ve öğretmensiz yer bırakmayacak, sonra da kırsal alanın zenaat erbabını, ara hizmet işgücünü, tarım teknisyeni ve ebe gibi sağlık görevlilerini yetiştireceklerdi.

basogretmen mustafa kemal ataturk6

Köy Enstitüleri tam anlamıyla Atatürk’ün “bütün öğrenim basamaklarındaki eğitim ve öğrenimlerinin iş ilkesine dayanması önemlidir .” dileklerine uyan kurumlardı. Ne yazık ki karşıdevrime kurban edildi.

Bu nedenle 17 Nisan tarihi her yıl önemle anılmalı ve çıkarılan sonuçlardan yararlanılmalıdır.

17 Nisan öğretmenler günü olarak seçilemedi.

Çünkü 12 Eylül cuntası Köy enstitülerine karşıydı.

Cunta Atatürk diye diye Atatürkçülüğü tasfiye etti.

Cuntanın bütün kötülüklerine karşın yaptığı bir-iki güzel işten birisi 24 Kasım’ı öğretmenler günü olarak yasalaştırmasıdır.

Öğretmenler günü bir devlet kutlaması şeklinde yasalaştı. Bu yüzden kuru törenler, gereksiz övgüler, üst yönetimlere yalakalıklar törenlere damga vurdu. Cunta yönetimine yerlere kadar eğilerek hizmet eden en niteliksiz öğretmenler okullara müdür oldular. Onların birçoğu “yılın öğretmeni” seçilerek ödüllendirildi. Bu ödül meslek niteliklerinden yoksun, dinci, uyuşuk öğretmenlere vermeye yıllarca devam edildi. Nitelikli ve başarılı öğretmenler tasfiye edildi. Kimi aileler öğretmenlere pahalı hediyeler alarak rüşvet verdi. Özel ilgi, yardım ve torpil eğitim kurumlarımızın hastalığı oldu.

Bu törenlerde öğretmenliğin kutsallığı, yine öğretmenler tarafından anlatılırken, küçük öğrencilerin de saatlerce ayakta bekletilmesi gibi saçmalıklar sürüp gitti.

Milli eğitimimize dini unsurlar, ücretli dersler, özel okullar ve kurslar bir hançer gibi girdi ve yaygınlaştı.

12 Eylül yönetimleri her alanda olduğu gibi eğitim alanında da onarılamayan yıkımlar yarattı.

Bu yanlışlıklar yanında ülke çapında öğretmen evlerinin açılması gibi iyi bir hizmeti de görebiliyoruz. Seyahat eden ya da kent merkezine gelen öğretmenler için yiyecek, yatacak ve buluşulacak yerler yoktu.

Cunta tarafından kendi örgütleri kapatılan ve mallarına el konulan öğretmen örgütlerinin bıraktığı boşluk öğretmen evleri tarafından dolduruldu.

Öğretmen evlerinin yönetimlerinde ve hizmetlerindeki yanlışlıklar başka bir konu. Bir zamanlar kravat ve takım elbisesiz girilemeyen öğretmen evleri iktidar sahiplerinin otlandığı, siyasal amaçlı yerler oldu.

Yapılış amaçlarına ters işlevler için kullanılmaktadır.

Artık öğretmenevlerinden öğretmenler yararlanamıyor.

basogretmen mustafa kemal ataturk4

Bugün 24 Kasım.

Eğitimimizin  ve öğretmenlerimizin sorunları sayılamayacak kadar çok.

Dünyadaki yerimize ve amaçladığımız hedeflere uygun bir ulusal eğitim sistemi oluşturmak zorundayız.

Üzünçle gördüğümüz gerçek; eğitim sendikalarımızın 24 Kasım’ı öğretmenler günü olarak kabulde bile anlaşamamalarıdır.

24 Kasım’ın kimler tarafından yasalaştırıldığı önemli değildir. Önemli olan devrim tarihimiz içinde ulusal bir eğitim seferberliğinin başlatıldığı ve devrimin önderinin (başöğretmen’in ) bu hareket içinde canla- başla çalıştığıdır.

Bu nedenle anlamlı ve değerlidir.

24 Kasım yasalaşmış (resmi) bir gündür. Devlet de - zorunlu olarak-  kutlamaktadır. Hırçın ve ne istediğini bilmez çocuklar gibi “ben kabul etmem” demenin hiçbir anlaşılabilir yanı yoktur.

17 Nisanın öğretmenler günü olması daha anlamlı olabilirdi.

Ancak bu olmadı.

24 Kasım, Türkiye Ulusal Öğretmenler günü olarak otuz dokuz yıldır kutlanmaktadır.

Artık değişmez bir gün olmuştur. Her kuruluş kendince önemli bulduğu diğer günlerde de etkinlikler yapabilir.

Ancak, tüm eğitim kurumları ve öğretmen örgütleri 24 Kasım öğretmenler Günü’nü en iyi şekilde değerlendirmelidir.

Türkiye’nin eğitim ve öğretmen sorunlarının ne kadar büyük olduğu düşünülürse, bir kutlama tarihi üzerinde bile anlaşamamanın ayıbı daha fazla taşınamaz.

Türkiye öğretmenleri her 24 Kasım’da birbirleriyle kenetlenmeli;  öğretmenler gününün içinin doldurularak kutlanmasına, ülkeleri ve kendileri için  yeni kazanımlar elde edilmesine çalışmalıdırlar.

Yoksa gelip geçici iktidarların amaçlarına ve emperyalist güçlere hizmet etmekten öteye bir işlevleri olamayacaktır.

24 Kasım’da birleşmek, amaçları ve ilkeleri birbirine yakın olan sendikaların bütünleşmesi için de ortak bir payda oluşturacaktır.

24 kasım Öğretmenler Gününüz kutlu olsun!..

Altan ARISOY - 24 Kasım 2020

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Son Yazılar