Türk Subayları ve Anlayamamak

Genelkurmay Başkanlığı’nın “ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ” konulu basın açıklaması geçen yazımın konusu idi.

Açıklamayı okuyunca, anlayamamaktan ziyade “ÇOK İYİ ANLIYORUZ” dercesine yazılmış gibi gelmişti bana.

Doğrusu da öyle olmalıydı.


Suçlamaların nasıl yapıldığı, delillerin nasıl toplandığı, mahkemelerde 2 ye1 üstünlüklü kararların nasıl alındığı, vicdan sahibi ŞEREF’li yargıçların olaydaki hukuksuzluğu nasıl ortaya koyduğu herkes gibi Gnkur.Bşk.lığınca da bilinmekteydi elbette.

O halde Gnkur.Bşk.lığının açıklaması; ASKER NEZAKETİ, HUKUKA SAYGI ve DEVLETİN KURUMLARINA SAYGI çerçevesinde kalmaya özen göstermenin yansımasıydı.

Her zamanki gibi.

Dana altında buzağı arayanlar ise o açıklamada da istismar noktalarına odaklandılar.

Her zamanki gibi.

Olay ve oyun durmuyor, yürüyor.

Bu hafta, kamuoyuna da yansıyan iki Türk subayının mahkeme ifadelerini, söz konusu gelişme ile birlikte bir kez daha değerlendirmek istedim.

İfadeler basında yer aldığı ve uzunca olduğu için hepsini değil, üzerinde durmak istediğim bazı bölümlerini tekrarlayacağım.

E.J.Albay Atilla UĞUR diyor ki;

… Gizli tanıkların iftiralarının yalan olduğu mahkemenizce anlaşılmıştır.

… Polis ve yargının içine ustalıkla sızmış olan çetenin yemeyeceği herze yoktur.

… “Neden sen”, “Neden bunlar sana yapılmış da başkasına yapılmamış” anlamında bana da sordunuz,

Bunun cevabı son derece açıktır;

– EVET ben, çünkü, bebek katilini İmralı’da sorgulamış Türk subayıyım..!

– EVET ben, çünkü, PKK,DHKP-C ve Hizbullah terör örgütleri ile mücadelede hasbelkader başarılı olmuş bir Türk subayıyım..!

– EVET ben, çünkü, Hizbullah Terör Örgütü üst düzey yöneticilerinin yakalanması operasyonuna katılmış bir Türk subayıyım..!

– EVET ben, çünkü, Allah’ını, milletini bilen Mustafa Kemal’in yolunda giden bir Türk subayıyım..!

– Bana darbecisin, teröristsin deniyor. Darbeci de terörist de şerefsizdir.

– Çete korkusunda haklıdır. Çünkü, Mustafa Kemal’in yolundan giden bizler milyonlarız, ve Cumhuriyeti, Vatanı Allah’ın izniyle bu çete ve yandaşlarına yedirmeyeceğiz…

Her savunması ibretlik. Her savunması; onu suçlayanlara, yargılayanlara, tuzakçılarına, hukukçulara, kamuoyuna ders niteliğinde olan Teğmen Mehmet Ali ÇELEBİ de neler söylüyor bakalım:

… Bu iddianameye göre terörist sayılmayacak tek bir insan bulunamaz bu dünyada.

… Görüldüğü üzere milyonlara hizmet veren telesekreter servisi dahi beni terörist yapacak etmenlerin arasında yerini almış, benim için araştırma konusu olmuştur. O, “Aradığınız kişiye ulaşılamıyor !” diyordu. Ben ise bütün iddiaları çürütmüş olmanın verdiği bahtiyarlıkla “ARADIĞINIZ ÖRGÜTE ULAŞILAMIYOR!” diyorum.

… Bu iddianameye vurduğum ışıklı neşter huzurunuzdadır. Millet hayatı ve namusunun yegane kefili Türk subayına kurulan pusunun bakiyesi karşınızdadır. Tarihin şahit olduğu en büyük adaletsizlik mucizesi ortadadır.

… Zavallı hukuk! Nelere alet oldun?

… Benim şahsımda Türk milleti mahkumiyete sevk edilmektedir. Çünkü, Türk milletinin mazisi, şimdisi, istikbali ile temsil eden müşterek gerçekten bir sembol varsa o da Türk askeridir.

… Bizler,Türk subayı olarak bize emanet edilen devrimleri ve bağımsızlığı Silivri’de kaybetmeyeceğimizi tüm dünyaya göstereceğiz..!

İşte TÜRK SUBAYLARI böyle sesleniyor SİLİVRİ’den.

Onlarda hiç suçlu hali var mı?

Onlar, kendilerine yapılanın ayırtına varamamış olabilirler mi?

Onlar, kirli senaryonun kirli oyuncularına eşlik edebilirler mi?

Onlar; onurlarından, gururlarından, ülke çıkarları için ettikleri yeminden zerre ödün verirler mi?

Onlar, cezaevinde ölseler, tabutlarıyla çıkarken bile dimdik durmaktan alıkonulabilirler mi?

Onlar, bireysellikten çıkmış, millete malolmuştur. Milleti temsilde boyun büküp eğilebilirler mi?

Ne acıdır ki, çeşitli uluslararası kuruluşlar yayımladıkları raporlarda kötümserlik verecek her konuda ülkemizi ön sıralarda, iyimserlik konularında ise son sıralarda göstermektedirler.

Son olarak OECD ülkeleri raporunda da durum farklı değildir;

– Gelir eşitsizliğinde sondan ikinciyiz,
– İstihdam düşüklüğünde sondan birinciyiz,
– İşsizlik oranında sondan ikinciyiz,
– Yoksullukta sondan üçüncüyüz (Bakanımız gurur duyabilir bu konuda ABD’den iyiyiz, onlar sondan ikinci. N.B.)
– Eğitime en az para ayıran ülkeyiz,
– Bebek ölümlerinde birinciyiz,
– Ortalama ömür süresinde de sonuncuyuz.

Birkaç gün önce de basın özgürlüğü açısından da sondan birinciliğimiz açıklanmıştı. (Bakan’a göre ABD’den daha özgürdür…)

Yaşadıklarımıza şöyle yukarıdan ve dışarıdan bakınca ne görülür acaba?

İleri demokrasi diye, açılım diye, toplu açılış diye, duble yol diye, büyüyoruz diye, darbeciler ve çetelerle mücadele diye uyutulan, kandırılan, oyalanan bir toplum görülür desem çok mu abartılı olur?

Yoksa, az bile mi denir?

Türk subayı,Türk aydınıyla birlikte, gururla nöbetine ve vatan hizmetine devam ediyor.

Sınır boyu, çatışma alanı, sebebi belirsiz dünya jandarmalığı veya demir parmaklık arkası onun için fark etmiyor.

Bu inançtaki, bu özgüven sahibi Türk subayı hiç bir mücadeleden yenik ayrılmaz.

Bu yüce duygularla donanmış Türk subayı; ne boyun eğer, ne Atasının yolundan sapar.

” Yeniyoruz..” diye böbürlenenler de yanıldıklarını anlayacaktır.

O günler de çok uzak değildir.

Türk milleti uyanmaktadır. Nasıl yanıltıldığının ayırtına varmaktadır.

Türk Genelkurmayı, her şeyi çok iyi anlamış ve anlamak istemeyenlere de en nazik yöntemle anlatmıştır.

ANLAMAKTA ZORLUK ÇEKİYORUZ’ un açılmış şeklini bilmem açıklayabildim mi?

Anlamakta zorluk çeken varsa, onların kim olduğunu anlamakta zorluk çeker misiniz?

Sanmam…

Naci BEŞTEPE - 17 Nisan 2011 - İlk Kurşun

http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar