Yeni Vatan Cephesi!

2002 – 2007 dönemi “acemilik dönemi” olarak isimlendiriliyor. Bu dönemde devleti tanıma süreci yaşandı.

2007–2011 dönemi “çıraklık dönemi” oldu. Bu dönemde devleti denetim ve kontrol altına alma adımları atılmaya başlandı.

Nasıl olsa “demokrasi bir araç”olarak tanımlanıyordu!


O araç(demokrasi) yolu ile planlı şekilde tek parti egemenliğine yönelik adımlar atıldı.

Önce kurumların ele geçirilmesine çalışıldı.

Bu konuda da bir strateji benimsendi.

En zayıf ve kolayca ele geçirebileceklerini düşündükleri kurumdan işe başladılar. Önce bürokrasiye el attılar.

Tüm kurumlarda etkin görevlere “yandaş” isimleri getirdiler.

Sonra medya üzerinde kontrolü ele geçirdiler. Çünkü medya yolu ile kolayca toplum mühendisliği yapmak olanaklı idi…

Çok kanallı tekseslilik yolu ile halkı etkilemeye başladılar.

Sonra yoksullaştırma başladı. Yoksullaşan halk yardımlarla iktidara mideden bağlandı…

Sıra geldi üniversitelere…

YÖK kontrol altına alındı. Rektör atamaları ile üniversitelerde… ÖSYM’ de…

Ara sıra çıkarılan yasaları iptal ederek işlere takoz koyan Anayasa Mahkemesine sıra geldi. O da kolayca elde edildi.

Artık kolay kolay iptal kararı çıkmaz!

Ama HSYK, Danıştay ve Yargıtay vardı. O kurumlar da can sıkıyordu. 12 Eylül 2010 referandumu ile bu kurumlarında elde edilmesi süreci başladı.

Ve edildi!

HSYK, şimdi yaptığı kritik atamalar ile aslanlar gibi görev yapıyor.

Örnek mi?

HES’ ler konusunda yürütmeyi durdurma kararı veren Rize ve Ordu İdare Mahkemelerinin yapısı atamalar ile değiştirildi ve daha önce verilen iptal kararları iptal edildi!

HES’lere yargı yolu ile yol açıldı…

‘Ergenekon’ davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün, Balbay ve Haberal için tutuklama kararının kaldırılması yönünde oy kullandı. HSYK Şengün’ü  Bolu’ya atadı!

Yasama organı TBMM, vekil çoğunluğu ile kontrol altına alındı.

Yürütme organı Hükümet ve Çankaya tam bir uyumluluk içinde(kardeş, kardeş) çalışıyor.

Yargı HSYK ile denetim altında…

Yani yasama, yürütme ve yargı tek partinin siyasi gücünün denetimine girdi.

En sona TSK bırakıldı.

Ama TSK’ da uzun ve planlı bir strateji ile etkisizleştirilmeye çalışıldı.

Çıraklık döneminde bu konuda adımlar atıldı.

12 Haziran sonrasında başlayan “ustalık döneminde” ise son adımlar atılmaya başlandı.

Genel Kurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanının YAŞ öncesi istifa etmeleri, bu adımlara karşı bir tepkidir.

Ancak o tepki TSK üst yönetimini belirleme konusunda tarihi bir fırsat yarattı.

YAŞ ile bu fırsat değerlendirilecektir.

Ne diyor usta!

“Demokrasi bir araçtır.”

O araç kullanılarak ülke giderek daha fazla tek parti egemenliği altına girmektedir.

Yasama organı kontrol altında,

Yürütme organı da kontrol altında,

Yargı da…

Üniversiteler, bürokrasi, medya ve yoksullaştırılan halk ile rant dağıtılan çevreler de…

Kontrol altındalar.

O zaman kolayca söyleyebiliriz.

Yeni vatan cephesini yaşıyoruz…

Bu demokrasi değildir!

Hilmi TAŞKIN - 01 Ağustos 2011 - İlk Kurşun

Son Yazılar