dirilis1_225

Devrimci mutluluk!

Bu yazı bir mutluluk arayışının, 'nasıl mutlu oluruz' un yazısı değildir. Bu yazı bir devrimcinin, 'mutluluğudur'. Devrimci bilinçte 'mutluluk' algısının yansımasıdır.


Büyük mutlulukların dünyasını kurmak özleminde olanlar, en büyük mutlulukları içinde hissedenlerdir kuşkusuz. Bu yüzden bir devrimcinin mutluluğu en büyük mutluluktur. Devrimci, tarihin nereden gelip nereye gittiğini gören kişidir. İnsanlığı bekleyen geleceğin, farkında olan kişidir. Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. Bu noktaya erişmek de gerekir. İşte bütün bu erişim sürecinden bahsediyoruz. Bu süreçte yaşananlar, yaşanmışlıklar, mücadeleler, dostluklar, akıp giden hayatlar, üzüntüler, umutsuzluklar, heyecanlar ve mutluluklar...

Nazım'ın Devrimci Mutluluğu!

Bu tarih bilincinde olan insanların mutluluklarından bahsedeceğiz. Nedir bizim için mutluluk, ne olmalıdır? Nazım Hikmet sormuştur Abidin Dino'ya:

"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?

İşin kolayına kaçmadan ama

Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil

Ne mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın

Ne de al çeperli elmanın...

1961 yaz ortasındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?

Çok şükür, çok şükür bugünleri de gördüm, ölsem de gam yemem gayri'nin resmini yapabilir misin üstad?"

Dino, bu resmin tuvale sığmayacağı inancındadır. İşte Nazım'ın mutluluk anlayışının zihnindeki yansımaları... İşte ulaşmak istediğimiz mutluluk resmidir Nazım'ın dediği 'Çok şükür, çok şükür bugünleri de gördüm, ölsem de gam yemem' in resmi... Göreceğimiz güzel günlerin resmidir. Bir devrimci için mutluluk kavramının ne denli derin olduğunu harika bir şekilde yazmıştır.

Edip Cansever'in Gülüşü!

Çok büyük beklentiler yatmaz devrimcinin mutluluğunun arkasında. Esas mutluluğu tadacağı günü bilir çünkü. Nasıl tanımlanabilir ki bir devrimcinin mutluluğu? Kelimelere dökmez zordur. Bir kitapçı dükkânıdır, bir dost gülüşüdür, sevdikleriyle birlikte olmaktır, açık güneşli bir gündür belki de, okumaktır, yazmaktır, neşeli bir şarkıdır, ormandır, bozkırdır, denizdir, yağmurdur, martı sesidir, alanlarda birlikteliktir, coşkudur, heyecandır. Dost acısı paylaşmaktır, toplum acısı paylaşmaktır belki de... Ancak yakıcı nokta, bu mutlulukların ulaşacağı toplamdadır. Bu mutluluklara gömülüp kalmamak, asıl mutluluğa daha hızlı koşmaktır görevimiz. Ne güzel söylemiş Edip Cansever: "Gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir!"

Kırmızı Balık'tan ve Al Çeperli Elma'dan, Tüm Doğaya!

Bu zorlu ve uzun süreç bizleri sadece 'akvaryumdaki kırmızı balık'tan 'al çeperli elma'dan mutluluk duymaya mı itti? Az önce saydığımız mutluluklar, gerçek mutluluğun yerini mi aldı? Veya acıdan zevk almaya mı başladık?

F.Kafka'nın bir aforizmasıdır: "Kendi sofrasından düşen kırıntıları yiyor: bir süre için öbürlerinden daha tok hissediyor kendini, ama sofradan nasıl yenilir bunu unutuyor; ancak artık geriye yenecek kırıntı da kalmıyor."

Bu aramızdaki büyük mutluluklar elbette bizim yaşam kaynaklarımızdandır. Her yerde aynı dili konuştuğumuz, aynı mutlulukları yaşadığımız dostlar bizim için çok değerlidir ve bu yüzden 'kırmızı balık' tan, 'al çeperli elma'dan aldığımız mutluluklar da değerlidir. Hiçbir acıya yenilmez devrimcinin mutluluğu. Hani karşılıksız aşklar vardır. Bir süre sonra bu karşılık alamama hali garip bir şekilde acıyla beraber bir haz duygusu verir insana. Tıpkı Fuzuli gibi... Bu hazla birlikte, aşk beslenen kişiye ulaşmak çok anlamı değildir artık, ulaşamamaktır anlamlı olan. Vurgulamak istediğimiz nokta, bu zorlu süreçlerde, bizim küçük ve değerli mutluluklarımızın bizi mahkûm etmemesinin gerekliliğidir. Devrimcinin esas mutluluğu, toplamın mutluluğudur, halkların mutluluğudur, yani gelecekte kurulacak toplumun büyük mutluluğudur. Anılarda yaşattığımız mutluluk gelecekte yaşayacağımız büyük mutluluklardan daha değerli değildir.

Biliyoruz ki bütün bu mutlulukların toplamı bizi gerçek ve büyük mutlulukların yaşanacağı zaman dilimine ulaştırır. Bu yüzden gerçek mutluluğa ulaşmak isteği, hedefe ulaşma inancıyla doğru orantılıdır. Şüphesiz ki inanç yoksunu değiliz. Sadece bu bilinçle yaşıyor olmamız bile, tüketilemeyecek bir inanç değeridir. O büyük mutluluk toplumunun resmini bizler kendi ellerimizle, emeğimizle çizeceğiz. Vakti yakındır!

Özgür BURSALI - 12 Mayıs 2012 -  TGB Muğla

http://tgb.gen.tr/

Son Yazılar