bayrak-64

B. Sadık ALBAYRAK - Kuracağız her şeyi yeniden!

sadik_albayrak_aydinlik225

Kuracağız her şeyi yeniden!

Harika 1960’lar, 70’lere evrilirken, Ankara’da Erdal Öz’ün Sergi Kitabevi’ne giden gençler; bir cümle kurarak dört şiir kitabını birden isterlerdi:

“Evet isyan! bir gün mutlaka, kuracağız her şeyi yeniden, gün ola.”

68 kuşağının dört şairinin, İsmet Özel, Ataol Behramoğlu, Özkan Mert, Süreyya Berfe’nin kitaplarının adlarından kurulu bu cümle, toplumsal bilici diyebileceğimiz şairlerin nasıl umut ve güven dolu bir gelecek gördüklerinin belgesidir.

Yakın tarihten, egemenlerin bu cümlenin duyurduğu umut ve güveni kırmak için darbeleri, faşist çeteleri, iktisadi zincirleri, yalan makineleri tv ve gazeteleri seferber ettiğini biliyoruz.

Daha o günden bu cümleyi sakatlamak için önlem almaya başlamışlardı.

Dört şiir kitabından bazıları dava konusu yapılmıştı. Kitapçı, o nedenle gençlere bunları tezgâh altından çıkarıp uzatıyordu.

*** *** ***
İnsanları yeniden kurmak!

Toplumunun çağdaş bilicisi ya da yorumcusu şair, tarihsel rüzgârları dizelere kazıyordu.

Sömürünün bilincine eren ve örgütlenmeye girişen bir toplumun kararlı sesi, “kuracağız her şeyi yeniden” diye yükseliyordu.

Bu dizenin şairi Özkan Mert, ilk şiirlerini daha lise öğrencisiyken dönemin önemli dergilerinde yayımlatmayı başarmıştı.

Dönemin etkin edebiyat eleştirmeni Hüseyin Cöntürk, bu yetenekli şairi tanımak için evine gelmişti.

Özkan Mert, 68’in cümlesine katılan kitabı yayımlandığı zaman Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde okuyordu.

İlginçtir, 40 Kuşağı şiiri gibi, toplumcu niteliği güçlü 60 Kuşağı şiiri de Ankara’da doğmuştu.

Bu doğumu, cümlenin kurucusu dört şair, 1969 sonu Ant dergisinde, “Şairler savaş açıyor” başlıklı bir açıkoturumla açıklıyorlardı.

Aynı dergide bir de yeni şiirin manifestosunu yayımlayacaklar ve 50’lerde egemen olmuş bireyci, kapalı “İkinci Yeni” şiirini reddedeceklerdi.

Yeni kuşak yeniden Nâzım Hikmet’le buluşuyor, üstü örtülen 40 Kuşağı şiiri dergilerde ve kitaplarda gün yüzüne çıkıyordu.

Özkan Mert’in kitaba adını veren şiiri bu iki birikimin izlerini taşır :

Seni eksiksiz sevebilmek toprağım
Seni eksiksiz sevebilmek yıldızlarım, göğüm 
Seni eksiksiz sevebilmek tütünüm, şarabım 
Seni eksiksiz sevebilmek sevgilim 
Çiçekli basma entarinle kucaklayabilmek seni 
Sevmek seni 
Dünyayı açıklayabilmek sana. 

Elbet
Bir gün
Kuracağız her şeyi
Yeniden,

Şarabı
Tütünü
Yıldızları
İnsanları,

Yaşamak güzel şey olacak
O zaman
Güzel şey be
Kardeşim.”


Özkan Mert her şeyi ve öncelikle insanları yeniden kuracak bir toplumun özlemini dillendiriyordu.

*** *** ***
Devrimi yüklenmiş nehir!

Kitap adlarıyla 68 kuşağının umudunu yazan dört şairin sonraki yaşamları değişik yollar izledi.

Özkan Mert ise, 40 yıl süren bir sürgünlüğe gitti.

Gittiği ülkeyi seçişi çok şairanedir. Birkaç ay önce gittiği Almanya’da bir arkadaşıyla oturduğu birahanede bir broşür görür.

Bilmediği bir dildeki broşürde İsveç tanıtılıyordur. Arkadaşı ona yazılanları çevirir; İsveç 100 bin gölü olan, güzel kızlarıyla ünlü bir ülkedir.

“Ben gidiyorum” der, Özkan Mert. “Nereye?” “Bu 100 bin gölden nasibime düşeni almaya.”

Çantasını bile almaya gerek duymadan çıkar, ilk otobüsle İsveç’e gider.

Bir şiirinde, “Hem gökyüzü maviye çalmaz pek burada” dediği ülkede tam kırk yıl yaşayacak ve şiir yazacaktır.

“Yüreğimi asmışlar / Türkiye ile Dünya arasına” dediği bir sürgün yaşamı ve yaratım sürecidir bu.

Dünyanın birçok ülkesine yaptığı yolculuklar ve İsveç’te süren yaşamı Özkan Mert şiirine yeni bir boyut katacaktır.

Bütün şiirlerini içeren kitaba verdiği isim bunu çok iyi anlatır:

“Yeryüzü Şarkıları”. Nereye giderse gitsin ülkesinin duyarlılığıyla görülen ve söylenen şarkılardır bunlar.

Türkçenin zengin olanaklarını alabildiğine kullanan ve geliştiren bir şiir diliyle, insanlığa açılan bir şiir ırmağıdır.

İnsanlığın devrim özlemi ve arayışının çağladığı bir nehir...

*** *** ***
Yeni bir çağ doğuyor acının başaklarından

Haydi! Çıkar geometri defterlerini renkli kalemlerini

Yeni bir gökyüzü gereceğiz üzerine


B. Sadık ALBAYRAK - 11 Şubat 2013 - Aydınlık