egemen_begis_kemal_burkayDiyalog Filminin Yeni Aktörü!..

Kemal Burkay havaalanına indiğinde, “genç siviller” adlı kaynağı belli bir grup ile liboş tayfasının bazı kalemşorları tarafından karşılandı… Ancak onun gelişine en çok AKP’liler sevindi…

Niye mi?..


AKP’lilerin Burkay sevdası 1 yıl önce başlamıştı… Daha doğrusu Öcalan muhaliflerine yönelik ilginin ya da kuşatmanın geçmişi de vardı…

Örneğin Bülent Arınç daha önce de PKK’nin tepkisini çeken Urfalı türkücü Şivan Perver‘le yurt dışında bir araya gelmiş, hasbıhal etmişti!..

Burkay’a da ilk karanfili ne ilginçtir ki Arınç uzattı!.. Üstelik Twitter’dan diyalog!.. Bakınız Arınç, önceki gün Burkay için neler döktürmüştü:

“Kemal Burkay ülkemize döndü. İyi de yaptı. Kendisine “Hoşgeldin” diyorum. Burkay’dan beklentimiz bu güzel ülkenin insanları arasındaki kardeş kavgasının sona ermesi için bir aydın sorumluluğu ile çaba göstermesidir. Bundan dolayı onun sözlerine ve yaklaşım tarzına ihtiyacımız olacaktır.”

Yalnız Bülent Arınç değil, hükümetin diğer üyeleri de Burkay’a ilgisini eksik etmedi. Kürt siyasetinde en sevilen sözcük “diyalog” olduğu için Burkay’la “Başmüzakereci” Egemen Bağış da bir araya geldi.

Bağış, “Ben de kendisine ‘Gülümseyen Türkiye’ye hoş geldiniz’ diyorum. Kemal Bey’in Türkiye’ye dönüşünden rahatsız olanlara bakarsanız, kan üzerinden siyaset yapanlar olduğunu görürsünüz. Ama bu zihniyetlerin köşeye sıkıştığını umuyoruz” sözleriyle hem Burkay’a övgüler sıraladı hem de onun karşıtlarına uyarılar yaptı.

Bağış, AKP Hükümeti’nin “açılım” adı altında yürüttüğü politikayı desteklediğini belirten Burkay’a “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” kitapçığı ve TRT Şeş için çıkarılan Kürtçe Kur‘an hediye etti.

Peki, AKP’nin Burkay’a ilgisi burada mı kalacak?.. Kilit soru da işte bu zaten…

Burkay’ın 31 yıl sonra döndüğü ülkesinde büyük kurtarıcı ve umut olarak görülmesinin altında, PKK denetimindeki Kürt siyasetini kuşatma projesi yatıyor.

Öcalan’ın Derin Planı!..

AKP’nin Kemal Burkay’a yönelik bu büyük ilgisi herhalde en çok Öcalan’ı kızdırıyordur… Merak ediyorum, Öcalan’ın “Ben geri çekiliyorum” çığlığı ile Burkay’ın dönüşünün aynı döneme denk gelmesi rastlantı mı?..

Ben bunun rastlantı olduğuna inanmıyorum… Çünkü Öcalan’ın son dönemde bu kadar agresifleşmesinin bir nedeni İmralı diyalogunun kısırdöngüde kalması ise ikincisi de AKP’n,n Kürt sorununda yeni bir aktör arayışıdır!..

Öcalan, AKP’nin bu planını 12 Haziran seçimlerinden çok önce fark etmişti. Hatta BDP’nin çevresini Türk solunun çeşitli fraksiyonlarıyla güçlendirmesinin altında da bu planın yarattığı kaygılar vardı.

EMEP’li Levent Tüzel, Ertuğrul Kürkçü ve benzerlerinin BDP saflarına çekilmesi, yalnızca Öcalan’ın çatı partisi stratejisine hizmet etmiyordu.

Öcalan daha güçlü olmaki kendisine karşı alternatif arayışlarını çökertmek istiyordu! Bu işbirliğine federasyon düşleri gören Barzanici HAK-PAR‘ı da almak istediyse de başarılı olamamıştı!

HAK-PAR’cılar mı bu planı fark edip geri çekildi yoksa onları Burkay üzerinden AKP’liler mi uyardı? Tarih bunun yanıtını çok kısa sürede verecektir.

Biz tarihin yanıtını beklemeden Öcalan’ın HAK-PAR‘ın da sol bloka alınmamasıyla ilgili düşüncelerini sıralayalım. Bakınız Öcalan seçimden önce ne demişti:

“Seçimlerde SDP Genel Başkanı da aday olsa iyi olurdu. Yine HAK- PAR’dan da olsaydı iyi olurdu. HAK- PAR seçimden çekilerek demokrasi bloku adaylarını destekleyeceklerini açıklamaış. Bu olumlu bşr yaklaşımdır, mesele sadece seçim değil, birlikte hareket edilmesi önemlidir. Demokratik blok stratejiktir, sadece seçime dönük olmamalıdır.”

Raylardaki Pati!..

Öcalan hem çatı partisinin altyapısını kurmak hem de BDP’yi güçlendirmek için başlattığı sol blok girişimini “strateji” olarak nitelese de, bu planı kimi çevreler bir tuzak olarak görmüştü!..

Öcalan’ın aslında kendisini güçlendirmek  ve hakimiyetini artırmak için girdiği bu yola kuşkuyla bakan çevrelerden biri de katı bir Öcalan muhalifi olan “Nasname” grubuydu.

Bakınız onlar 5 Şubat 2011′de, “Öcalan’dan Kürt muhalefetine seçim tuzağı” başlığı altında neler yazmıştı:

“Öcalan son avukat görüşmesinde yine ağız değiştirdi ve ‘demokratik blok’, ‘çatı partisi’ gibi ulusal olanı dışlayan yaklaşımlardan vazgeçtiği sinyalini verdi. Kürt muhalefetine düşen görev, BDP ile hiçbir ittifaka girmeden, BDP dışında kalan yapılarla ulusal demokratik birlik oluşturmaktır. Öcalan’ın BDP’nin oyununu görmeyecek olan Kürt muhalefetinin sağlıklı adımlar atması ve umut olması beklenemez.”

Öcalan’ın çatı partisinin temlleri atma uğruna seçimlere “sol blok”la girme projesi, BDP’nin kazandığı milletvekili sayısına bakılırsa byük oranda başarılı oldu…

Ancak buna rağmen HAK-PAR’ı bünyesine çekemeyen Öcalan, AKP’nin dengeleri değiştirebilecek bir karşı atağıyla karşılaştı… Bu durum, “Kim tuzağa düştü?” sorusunu da ortaya attı!..

Öcalan, AKP’nin bu atağından ciddi oranda etkilenebilir. AKP bir süre sonra, terörün şiddetini artırmasını da göz önüne alarak Öcalan’la diyalogu önemli oranda kesebilir.

AKP diğer yandan, Burkay üzerinden devletle uzlaşan, ılımlı ve şiddeti reddeden bir Kürt hareketi yaratmak için tüm gücünü seferber edecektir.

Burkay her ne kadar siyasete girmeyeceğini iddia etse de bu diyalog treninin yeni makinisti de kendisidir…

Peki bu lokomotif yürür mü?.. Hadi bir soru daha sorayım, kedi raylara çıkar mı?.. Ya da siz hiç mayına basan pati gördünüz mü?..

Mehmet  FARAÇ - 03 Ağustos 2011 - Aydınlık

Son Yazılar