kerkuk_turktur_turk_kalacaktir225

Kerkük’ü Siz unutsanız bile, Kerkük sizleri unutmayacaktır!

Araplaştırmadan Sonra, Kürtleşme Politikası başka boyutta!

Irak Türklerinin durumu, Saddam Döneminde olduğu gibi, bu günde rahat yüzü, mutluk görmeyen Türkler 35 yıl Saddam dikta rejiminden sonra Kürt eşkıyaları ve onlar işbirlikçileri sözde kardeş söylenen, bir bölüm  çıkarları yolunda acımasız, Baas rejimini döneminin ajanlarıyla birlikte Irak Türk toprak bölgelerinde Türklerin milli mücadelesine baskıyla karşı durarak her bir yola denemektedirler.

İnsanları, korkutularak kendi ana yurdunu, ata topraklarını bıraktırmak üzere milli ilkelerini, milli Türkçülük ruhları öldürmeye çalışan Saddam döneminin hizmetkârları, dini, milleti olmayan satılmış ajanlar her yönüyle bu kahraman milletimizi yok etmeye çalışarak, Kerkük ve öteki Türk bölgelerimizi bu günde Kürtleştirme politikasıyla asimilasyon sürdürmektedirler.

Bu caniler önde gelen Türk insanini öldürülerek, ana yurdundan, doğduğu toprağından uzaklaştırmak nedeniyle başkalarının kavuştuğu tüm haklara Türkler bu günde birçok ana yasal haklarından yoksun olarak engellerle karşılanmaktadır.

Baskılar artarak her türlü Acı olaylarla Kerkük, Diyala, Musul, Erbil, Altunköprü, Tuzhurmatu ve birçok yerlerde Irak Türkleri Kürtleştirme politikasına maruz kalmaktadırlar.

Bu gün tam olarak Irak devleti, Amerika, İsrail, İngilizlerinin destek, yardımı, yönetmesiyle Kürtlerinin işgali altında kalarak devletinin altından, üstünden yalnız tüm gelirlerinden Kürtleriler yararlanmaktadırlar, tüm yatırımlar, ticaret, sınır kapıları ellerinde olarak devletin, ziraat, ticaret,  petrolünden büyük örende pay almaktadırlar.

Nerde adalet, hak, eşitlik, nerde Irak Türklerinin payları, hakları, nerde insan hak ve özgürlüğü, hala binlerce Türkmen oymak, aşiretleri Saddam döneminde Araplaştırılarak bu günde baskı içinde binlerce aile kurtlaştırmakla yok olmaktadır.

Bu gün Türkler hiçe sayılarak, acımasız bir Asimilasyon ve Araplaştırma, politikasından, Kürtleştirme politikası tüm yönüyle artmaktadır.

Ve yeni Kerkük’ün Kürtleştirme politikası planını birçok devletlerinin razılığı, isteğiyle, çıkarları açısından, kazanç elde etmekten dolayı sesiz kalarak, Kürtler alanı boş bularak hayal ettikleri Kürt devletinin kurulması peşinde her türlü destekler almaktadırlar.

Tüm çıkarlarını elde eden Kürtler, Devlet zirvesine çıkarak, Türk şehri Erbil’de Elçilikler, konsülüz açılmakla devlet olmaya doğru şimdiden öne gedilmektedir.

Tüm hızıyla Kültleştirme politikası artarak, Irak Türklerinin bölgelerinde etnik oranlarda değiştirmeye yönelik, yüz binlerce Kürt aileleri Irak’ın kuzeyinden, komşu ülkelerden getirilerek, güzelim Türk şehri Kerkük ve diğer Türkmenli bölgelerine yerleştirilmektedir.

Getirilen bu Kürtlere karşı büyük miktarda maddi yârdim, destek, ev, arsa arazi, iş verilmekle devlet dairelerinde her türlü önemli görevlerde çalıştırılmaktadırlar.

Günümüzde binlerce Kürt ailelere Kerkük, Telafer, Altunköprü, Tuzhurmatu, Erbil, Diyala Hanekın, Mandalı, Kazaniya, kızlarbat, Adanköy, Tazehurmatu, Leylan, Dakuk, Yaycı, Kümbetler, Kızılyar, Ömer mandalı, Türkalan, Beşir, Tisin, Yahyava, ve diğer Türk bölgelerinin çevrelerinde köyler ve yerleşim bölgeleri yaparak kurmaktadırlar.

Bu gün baktığımız Kürtler Türk bölgeleri Kerkük ve öteki bölgelerde devlet dairelerinde önemi görevlere atanmaktadırlar.

Çok önemli görevleri Kürtler alarak Irak Devletinin yanında Irak’ın Kuzeyini tam olarak yönetmektedirler, çoğunluk Kürtler bakanlık, Başbakanlık, Cumhurbaşkanını ve önemli dairelerde tüm görevlere yalnız Kürtler atanmaktadırlar, Buna karşı yüzlerce diplomalı Irak Türkleri işiz olarak iş aramaktadır ve birçok Türklerde ülkesini, toprağını bırakmaktadır.

Araplardan sonra, Kürtlerinin Her türlü sinsi baskı nedenlerden dolayı Kerkük şehrinin Türk milleti sürekli her türlü engellerle azaltılarak yerlerine Kürtler yerleştirilmektedir.

Kerkük’ten başka Tuzhurmatu, Tazehurmatu Kifri, Dakuk, Yengice, Bastamlı, Amirli, Altunköprülü yüzlerce köy ilçelere Kürtler el koyarak yarlaşmışlardır.

Bu gün Kerkük şehri yüzde yüz Türk olmasına rağmen 700 binin üstünde Kürt bölgeye yerleşerek, bu uygulama sonucu Kerkük en tehlikeli, acılı günlerini Saddam döneminden sonra bu gün Kürtlerin, peşmerge asayişin baskısını yaşamaktadır.

Bu gün Kerkük’ün tüm Devlet dairelerine Kürtler yerleşerek, sanki burası bir Kürt bölgesi olarak, Türkleri yok duruma gelmişlerdir.

Bu güzelim Türk şehri Kerkük kendi kimliğine, kendi ana kucağına, sıcak bir yuvaya hasret kalarak, viraneye, harabeye dönmüştür.

Kerkük’üm kendi çocuklarından uzak düşerek, acı dert dolu Türküleri şarkıları, içli hoyratları, başı bölük, bükük, yavruları yalnız, kimsesiz, öksüz, yetim, sahipsiz tek başına kalmışlar, anneler gözyaşı dökmektedirler her zaman olduğu gibi bir gece ansızın gele bilirim şarkısını söyleye, söyleye beklediler, Kıbrıs’ın bekleyişi gibi bir gün yeni güneşin doğmuşunu özlediler, bu  karanlık gece bitecek diye yol üstüne serildiler bekledikleri tek umut bir azıcık olsa bile kendisini göstermedi.

Gönülleri tek bu aşkla yaşadığı için yine usanmadan bekleyecekler ama Kerküklüler bu bekleyişten bakmadılar umutla, milli duyguyla, biricik sevgiyle bekleyerek, söyleyerek, durmaktadırlar, can, kan vererek, şehitler vererek umutla beklemektedirler, ama ne gelen oldu, ne soran, ne yanan oldu, ne acıyan.

İşte sizler Kerkük’ü unuttunuz, Kerkük o kadar sizleri sevdiği için unutmadı aşkına başka aşk katmadı, seçmedi uzun yıllar oldu Kerkük sözü dilden sanki silindi, gönüllerden çıkarıldı, unutuldu, artık sabrımız bitti, dükkandı, işte Kerkük’ü almaya, öldürmeye, yok etmeye, hoyratını susturmaya kalkıyorlar çeteler, eşkıyalar, çakallar, Ayılar, İşbirlikçiler, Hainler, Baascılar, Ajansalar,  Kıyıcılar. Nasıl ki gözbebekleri Abdullah Abdurrahman, Necdet Koçak, Rıza Demirci, Adil Şerif, Mehmet Korkmaz, Rüştü Muhtar oğlu, Halit Şengül, Aydın Mustafa, Hüseyin Demirci, ve bir çok Türkleri şehit edenler hesap vermeden, hak alınmadan bize yaşamak yok, seni yakanlar çocuklarını senden alanlar Baba,  Anneleri, Bacı, kardeşleri gözyaşında, Ak giyen Gelinleri siyaha kaplayan, yeni göz açan çocukları yetim bırakanlar yakında cezaların bulacaklar.

Pişman olacaklar!

Kerkük, Hakkını almadan Kerkük’üm suyun, yediğimiz ekmek bize haram olsun,Hakkın halel olmasın, Yanıyorum, can veriyorum, ölüyorum bu acıya, ayrılığa dayanmak zor geliyor, zor. Bir bakın bu gün kimlerin elinde Kerkük’üm 14 Temmuz 1959 yılında üç gün, üç gece katliam yapıp Ataları, İhsanlar, Emelleri, Neftçileri, Kemalleri, Hıdır, Avcıları, Muhtar çocuklarını şehit edenlerin elinde dayanmak zor, zor geliyor bize çok zor, Kerkük’üm sabır dökendi, bitti etmek çok acı, yüreğimiz yaralı kaldı Kerkük, ne gelen var, ne giden, unutuldu, bırakıldı, yılda bir defa bile hatırı, halı sorulmadı, anılmıyor, siyahı soymak bile ona yasaklandı, ölümle baş başa kaldı, her günde bin defa Kerkük gözü açık, açık ölmektedir, can vermektedir suçsuz yere yargılanmaktadır.

Bir bakın kardeşler Kerkük tek kaldı, yalnız kaldı, dalsız, barsız, gülsüz, bülbülsüz ağaçsız, Bağsız, Bahçesiz, Susuz kaldı, o içli, dertli, çileli, sustu küstü birden konuşmamaktadır.

Sesler bile kesildi Sabah Meltem yeni açan tomurcuk güller gibi kokusunu saçmadan soldu, serçe, kuşlarının ötüşünü almaya bir köşeye sıkılarak uzakları gözlemektedir. Bir yürek, bir gönül yananı, kurtuluştan söz edeni beklemektedir.

Şimdi Kerkük gibi ölümle çırpınan, acı, çileli, baskılı anları yaşayan Türk dünyası soydaşlarımız dayanmayarak çaresiz düşmelerine rağmen ara sıra soranlar olmaktadır, oralarda bir kardeş Kerkük var idi, Yalnız Türkçe konuşurdu, Türk diye kan verirdi, Hoyrat söylerdi, çağırırdı, acılarını gizletirdi bizler gibi, nerde kaldı, hiçbir haber var mı acaba? Unutuldu mu? Bırakıldı mı?

Neden? Niçin?

Evet kan kardeşler, can kardeşler bir Türk şehri Kerkük vardı, can çekmektedir, ruh vermektedir. Kargalar, çakallar aldılar yerleştiler, onlar safa sürmektedirler, bizler ise cefa sürmekteyiz.  Kerkük’ü öldürmeye kalkan düşmanlar, yalnız soykırım, katliamla öldürmediler, şehit etmediler, Kerkük’ün içinde olan, duygusunu, tek milli, aşkını, sevdasını, Mücadelesini Türkçülüğünü, Ruhunu almaya bile çalıştılar, projeler sondular, annesine karşı yavruyu küstürdüler, kırdılar, öksüz bırakmaya uğraştılar.

Ama ne yazık ki hiç bir zaman düşmanların işbirlikçilerin, satılan, hanlerin planları baş tutmayacak, kendileri gibi yok olacak gidecekler Kerkük uzun uykusundan, ölüm yatağından kalkarak, ruhunu teslim etmeden, can vermeden uyanacak, milli mücadelesini, içli Türkçülük duygusunu,   Davasını canıyla, kanıyla sürdürecektir. 

Çünkü Kerkük’ün,   Türk milletinin içinde, gönlünde Allah, Millet, Toprak, Bayrak, Vatan, Türkmeneli, Türk Dünyası, şehitlerin mücadelecilerinin sevgisi, aşkı vardır, O Aşkla, O Duyguyla O Türklükle Yaşamaktadır.

Artık Kerkük yeni günün doğuşuyla kendi yavrularını, çocukları kucaklayacaktır Kerkük’ü kendi yananları, kendi temiz, kahraman, yiğit, atılgan gençleri, yaşlıları, kadınları, kızları, çocukları kurtaracaktır, koruyacaktır, Artık bu utku, bu bekleyiş yarından, bu günden dah yakındır İnşallah gerçekleşecektir.

Bir daha umutla, zaferle Kerkük’te Türk kültürü, şarkı, Türklüleri, makam hoyratları canlanacaktır, susmayacaktır, Kerkük’te yeniden yüce tarihli taş köprü,  Osmanlı hükümet sarayı, kışlası  Kerkük kalası yapılarak Camilerinde daha yüksek sesle azan, Kuran Kerim canlanarak, tekrar aileler baş gölgesi olan evlerine, kendi yerlerine yerleşerek, uzaklaşanlar döneceklerdir.

Kerkük’ü unutan kan kardeşi, Kerkük kendi kardeşine karşı, kardeşliğini unutmayacak eskiden olduğu gibi Söylemiş Hoyratını hatırlatacaktır. Eskiden Söylemiş olduğu Hayratını hatırlatarak ama bir daha farkı olarak cevap bekleyecektir.

Kerkük söyledi:

Akşam Arada Kaldı
Hançer Yarada kaldı
Menim bu asıl yarım
Bilmem Harada kaldı

Kan Kardeş Cevap vermiş:

Akşamın arasın gör
Aç bağrım yarasın gör
Men sana yar olmaram
Ged başın çaresin gör

Evet, kan kardeşler sen olmadan düşmanlar, hainler, işbirlikçiler bizlere yar, dost, kardeş olamazlar sen bizi, Kerkük’ü unutsan da, yine biz ve Kerkük seni unutamaz. Çünkü bizler birbirimizden birer parçayız,

Saddam döneminden sonra Kürtlerinin ve eski diktatör Baas rejiminin sindirme, saldırı, işkence baskılarından dolayı bu gün dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Irak Türkleri sürgün hayatı geçirerek, Kendi toprağından, Yurdundan uzaklaşarak yabancılık duymaktadır,

Kendi yurdunda Her türlü insani haklardan yoksun kalarak, çok sayıda insanları kayıp edilip, şehit vererek, patlamadan, kaçırma, güvensizlikten kurtarmak için göçe zorlanarak benliğini, kimliğini, Türklüğünü Kaybetme tehlikesiyle yaşayarak Can ve mal güvenliği olmayarak, yok Edinme durumdadır.

Uygarlıktan, İnsan haklarından, eşitlik, adaletten, Demokrasiden Konuşan Amerika, birçok Dünya devletleri Kuruluşları, BM İnsan Hakları Örgütü bu acı tablo önünde ne zamana kadar Seyirci kalacaktır, Irak Türklerine karşı Bu acı Felaketi görmemezlikten gelmektedir.

Batılılar tarafından Bu gün Irak’ın kuzeyi Kürt bölgesi sayılarak tam olarak olaysız istikrarlı bölge olarak kalkınmaktadır ve başka önem verilmektedir. Öteki tarafta Irak Türklerinin neler çektiğini, ne türlü zulüm ve baskılarla karşı karsıya geldiğini yalnız Kendileri bilerek hiç kimseden ses çıkmamaktadır, yok olup gedmektedirler.

Irak diktatör Saddam Rejimi, Irak’ta Türk varlığını ortadan kaldırmakta kararlı olmasına rağmen 35 yıl Irak Türkleri dayanarak durdular katliamlar, soykırım yaşamalarına rağmen, bu günde Kürtlerde Acımasızca bilinçli ve planlı olarak Baasçılar, ve öteki düşmanlarla birlikte her türlü asimilasyon politikasını uygulamaktadır.

Bu gün Türkler eriyip gidiyorlar kendi ana topraklarında özellikte Kerkük’te Kürt peşmergeler Tehlikesi karşısında yok olmaktadırlar. Öteki dış güçlerinin yardımıyla Tek umudumuz Türklük aşkıyla coşan Her Kerkük’ü sevenler, gönlü toprak, vatan sevgisiyle atanlar

Bu acı duruma, Kürtleştirme politikasına Karşı susmayarak, Sesini yükseltecektir.

Bu acılar, haksızlıklar, Kendi Ana topraklarında yasamakta olan Irak Türkleri insanlık dışı ve ürpertici eylemler baskılar sinsiUygulamalar tüm yönüyle sürmektedir. Ve anayasal haklar bakımından sistematik olarak baskılar, Arka gizli planlar gündemde yerini almaktadır. Etnik temizlik boyutuna varılmakla Kerkük’ten planları her yolları deneyerek Kerkük’ten Türkleri uzaklaştırmaktır.

Bu da son yıllarda binlerce aileyi aşarak Türklerin yerlerine Kürtler yerleşmiştir. Göç ettirme, arıtma, göçtürme, politikası Saddam döneminde olduğu gibi bu politikaýı Kürt yönetimleri Sistematik olarak yürütülmektedir.

Irak Türklerini Hedef alan Kürtler iki yönlü sistemini kullanarak önce Türklere bir bölüm işbirlikçilerinin yoluyla yaklaşarak, Molla Mustafa Barzani’nin uzun yıllar hayal etmiş olduğu Kerkük Türk bölgesini gerçekleştirmek için bir bölüm kendi çıkarlarını Düşünenlerin Destek, yardımını beklemek için planlarını çizmek üzere orta doğu projesinden kurtuluş yolunu aramaktadır.

Öte yandan yaklaşım ve hoşgörünüm altında Kerkük’e yerleşmek ve bölgeyi tam olarak Kürtleştirme politikası yolunda çalışma projeleri hızla artmaktadır.

İnşallah bu çizmiş oldukları asimilasyon, yok etme umutları gerçekleşmeyecek, tüm eskiden yaşamış olduğu inlerinde, korkarak Barınacak yer bulmayacak köşelere sığınacaklar.

En sonunda var olacak, tüm milli, anayasal haklarına, şehitlerin kanlarıyla kavuşacak olan Irak Türkleri olacaktır. Tüm işbirlikçiler, hainlerin, satılan ajanların planı yok olarak dünyada ve sonsuzlukta Ruhlarına lenat okunacaktır.

Bu gün Barzani, Talabani’nin Organizasyonu yaptığı Türkleri Kürtleştirmeye zorlaması asimile edilmesine karşı direnen Irak Türkleri Çeşitli işkence baskılara karşı nedensiz yere Tutuklamalarla yaşadıkları Kerkük ve öteki kendi Türk Bölgelerinden Korku, kaçırma, öldürme, Uzaklaştırılma, sürgün edilerek evlerine iş yerlerine el koyarak her türlü baskılarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Kerkük bir Türk şehri olmasına rağmen bugün Kürtleştirilmeye çalışılmaktadırlar, Saddam döneminde yapılan her türlü acı baskı uygulamalar bu günde ailelerin genç çocukları Kaçırılarak ve çok Türkler kendi Bölgelerinden göç edilmektedir Tehdit edilmektedir. Ve teröristler tarafından Öldürülerek araçlarla Paramparça etmektedirler

Her türlü  korku nedeniyle Türkler yerini, toprağını bırakarak, çoklarda Gece karanlığında evlerinden alınarak Bilinmeyen Yerlere götürülmektedirler.

Ayrıca Türkler kendi bölgelerinde sürekli planlı olarak Bir patlamanın sonucu yaşamını kayıp etmektedir.

Artık bu acı durmalıdır dikta rejimi Saddam’ın kopyaları bu acı olayları durdurmalıdırlar Ve ailelere yönelik zorunlu göç ettirme Uygulamalarına ve Irak Türklerine bu Basklarına Bir an önce son verilmelidir. Göçe zorlanan Türkler bölgelerine, yerlerine dönerek Yerleştirilen Kürtler ise kendi geldikleri yerlerine geri dönmeleriyle Bunların baskı acı, saldırılarına dur denilmelidir.

BM, İnsan Hakları, Af örgütleri, demokrasi, insanlıktan söz eden devletler ve tarafından Irak Türklerinin hakları Ortaya, gündem Konmuş olması gerekmektedir bugün yaşanan vahşet kaldırılmalıdır. Irak Türklerinin Asimilasyon ve ayrımcılık sürecinin sona Ermesiyle İnsanlık temel hakkına kavuşmasıyla mutsuz, umutsuz ve çaresiz hale gelmeden Bölgede yaşayan Türklere karşı her türlü sindirme ve terör eylemleri Kaçırma, fidye, bomba, bağlama Yok olmalıdır Kaldırılmalıdır.

Irak’ın kuzeyinde uluslar arası, Amerika, Siyonist İsrail, Farense, İngiliz Destekli, Barzani liderliğindeki feodal çete yönetimi bir an önce ortadan kalkmalıdır Kerkük konusunu unutulmalıdır.

Barzani, IKYB, KDP gibi söylenen, ve kendisine Güvenen, kanlı politika yürüten işbirlikçileriyle En son bunu bilmelidirler Kerkük bir Türk şehridir ve her zamanda Türk şehri olarak kalacaktır, Kürt bölgesine bağlanmayacaktır, tüm varlığımızla, canımızla, kanımızla kahraman, yiğitlerimizle bunu ölene dek savunacağız, koruyacağız.

Sadun KÖPRÜLÜ - 21 Şubat 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar